EYT’liler, cumhurbaşkanına, hükümete seslerini duyurmak için il il toplanıyorlar. Binlerle on binler-yüz binlerle bir araya gelerek, yıllardır yaşadıkları hak gasbının artık sona ermesini istiyorlar. Bu buluşmalar için sokakları değil kültür merkezlerini, kapalı alanları tercih ediyorlar. Fakat tüm çabaları ve dikkatlerine rağmen bizzat Erdoğan tarafından “türedi” olarak ilan edilip, “yük” olarak tanımlandılar. Çabalarına ise “boş işler” denildi.
Milyonlarca EYT’li ise, “Bizi görmeyeni 31 Mart’ta da biz görmeyeceğiz, 1999’da çıkarılan yasa ile emekliliği mezarda reva görenleri; milyonları işsizliğe, açlığa, yoksulluğa, sefalete, geleceksizliğe mahkum edenleri çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak için sandığa gömeceğiz” diyorlar. Hemen her yerde bu tepkilerle karşılaşan AKP-Cumhur İttifakı bütün bunları görmezden gelecek mi?
Kapısı oy için çalınan EYT’liler, “Yasa çıkmıyorsa oy yok” diyor.
Telefonla anket için arayanlara, “EYT 31 Mart’tan önce çıkıyor mu?” diyorlar.
Her gün CİMER’e mail çekiyorlar. “EYT çıkacak mı?” diyorlar.
Sosyal medya her gün her saat EYT ile sallanıyor. Üstelik parti başkanları, cumhurbaşkanı, milletvekilleri etiketlenerek…
Seçim mitinglerinde EYT pankartları ya da dövizleri açılıyor.
EYT’liler Tuzla’da Binali Yıldırım’ın seçim mitinginde pankart açarak, sorun ve taleplerini görmek istemeyenlerin gözlerine soktular adeta. Binali Yıldırım ise “sabır, biraz sabır” dedi.
Sanki EYT sorunu ilk defa gündeme getiriliyor; sanki 1999’un üzerinden daha bir ay geçmiş; sanki EYT’lilerin bir kısmı işsizler ordusuna katılmamış, bir kısmı zorla işten çıkarılmamış, bir kısmı çok ağır olsa da işini kaybetmemek için çalışmak zorunda kalmamış!
Sabır istemek doğal bir şey onlar için. Yıldırım ya da Erdoğan için söz vermek de çok doğal. Nasıl olsa seçim çalışması yapılıyor ve seçim kampanyalarında verilen vaatler yerine getirilmez. Nitekim Binali Yıldırım bunu “Seçim kampanyalarında söylenenle, sorumluluk omuzlarınıza yüklenince, söylemleriniz hiçbir zaman aynı olmaz. Hiçbir ülkede de aynı olmaz” cümleleriyle açıktan dile de getirdi. Kaldı ki Yıldırım EYT’lilere söz de vermiyor. “Takipçisi olacağım” diyor ve biraz “sabır” istiyor.
Yıllardır neden takip etmedin, neden ilgilenmedin, neden sorunu görmezden geldin demezler mi? Derler tabi. Ayrıca EYT’liler herhangi bir şeyin takip edilmesini değil sorunun 31 Mart yerel seçimlerinden önce çözüme kavuşturulmasını istiyorlar. Takip edecekmiş (!), “Yıldırım sözü(ymüş)! Yersen tabi…
Onlar için her şey köprüyü geçene kadar! Fakat o köprülerin onlar üzerindeyken çökmesi o kadar da uzak bir olasılık değil. EYT’liler bunu hatırlatacak önemli bir dinamik olmaya devam ediyor.
17 Mart’ta bir milyon emekçiyle Maltepe’de düzenlemeye hazırlandıkları büyük miting de bunu bir kez daha hatırlatacaktır.
EYT’li bir emekçi
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!