LGBTİ+ Onur Haftası yürüyüşü nedeniyle Mis Sokak’ta bir araya gelen kitleye basın açıklaması yapıldıktan sonra saldıran polis çevrede terör estirdi.
Bu yılki Onur Haftası Yürüyüşü için Taksim’in gösteri ve yürüyüşlere yasaklanması nedeniyle Bakırköy Özgürlük Meydanı için Valiliğe başvuran LGBTİ+’lere Bakırköy da “toplumsal tereddütlü grup” denilerek yasaklandı.
İstanbul Valiliği’nin bu yasakçı tutumuna karşı LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi dün saat 17:00’ye Fransız Kültür Merkezi önünde buluşma çağrısı yapmıştı.
İstanbul polisi saat 14:00’ten itibaren Taksim-İstiklal Caddesi’ne TOMA’lar ve çevik kuvvet yığınağı yapmaya başladı, LGBTİ+ olarak düşündüğü insanlara GBT sorgusuna aldı, geçişlerine izin vermedi.
LGBTİ+’lar polisin bu tutumuna karşı 27. İstanbul Onur Haftası için hazırlanan metni Komite’nin sosyal medya hesabından yayınlayarak, bulunulan yerlerde okunması ve sosyal medyada paylaşılarak yaygınlaştırılmasını istedi.
Saat 17:30’da Mis Sokak’ta toplanıldı ve İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi tarafından kaleme alınan basın metni burada okundu. Bsın metninin okunmasından sonra “daılın” uyarıları yapan polis saldırıya geçti. Ara sokaklara dağılan kitleye biber gazı ve kalkanlarla saldıran polis kafelerin önünü kapattı, oturanları oradan uzaklaştırmaya kalkıştı, sokaklarda terör estiri.
LGBTİ+’ların bu yılki Onur Yürüyüşü’ne önceki yıllardan farklı olarak çok sayıda aile katıldı ve “çocuklarımızın yanındayız dedi.
LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi’nin kaleme aldığı metinde şunlar ifade edildi:
“Bugün burada 17.’sini düzenlemekte olduğumuz İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü, Valilik tarafından 5. kez yasaklandı! Güvenlik gerekçesiyle İstiklal Caddesi’ni tüm toplumsal muhalefete kapatan İstanbul Valiliği, Bakırköy için yaptığımız başvuruyu toplumsal tereddütlü grup olduğumuz iddiasıyla hukuksuzca reddetti. Bu yasak göstermiştir ki sadece Taksim değil tüm İstanbul LGBTİ+’lar için yasaktır. Ve hatta Antalya, Mersin, ODTÜ ve İzmir’deki yasaklarla birlikte LGBTİ+ düşmanlığı neredeyse bir devlet politikası haline getirilmiştir.
“Halkın huzur ve güvenliği, terör, genel ahlak, genel sağlık gibi birbiriyle alakası olmayan kopyala yapıştır gerekçelerle yürüyüşümüzü yasaklayanlar devleti yönetemeyeceklerini bir kez daha göstermiştir. Halkın huzurunu tehdit eden yıllarca barışçıl şekilde gerçekleştirilen Onur Yürüyüşleri değil, 5 senedir onur yürüyüşlerinde halka saldıran kolluk güçleridir.
“Görevlerini kötüye kullanan, halkın parasını çalan, kendi koltuk sevdalarını devletin beka sorunu gibi gösterenlerin bizleri genel ahlak gibi gerekçelerle yasaklama çabaları oldukça ironiktir. Sahip oldukları koltuğu kaybetmemek için LGBTİ+’lara yönelik nefreti körüklemekten çekinmeyen, sırf almayı hedeflediği birkaç oy için bir haftada LGBTİ+’ları 3 kere hedef gösteren devlet yetkilileri unutmamalıdır ki LGBTİ+’lar bu toplumun kendisidir. Bizleri hedef gösterenler ise tarihin çöplüğüne karışacak bir avuç güç sevdalısıdır. Biz kazanacağız, siz kaybedeceksiniz!
“LGBTİ+’ların taleplerine kulaklarını tıkayarak, bizleri “yolunu kaybetmiş, tereddütlü” bir grup gibi göstermeye çalışanlara inatla tekrar söylüyoruz: Bizler, mücadelemizde kararlıyız ve ne istediğimizi çok iyi biliyoruz! Anayasa’da cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği tanınmalıdır! LGBTİ+ cinayetleri cezasız kalmamalı, failler iyi hal indirimi almamalıdır. Eğitim, sağlık, barınma gibi en temel haklara erişimi engellenen LGBTİ+’ların hakları yasal güvence altına alınmalıdır. Taleplerimiz ne toplumun huzurunu bozan ne de güvenliği tehdit eden talepler değillerdir. Taleplerimiz eşit yurttaşlık hakkımıza erişmek için bir sosyal hukuk devletinde olması gerekenlerdir. Bugün yürüyüşümüzü yasaklayanlar bilmelidirler ki toplumun huzuru LGBTİ+’lar dahil ezilen tüm gruplar haklarını aldığında ve yaşamları güvence altına alındığında sağlanacaktır. Eşitliğin olmadığı bir toplumda huzur da mümkün değildir!
“Stonewall’da yanan ateşten beri onurlu bir yaşam için verdiğimiz örgütlü mücadelenin bugün 50. Yılındayız. Stonewall’un 50., İstanbul Onur Haftası’nın 27. yılında Orlando’dan Yeni Delhi’ye, Filistin’den Amsterdam’a dünyanın her yerinde bedenlerimiz, hazlarımız, haklarımız ve varoluşumuz için verdiğimiz mücadelemizden güç alarak tekrar haykırıyoruz: Ne yaşamlarımızdan ne dayanışmamızdan ne de örgütlü mücadelemizden vazgeçmiyoruz! Buradayız, alışın, gitmiyoruz!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!