Mehmet Menekşe
12 Mart 1971 darbesinden sonra tutuklanan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını engellemek için 27 Mart 1972’de Ünye’deki NATO üssünde çalışan yabancı görevlileri kaçıran 10 devrimci, 30 Mart tarihinde Kızıldere’de askerler tarafından ağır makinalı silahlarla katledildi. Katliamdan sadece Ertuğrul Kürkçü sağ olarak kurtuldu.
Mahir Çayan, Hüdai Arıkan, Cihan Alptekin, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazım Özüdoğru, Sabahattin Kurt, Ömer Ayna ve Saffet Alp’in Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde öldürülmelerinin 52. yıldönümü.
Eğitimci yazar Zeki Sarıhan, Kızıldere’de katledilen Ertan Sarıhan’ı anlattı. Sarıhan, “Bu da devrimcilerden ders alınması gereken bir mirastır. Ertan ve arkadaşlar canlarını hiçe sayarak bize böyle bir miras da bıraktılar. Kızıldere Katliamı gibi gençlik kıyımlarında Türk solu lidersiz bırakılmış 1980 askeri darbesiyle örgütlü yapısını yitirmiştir. Bugün yaşanan sancı geçmişte yaşanan kıyımların sancısıdır” ifadelerini kullandı.
Sarıhan, “Ertan ile dedelerimizin kardeş. Bu sülaleye Sarıkadıoğulları deniyor. Yedi kardeş olan dedelerimizin tümünün lakabı ‘hoca’ dır. Bunların bir kısmı din hizmetlerinde de bulunuyorlarmış. Ertan’ın babası Lütfi, 1900’lü yılların başında Fatsa’da müderris Hamit Hoca’nın yanında Rüştiye’de okumuş. Annesi de Hamit Hoca’nın kızı Sabıka’dır. 1942 doğumlu Ertan üç çoğun en küçüğüdür. Ertan’ın babası Lütfi Sarıhan, mahkeme kaleminde çalıştıktan sonra dava vekilliğine yükseldi. Emekli olduktan sonra uzun yıllar CHP’nin Fatsa İlçe Başkanlığını yaptı. Bu nedenle de ilçede ‘şef’ ünvanıyla tanınır” dedi.
‘ÜNİVERSİTEDE SOSYALİST OLDU’
Ertan Sarıhan ise ilk siyasi bağlantıların 1960’lı yılların başlarında olduğunu belirten Zeki Sarıhan, “Bir gün köyde radyo dinlerken CHP’nin ileri gelenlerinden Turhan Feyzioğlu’nun konuşmasına tanık oldu. Ertan, Feyzioğlu aleyhinde sert bir söz söyledi. Babası CHP’li olduğu için buna hayret ettim. Anlaşılan Ertan üniversitede sosyalist olmuştu. Akpınar İlköğretmen Okulu’nda okuyan ben de sosyalist olduğumdan şimdi artık onunla yoldaştık. Köyümüzün gençleri olarak köyde bir kültürel kalkınma hamlesine özendiğimizde Ertan, Fatsalı sosyalist gençlerle birlikte yanımızdaydı. Fatsa’da hazırladıkları oyunları köyde sergilediler” diye konuştu.
‘FATSA’DA İLERİ KÖY GAZETESİNİ ÇIKARDIK’
Ertan Sarıhan ile birlikte Fatsa’da sosyalist çalışmalar yürüttüklerini ve gazete çıkardıklarını anlatan Zeki Sarıhan, “Ertan’a köy kalkınması üzerine bir gazete çıkarmayı önerdim. Ertan gazetenin sahipliğini, ben sorumlu yöneticiliğini üstlendim. Gazeteyi bir kuruluş adına çıkarmaya karar verdik ve Ertan, Fatsa Fikir Kulübü’nü önerdi. Bu kulüp üniversitede okuyan Fatsalı gençler tarafından 1963’te kurulmuş. Böyle bir kulübün üniversite dışında ilk kez Fatsa gibi bir ilçede kurulması, daha o yıllarda Fatsa’daki devrimci potansiyeli gösterir. Kendisi arkadaşlarıyla görüştü, İleri Köy gazetemizin kulübün yayın organı olarak çıkması böylece sağlandı. Böylece köydeki sosyalizmle şehirdeki sosyalizm buluşmuş oldu” dedi.
