Dilovası’nda bulunan Ravive Kozmetik’te 8 Kasım 2025’te meydana gelen işçi katliamına ilişkin davanın dördüncü duruşması bugün Kandıra’da bulunan Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde başladı. Üçü çocuk yedi işçinin hayatını kaybettiği katliamın bu duruşmasında ailelerin ve avukatların ısrarlı talepleri sonucu kamu görevlileri ilk defa hâkim karşısına çıktı.
Aileler, kamu görevlileri namına sadece belediye yetkililerinin yargılanması, bunun da patronların yargılandığı davayla birleştirilmesi ve yargılamanın olası kastla değil taksirle ölüme sebebiyet vermekten gerçekleşecek olmasına daha önceki açıklamalarıyla tepki göstermişti. Aileler ve avukatlar, İŞKUR binasının hemen yanındaki kaçak yapıda yasadışı şekilde 15 yaşında çocukların çalıştırılmalarına seyirci kalan İŞKUR ve SGK yetkililerinin de yargılanması ısrarlarını sürdürdüler. Geçen hafta SGK Kocaeli İl Müdürlüğü önünde yaptıkları açıklamada yangın sonrası açığa alınan ve görevine iade edilen SGK Kocaeli İl Müdürü Mehmet Salih Aydın, Kocaeli İşkur Müdürü Ulvi Yılmaz ve ismi geçen diğer kurum yetkililerinin dosyada sanık olarak yer almasını istemişlerdi. Aynı zamanda Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu, eski dönem Belediye Başkanı Hamza Şayir ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın dahil olmak üzere ilgili tüm belediye yetkililerinin de yargılanması gerektiğini vurgulamışlardı.
Bugün duruşma başlamadan önce cezaevi kampüs binası önünde yapılan açıklamalarda da aynı gerçeklerin altı çizildi aynı talepler yinelendi. Yargılanan belediye yetkilileri ifadelerinde esas olarak Dilovası’nın büyük kısmının hatta emniyet müdürlüğü binasının bile kaçak olduğu gerçeğine işaret ederek kendilerini savundular. Her denetime geldiklerinde koli koli parfümle döndükleri, bu binanın sadece kaçak değil her açıdan sorunlu olduğunu bildikleri halde göz yumduklarını unutturacaklarını sanarak…
Avukatları da pişkinlikte çıtayı yükselterek mahkemeye sunulan bilirkişi raporuna işaret edip “Bu raporlar tüm Türkiye’ye uygulansa görevini ifa edecek kamu görevlisi bulunamaz” dedi.
Duruşma öncesi eylem
Duruşma öncesinde Gebze Sendikalar Birliği kampüs önüne sloganlarla yürüyerek gelirken ailelerin de katılımıyla basın açıklaması yapıldı. Dava avukatlarından Mürsel Ünder, kamu görevlileriyle ilgili soruşturmada Sağlık Bakanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı hakkında da suç duyurusunda bulunduklarını ama soruşturmanın bakanlara kadar uzamadığını söyledi.
Ünder, sözlerine şöyle devam etti
İş cinayetlerine duyarlı olan tüm kamuoyu ile birlikte mücadeleyi sürdüreceğiz! Yargılananların tamamı bir katliam düzenini tanımlıyorlar. Dilovası’nın yüzde 80’inin kaçak işletmelerle dolu olduğu üzerinden bir savunma yapıyorlar. Bu savunma değil, bu bir kabuldür. O kadar kanıksanmış bir yapı var ki kamu görevlileri tarafından ‘bu kadar yaygın ben de müdahale etmiyorum’ diye bir savunma yapılabiliyor.
Kamu görevlilerinden sözlü sataşma
Bugün kamu görevlilerinin savunmaları alınacağı için çok sayıda belediye personeli ve aileleri de duruşmaya getirildi. Belediye çalışanları ve aileleri, katliamda yaşamını yitiren ailelere “Şov yapıyorsunuz” diyerek sözlü sataşmada bulundu. Aileler ve avukatlar da bu sözlü saldırıya tepki göstererek “Şov yapıyorsunuz diye hadsizce konuşanlara da bunun hesabını soracağız, gizli ortaklık ilişkilerini de soracağız! Sorumlusu olan en alt düzeyinden en üst düzeyine kadar hesap sormak için mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.
