Öğrencilerin değersizleştirilerek gelecek hedeflerinden uzaklaştırılıp ucuz işgücü olmayı kabullenmelerinin simgesi haline gelen Kredi ve Yurtlar Kurumu’na (KYK) bağlı yurtlarda son bir haftada ikisi kadın üç öğrenci hayatını kaybetti.
4 Haziran’da Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi öğrencisi Zehra Kaçar, KYK Safahat Kız Öğrenci Yurdu’nun altıncı katından ‘düşerek’ yaşamını yitirdi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldığı açıklanırken ayrıntılı bir resmi açıklama yapılmadı. Ölümü şüpheli olarak kayıtlara geçti.
6 Haziran’da Kırklareli Üniversitesi öğrencisi Halil İbrahim Gökşen, mezuniyet töreninin ardından kaldığı Ahmet Cevdet Paşa KYK Erkek Öğrenci Yurdu’nda yaşamına son verdi.
7 Haziran’da Ege Üniversitesi öğrencisi Zeynep Dicle Çalışır, kaldığı KYK yurdundaki odasında ölü bulundu. Çalışır’ın ölüm nedenine ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Ölüm yine kayıtlara şüpheli olarak geçti.
Zehra Kaçar ve Zeynep Dicle Çalışır’ın ölümlerinin “şüpheli” diye kayıtlara geçmesi özelde yurtların güvenlik sorunlarını olduğu kadar bu dönemin ruhunu da ifade eden şantaj, baskı, psikolojik-fiziksel şiddet gibi sayısız olasılığı da düşündürtüyor.
Değersizleştirip köleleştirmek!
KYK yurtları, hijyenden yemek sorununa, ulaşımdan bozuk asansörlere-akmayan sulara, güvenlikten dayatılan disiplin ve kurallara, kalabalık odalardan psikolojik destek yerine Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında yapılan protokoller kapsamında “manevi danışmanlık” gibi bir ideolojik mekanizmaya ve süreklileşmiş kontrollere kadar aklımıza gelebilecek her yönden öğrencilerin değersizlik duygusunu içselleştirmeleri için özel çaba harcanan mekanlara dönüşmüş durumda.
Geleceğin ya diplomalı işsizlikle ya da asgari ücrete hadi bir tık üstüne talim eden güvencesiz çalışmayla şekilleneceğini az çok öngören öğrencilerin bu geleceksizliği kabullenmeleri sistem açısından özel bir uğraş. Çoğu bir işte çalışarak okuyabilen öğrencilerin yaşadıkları umutsuzluklar, baskı ve mobbingin sayısız biçimi eklenerek derinleşiyor.
Öğrenci hareketinin daha güçlü bir örgütlülükle moral çekim merkezi haline gelemediği, dayanışma mekanizmalarının alabildiğine zayıfladığı, bireyciliğin-duyarsızlığın onlarca yıl içinde itinalı bir ideolojik-kültürel-siyasi çalışmayla toplumsal nitelik kazandığı bu koşullarda yaşanıyor her şey. Bu gerçek geleceksizlik duygusuyla birleşince gençlerin hayatlarına son vermeleri daha yaygın bir nitelik kazanmaya doğru gidiyor.
KYK yurtlarında son bir haftada yaşanan ve biri intihar, diğer ikisi de şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçen ölümler bu tablodan bağımsız değil. Panzehiri ise örgütlü mücadele üzerinden genel bir halt-i ruhuyeye dönüşecek gelecek inancı ve bilinci, dayanışmanın kucaklayıcı gücüdür.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!