Perşembe, 20 Ağustos 2026

Teknoloji Tekellerinin Savaş Aygıtındaki Rolü



Devrimci Proleter Gençlik’in Abolitionist Law Center ve uluslararası hukuk örgütlerinin Microsoft’un İsrail’in Filsitin’deki soykırım suçundaki rolüne dair mektubuna ilişkin değerlendirmesini yayınlıyoruz


Abolitionist Law Center (Kölelik Karşıtı Hukuk Merkezi) ve uluslararası hukuk örgütleri 2 Aralık 2025’te Microsoft’un CEO’su Satya Nadella ve Başkan Brad Smith’e bir “İnsanlık Suçlarına Ortaklık Nedeniyle Resmî Uyarı” gönderdi. Bu mektup Microsoft’un siyonist İsrail devletinin askerî, istihbarat ve hükümet aygıtına sağladığı bulut bilişim, yapay zekâ ve veri işleme hizmetlerinin, Gazze’de işlenen savaş suçları ve soykırımla doğrudan bağlantılı olduğunu ilan ediyor.

Açıkça söylenen şu: Microsoft’un teknolojisi Filistin halkına karşı yürütülen yıkımın lojistik omurgalarından biri hâline geldi. Artık kimse “biz sadece hizmet sağlıyoruz” masalına saklanamaz. Çünkü bu mektup dev bir tekeli hesap vermesi için tarihin önüne çağırıyor.

Ama mesele bir şirketten ibaret değil. Bu belge, emperyalist teknoloji tekellerinin savaşlarda nasıl rol oynadığının bir örneği. Kodla, bulutla, algoritmalarla işlenen suçların ardındaki sınıfsal yapıyı gözümüze sokuyor.

Bugün karşımızda sadece bir teknoloji tekeli yok. Çalışanlarını, altyapısını ve bütün kurumsal aklını bir halkı yok etmeye yönelmiş askeri makinenin emrine veren ulusötesi bir sermaye örgütü var.

Ve biz genç devrimciler biliyoruz ki her büyük suçun arkasında, kârın tarihsel yasasına göbekten bağlı bir sınıf bulunur. Microsoft’un rolü çürüyen emperyalizm çağında “dijital özel sektör ordusunun” ne kadar genişlediğini gösteriyor. Her sunucu, her veri merkezi, her yapay zekâ kümesi kanla yazılmış bir sözleşmeye dönüşüyor.

Bugün Gazze’de işlenen suçlar sadece tanklarla, bombalarla değil yazılımlarla, askerî veri akışını hızlandıran API’lerle, öldürme kararlarını saniyelere indiren makine öğrenimi modelleriyle yürütülüyor. Bir tuş, bir paket, bir bulut fonksiyonu hepsi emperyalizmin çağdaş mermileri.

Mektup bize şunu haykırıyor:
Sistem suçludur.
Tekeller suç ortağıdır.
Bu suçların devamı, sessiz kalan herkesin sırtında ağır bir yük bırakır.

Biz Devrimci Proleter Gençlik için mesele sadece teşhir değildir. Teşhir, örgütlü bir karşı atağın başlangıcıdır. Bizler üniversitelerde, fabrikalarda, sokaklarda biliyoruz ki sermaye sınıfı gençliğin bilgisini, emeğini, hayallerini kendi savaş makinesine devşirmek istiyor. Genç yazılımcılar, veri analistleri, araştırmacılar farkında olmadan katliam zincirlerinin halkalarına dönüştürülüyor.

Bu düzende “teknoloji sektörü” masum bir alan değildir. Her iş ilanı aslında kâr için işleyen bir tahakküm düzeninin kodlarını yazacak yeni personel arar. Microsoft’un bugün Gazze’deki yıkıma sağladığı katkı, yüzlerce gencin emek-gücü üzerinden gerçekleşmiştir. Bu yüzden bu mektup, biz genç işçilere de yöneltilmiş bir uyarıdır.

Diğer taraftan mektup tarihsel bir gerçeği de gösteriyor: Artık emperyalizm öyle bir aşamaya geldi ki suçlarını gizleme ihtiyacı bile duymuyor. Uluslararası hukuk kurumları, yüzyıllardır sermayenin yanında duran yapılar bile, bu ölüm makinesinin geldiği noktada gerçekleri saklayamaz hâle geliyor.

Ve tam da burada bizim sorumluluğumuz başlıyor.

Bugün görevimiz, bu suç ortaklıklarını yalnızca ifşa etmek değil ülkenin, bölgenin, dünyanın dört bir yanında isyan eden genç kuşakları aynı hedefe kilitlemek. Tekellerin savaş aygıtını dağıtmak, emeğimizi ve bilgimizi özgürleştirmek.

Bizler biliyoruz ki:
Hiçbir algoritma halk iradesinden güçlü değildir.
Hiçbir bulut sistemi örgütlü gençliğin kararlılığını susturamaz.
Hiçbir yapay zekâ, devrimci insan aklının yaratıcı gücüyle boy ölçüşemez.

Microsoft’a gönderilen bu mektuptan genç kuşakların çıkaracağı görev şudur: “Savaş makinesinin vidaları olmayın. Aygıtı durdurun.”

Ve biz durduracağız.
Çünkü bizim bilgimiz onların savaşına değil halkların özgür geleceğine ait.