“Belediye işçilerinin bu kirli oyunun parçası olmamalarını umuyoruz”
Açıklamanın ardından duruşma başladı.
Sendika.org’un haberine göre dava avukatlarından Mürsel Ünder duruşmada aldığı sözde belediye çalışanlarının sözlü sataşmasına dikkat çekerek “Şov yapmayın diye bulaşan birileri olmuştur. Burada hayatını kaybeden insanların yakınları var. Elbette yakınların özgürlüğüne kavuşması için desteğe gelmeleri anlaşılabilir ama hayatını kaybeden insanların yakınlarına bu şekilde yaklaşımların tekrarlanmamasını diliyoruz” dedi.
Ünder sözlerine şöyle devam etti:
Kamu görevlilerin yargılandığı ilk duruşmadayız. Müvekkillerin aktarımlarında da bizim kişisel izlenimlerimizden de belediyeden işçi taşıması olduğunu görüyoruz. Biz belediye işçilerinin zorla duruşmalara getirildiği örneklere çokça tanık olduk. Biz belediye işçisi arkadaşların bu kirli oyunun bir parçası olmamalarını umuyoruz, diliyoruz.
İddianamede yer alan raporda sorumluluk tespit etmek yerine aklamaya yönelik bir kurgu var. Heyetin de hem şirket yetkililerin yargılandığı hem kamu görevlilerin yargılanmaya başladığı ilk duruşmada çubuğu aşağıya bükmeye başladığını görüyoruz.
Kamu görevlilerin Türkiye’deki davalarda cezasızlık politikası ile aklanırken, sınırlı sayıda da olsa sanık olarak yargılanmaya başlanmasını olumlu olarak görüyoruz. Sevk maddelerinin de uygun olduğunu düşünüyoruz. Tutukluluk halinin de delillerin karartılmaması yönünden olumlu olarak görüyoruz.
Mürsel Ünder beyanlarını mahkemeye sunduğu sırada sanık avukatlarının birkaç defa sözünü kesmesine üzerine salonda gerilim yaşadı. Mehkeme heyeti son noktada üç sanık avukatını salondan çıkardı.
Belediye yetkilileri sorumluluktan kaçmaya çalışıyor
Sanık avukatlarının salonu terk etmesinin ardından Ünder sözlerine şöyle devam etti:
Araç yok, personel yok, zaten Dilovası’nın yüzde 95’i kaçak işletme diyerek sorumluluktan kurtulabileceklerini sanıyorlar. Herkes tarafından biliniyor diye hukuki aykırılık ve sorumluluk ortadan mı kalkacak?
Şirket yetkilileri de kadın, göçmen, çocuk işçi gibi konularda dahi sorumsuz olduklarını iddia ediyorlar. Çünkü nasıl olsa Dilovası’nın yüzden 95’inde kaçak yapılar var değil mi? Dilovası’nın kaçak yapılardan oluşması sorumluluğu kaldırmaz ve kimse yarattığı bu düzenden dolayı kendisini sorumsuz ilan edemez.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bakımından sorumsuzluk tartışması yapılıyor. Kanunda belediye yıkamıyor ise bakanlık yıkabilir deniyor.
Belediyenin tek katlı göstererek firmayı koruduğunu belirten Mürsel Ünder, bu tespitlerin ve şikayetlerin 2022 yılından beri yapıldığını ifade etti. Yapılan şikayetler üzerinden beyanlarına devam eden Ünder, yapının kaçak olmasına yönelik şikayetlerin yıllardır devam ettiği ve özellikle iki kat olduğunun belirtildiğini neden kapatılmadığının da sorulduğunu ifade etti. Bir başka şikayette ise sigortasız işçi çalıştırıldığının belirtildiği ve üretilen parfümlerin çeşitli hastalıklara sebep olduğu ifade edildiği aktarıldı.
Ünder devamında şunları söyledi:
SGK, İŞKUR ile hiçbir değerlendirme yok, negatif ya da pozitif. Burada sigortasız çalıştırma, kadın emeğinin sömürülmesi, göçmen işçi çalıştırılması gibi o kadar husus var ki. Muhtemelen SGK ya da İŞKUR’da çalışan gariban bir memuru kullanıp geri kalan hususlara dair bir değerlendirme yapılmayacak. Bu şekilde yapılmaması gerekiyor.
