Eylül Gökçin
Ne çok fotoğraf gördüm bu hafta ne kadar çok umutla, kavgayla, sevgiyle bakan yüz gördüm… Yitirdiğimiz yüzler yitirdiğimizden dahi emin olamadığımız yüzler…
Hepsi çok önemli, hepsi anılmaya uğrunda direnişi büyütmeye değer. Ama içlerinde biri var ki enternasyonalist kavgamızı, kavgamızın kadın bilincini hatırlatan bir kadın arkadaşımın gülümseyen yüzü. Omuzlarında Filistin kefisi, ellerinde pembe güller nasıl da gülümsüyor…
Sonra yine enternasyonel bir ezgi tınlıyor kulağıma masamdaki tabletten. Bugüne uyarlıyorum…
Bir koridor gibi çın çın öten sokaktan
Ayaklarını vura vura
Uluslararası birlikler geçiyordu
Kimler yoktu ki aralarında
Denizler, Rachel Corrieler ve Ayşenur Ezgi Eygi….
Hepsi de çelikleşmiş dimdik
Onların dil sorunu yoktu
Dünyayı yaratan ellerinden tanırlardı birbirlerini
Ve hangi dilde verilirse verilsin anlarlardı
Hücum komutunu
Yüzlerini bile görmedikleri
Filistin işçi ve köylüleri için
Aynı kahramanlıkta ve sadelikte öldü onlar
Öldüler haykırarak!
“Diz çökerek yaşamaktansa
Ayakta ölmek yeğdir
No Pasaran!”
Ayşenur Ezgi Eygi de “No Pasaran!” diyenlerdendi. Emperyalizmin barbarlığına karşı; ezilen, sömürülen, toprakları en gelişmiş teknolojilerle yerle bir edilen bir halkın yanında olmayı tercih edenlerdendi. Bu barbarlık insanlık tarihinde çok da yabancı olmadığımız bir resim gibi capcanlı duruyor hafızamızda.
Biz bu barbarlığı Hindistan’daki İngiliz sömürgeciliğinden, Fransa’nın Cezayir’de uyguladığı soykırımdan, Amerika’nın Vietnam’da işlediği savaş suçlarından ve çok daha yakından tanık olduğumuz Kürt coğrafyasında uygulanan savaş politikalarından tanıyoruz.
Antalya doğumlu olan Eygi’nin ailesi daha o bir yaşındayken Amerika’ya taşınmıştı. Eygi Washington Üniversitesi’nde psikoloji okumuş, aynı üniversitede Orta Doğu Dilleri’nde çift ana dal yapıyordu. Onun için hem Amerikan hem Türkiye vatandaşı diyenlere inat o dünya vatandaşı olmayı tercih edenlerdendi. Tıpkı kendisi gibi işgal ordusu tarafından katledilen Rachel Corrie’nin de mensubu olduğu Uluslararası Dayanışma Hareketi (ISM) üyesiydi. Rachel Corrie de 2003 yılında Filistin’deyken tanıştığı eczacı dostu Samir Nasrallah’ın evini yıkmaya çalışan İsrail buldozerlerinin karşısına korkusuzca dikilmişti. Genç ve korkusuz Corrie’nin bedeni buldozerlerle iki defa çiğnendi.

Eygi de soykırımın, yerinden edilmenin en vahşisine tanık olan Batı Şeria’daki Nablus’ta bir yerleşim yeri olan Beita kasabasındaki Filistin’in yoksul çiftçilerinin yanındaydı. Bu alan Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesi için işgal ordusu tarafından sık sık saldırıya uğrayan bir bölgeydi ve daha önceki saldırılarda birçok Filistinli burada işgal ordusu tarafından katledilmişti.
Eygi aynı bölgede zeytinliklerini korumaya çalışan Filistin köylüleriyle birlikte direndiği için işgal askerlerinin çatılara konuşlanmış keskin nişancıları tarafından başından vurularak katledildi.
Ayşenur Ezgi Eygi 26 yaşındaydı. Sahip olduğu imkanlar dahilinde iyi ve konforlu bir hayat sürebilirdi. Fakat o birçoklarının hayallerini süsleyen “iyi bir yaşamı” elinin tersiyle iterek yaşadığı yere binlerce kilometre uzaklıktaki ezilen, sömürülen, en yüksek teknolojiyle katledilen Filistin halkının yanında olmayı, onlarla birlikte direnmeyi tercih etti. Adı Filistin direniş tarihinin sayfalarına işlendi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!