‘KÖYLÜ EYLEMLERİNİ ÖRGÜTLEDİ’
Ertan Sarıhan ile birlikte 1967 yazında köylü eylemlerini organize ettiklerini ifade eden Zeki Sarıhan, şöyle devam etti:
“1967 yazında köylülerimizle Ordu’ya kadar düzenlediğimiz iki günlük yol yürüyüşünde Ertan’ın katkıları çoktur. İlçe merkezinden alıp getirdiği karton ve boya ile yürüyüş pankartlarını birlikte hazırladık. Ardından Fatsa’da bir yoksulluk yürüyüşü yaptık. Bunun için de Ertan ile yürüyüşü köylülere haber vermek için tamamen topraksız Arpalık Köyü’ne gitmiştik.1968-1969 öğretim yılının şubat tatilinde, Fatsa ve Ordu çevresinde devrimcileri örgütlemek ve harekete geçirmek konusunda ortak çalışmalarımız oldu. Ertan, Perşembe Öğretmen Okulu’nda fark derslerini vermiş, Çarşamba’nın Irmaksırtı Köyü’nde öğretmenliğe başlamıştı. Kabına sığmayan Ertan öğretmenliği de bırakmış profesyonel devrimciliğe başlamıştı.”
‘İMAM CENAZE NAMAZINI KILMAYI KABUL ETMEMİŞ’
Kuzeni Ertan Sarıhan 30 Mart 1972’de Kızıldere’de katledildiğine Mamak Cezaevi’nde yaklaşık iki yıldır tutuklu olduğunu söyleyen Zeki Sarıhan, o günleri şöyle anlattı:
“Kızıldere Katliamının ardından oraya giden bir akraba Ertan’ın naaşını Fatsa’ya getirmiş, Fatsa’dan pek az aile dostu cenazeye gelmiş. Köyden ise bir hayli akraba şehre inmiş. Herhalde müftünün izin verememesi üzerine birkaç ev ötelerinde bulunan caminin imamı cenaze namazını kıldırmayı kabul etmemiş. Ertan’ın köydeki amcaları imamdı, cenaze namazını amcası kıldırmış. Yalnız köyümüzde değil, Fatsa’da da Ertan hakkında şimdiye kadar tek bir kötü söz duymadım. Çünkü Ertan, davranışları ve halkla ilişkisi bakımından örnek bir devrimciydi. Alçak gönüllüydü ve köylülerin koşullarına uyum gösterirdi. Babasının kendisi için yarattığı ve yaratabileceği olanakları tepmiş, ailesini sıkıntıya sokmamak için evden de ayrılmıştı. Karadeniz bölgesinde tanınan, bilinen, güvenilen, örnek bir devrimciydi. Halkı için, tam bağımsızlık, özgürlük için mücadele eden bir yurtseverdi.”
“Kızıldere Katliamı köşeye sıkıştırılan yiğit bir kadronun intihar hareketiydi” diyen Sarıhan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu gençler hiçbir zaman vatanlarının ve halkın aleyhine çalışmadılar. Bugün yaşamış olsalardı kimbilir Türkiye’nin hangi yönetim birimlerinde ve siyaset sahnesinde yer alacaklardı. Gençler, Türkiye’nin Amerika’ya bağımlı kalmasına başkaldırdılar. Bu da devrimcilerden ders alınması gereken bir mirastır. Ertan ve arkadaşlar canlarını hiçe sayarak bize böyle bir miras da bıraktılar. Kızıldere Katliamı gibi gençlik kıyımlarında Türk solu lidersiz bırakılmış 1980 askeri darbesiyle örgütlü yapısını yitirmiştir. Bugün yaşanan sancı geçmişte yaşanan kıyımların sancısıdır.”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!