Belediye Başkan Yardımcısı, yetkisi var ama sorumluluğu yok…
Ünder’in ardından ilk savunmayı Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz yapı. İşletmenin bulunduğu mahallenin muhtarı belediyeye “Ruhsatın eksikleri var, gerekli işlemler yapılmadı” diyerek bir başvuruda bulunduğu halde ruhsatta imzası olup sorumluluktan kaçan Temiz bu itiraza rağmen hiçbir işlem yapmamıştı!
Eski adresine yakın olan bir yere taşınmış ve ruhsat başvurusunda bulunmuşlardır. Ruhsat servisi 2020 yılında verdikleri ruhsatın aynısıdır. Yine üçüncü sınıf olarak işletme ruhsatlandırılmıştır. Getiren memur ruhsatın adres değişikliğinden dolayı yenilendiği söylediği için ben de direkt imzaladım. Belediye başkan yardımcısının tekrar dosyayı incelemek gibi görevi yoktur, memura güven söz konusudur.
Ruhsat verilen yer ile olayın meydana geldiği yer farklıdır. Ruhsat verilen yere yangın sıçramamıştır. Yangının meydana geldiği adres farklıdır. Belediyemizin buraya verdiği bir ruhsat yoktur. Adres farklıdır.
Başka bir adreste kaçak yürütülen bir faliyetten dolayı sorumlu tutulmamam gerekir. İşletme sahiplerini de tanımam. Tahliyemi talep ediyorum, suçsuzum.
Avukattan pişkin savunma: Bu rapor tüm ülkeye uygulansa kamu görevlisi kalmaz
Necati Temiz’in ardından avukatı Rıza Sakal da savunma yaptı. Sakal, suçlamaların “siyasi rant devşirme” amacında olduğunu iddia etti ancak sorumluluk alanındaki eksikleri de inkar etmedi. Sakal bilirkişi raporuna da işaret ederek şunları söyledi:
Dilovası Belediyesi’nin gerçekleri açısında baktığımızda, tüm görevlilerin çok zor bir kamu görevi ifa ettiğini ifade etmek isterim. Bilirkişi raporu tüm ülkeye uygulanırsa hiçbir kamu görevlisi görevini ifa edemez hale gelir. Şöyle bir problem var, bilirkişi raporunda 2. sınıf ruhsat verilirken 3. sınıf rapor vermesi üzerinden müvekkil suçlanıyor. Kişilerin sorumlulukları ve eylemleri arasında bir illiyet bağı vardır.
Eğer bu işletmede bir alacak-verecek meselesi yüzünden bir kavga çıksa o zaman yine ruhsatı veren belediye yetkililerini mi sorumlu tutacaktık?
“Yönetmeliğe göre sorumluluk kendisinde”
Avukat beyanının ardından çapraz sorguya geçildi. Ailelerin avukatı Temiz’e şu soruyu sordu: “Ruhsatta düzenleme ile ilgili bir yönetmelik var. Madde 23’te ruhsat alma düzenleniyor. Özetle, belirli şartların sağlanması doğrulsunda işyeri ruhsatı verileceğine karar verilir. Bu hususlar yetkili idarelerce denetlenir. Bu raporlar denetlenerek önünüze geliyor. Bu denetlemelere dair ilgili memurlarla görüştünüz, kontrol ettiniz mi?”
Temiz ise “Hayır etmedim. Benim görevim yetkim yok. Ben sadece imzaladım. Geri kalan sorumluluk ilgili memurdadır” dedi. Avukat cevap üzerine “Yönetmeliğe göre sorumluluk kendisindedir. Diyeceklerim bu kadar” dedi.
Bir başka avukat ise Temiz’e “Ruhsat işlerinden sorumlu olan ilgili müdür size bağlı değil mi?” diye sordu. Temiz ise “Evet bana bağlı” deyince avukat devamında “Diyelim ki herhangi bir belgeyi imzalamadınız. Ne olur?” diye sordu. Temiz ise “Benim herhangi bir belgeyi imzalamadığım olmadı” dedi. Temiz böylece daha önce sorumluluğu yıkmaya çalıştığı ruhsat işlerinin kendisine bağlı olduğunu kabul ederek “önüne gelen belgeyi imzaladığını” kendi ağzıyla söylemiş oldu.
AKP’nin kuruluşunda yer almış
Ailelerin avukatlarından Saruhan Efe Kadaifçi Temiz’e “Siyasetle ne zamandan beri ilgileniyorsunuz?” diye sorunca Temiz, “Ben uzun yıllardır siyasete ara vermiş bulunmaktaydım. Son seçimlerde yeniden siyasetle ilgilenmeye başladım” dedi. Kadaiçi’nin “Ne zaman bırakmıştınız?” sorusuna “Ben AKP’nin kuruluşunda yer almıştım” cevabı verdiği sırada sanık avukatı “Alakasız sorular soruyorsunuz” diyerek sorguyu kesti. Saruhan Efe Kadaifçi, “En başta siyasi rant olduğunu iddia eden sizsiniz. Biz de bu husus doğrultusunda soru soruyoruz. Alakasız bir soru değil” diyerek sorguya devam etmekte ısrar etti. Necati Temiz soruya cevap verdi. Sanık avukatı tekrar tepki gösterdi, hayatını kaybedenlerin avukatları “Soru sormak için sizden icazet mi alacağız!” diyerek tepki gösterdi. Hayatını kaybedenlerin yakınları da tepki göstermeye başladı. Hayatını kaybedenlerin yakınlarından birisi “Siyasi şov yapma diyor utanmadan. Bizim ailelerimiz kömür oldu kömür! Bir insan önüne gelen kağıdı imzalarken incelemez mi?” dedi.
Dönemin İmar ve Şehircilik Müdürü: “Dilovası’nın yüzde 95’i kaçak yapıdır, 40 yıldır bir bina yıkılmadı”
Temiz’in avukatının ardından dönemin İmar ve Şehircilik Müdürü ve şu anki Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Öztürk savunmasını verdi. Öztürk de Temiz gibi kaçak yapının Dilovası’nda genel bir sorun olduğunu ifade ederek sorumluluğu üzerinden atmaya çalıştı:
Dilovası’nda bazı çevreler bir siyasi parti ve çevresi belli iddialarda bulundu: Belediye ruhsatsız işletmelere göz yumuyor. Kendi işletmeleri de ruhsatsızdır ve Dilovası’ndaki yapıların çok büyük kısmı, yüzde 95’i kaçak yapıdır. Bize kaçak yapının yıkılması için soruşturma izni veren kaymakamlığın kendi binası da kaçak.
Dilovası’nda 40 yıldır bir kaçak yapı yıkmadı. Belediye geçmiş zamanlarda bu inşa edilen kaçak yapılara destek olmuş kaynak sağlamış malzeme vermiştir. Çünkü insanlar memleketlerinden gelmiş üç kuruş paraları var, desteğe ihtiyaçları var.
“Kaymakamın evi, spor salonları, camiler, sağlık ocakları, hepsi kaçak”
Öztürk’ün ardından Cihan Sorgucu savunmasını verdi. Cihan Sorgucu da 2023 yılı nisan ayında Yapı Kontrol Müdürlüğü’ne atandığını ancak görev yönetmeliğinin eksik olması nedeniyle görev tanımının netleştirilmesi için Belediye Başkanlığı’na iletilmek üzere Özel Kalem Müdürlüğü’ne dilekçe verdiğini ifade etti.
Yeni kurulan Yapı Kontrol Müdürlüğü’nün ilk kurucu müdürü olarak görevlendirildiğini kaydeden Sorgucu, müdürlüğün başlangıçta İmar Müdürlüğü’ne bağlı şeflik statüsünde olduğunu, daha sonra ise belediye meclisi kararıyla müdürlük statüsü kazandığını anlattı.
Sorgucu şunları söyledi:
Kaymakamın evi kaçak, belediye başkanlarının evi kaçak, spor salonları, camiler, sağlık ocakları, evlerimiz kaçak. Hangisi ile başlayalım? Bu bilirkişi raporuna göre işler yapacaksak emin olun ki Türkiye’de bürokrat kalmayacak. Mesela kaçak bir yapıda bir doktor yanlış iğne yaptığı için, kaçak bir okulda bir çocuk düştüğü için biz mi sorumlu olacağız?
Duruşma yarınki celseyle devam edecek…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!