Haziran Direnişi (Gezi Direnişi) sırasında polisin attığı gaz kapsülüyle kafasından yaralanan ve 269 gün komada kaldıktan sonra 11 Mart 2014’te henüz 15 yaşındayken ölümsüzleşen Berkin Elvan’ın katillerinin yargılanması için güç bela açılan (sadece iddianame 3 yılda hazırlandı!) davanın 14’üncü duruşması bugün saat 10.00’da Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görüldü.
17’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada bir sonraki duruşma 13 Kasım günü saat 10:00’a ertelendi. Davada iddianamedeki tek sanık olan ve hala Van’da görev yapan polis memuru Fatih Dalgalı TCK 82/1 maddesi kapsamında “olası kastla öldürme” suçlamasıyla tutuksuz yargılanıyor.
Duruşmaya Berkin’in ailesi, Hasan Ferit Gedik’in annesi, CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, avukatlar ve çok sayıda kurum temsilcisi katıldı.
‘Biz anne değil miyiz?
Duruşmada söz alan Gülsüm Elvan şunları söyledi:
Burada davası bir türlü sonuçlanmayan bir çocuk var. Öldürülen çocuklar vatan haini, terörist ilan ediliyor. Anneler karşı karşıya getiriliyor. Benim çocuğum 15 yaşındaydı. Öldüğünde 16 kiloya düşmüştü. Ahmet Atakan’ın açılmamış duruşması var. Onun annesi, “Anne” değil mi? Ethem Sarısülük’ün annesi, “anne” değil mi? Ağzını açsa dava açılıyor. Biz anne değil miyiz? Hasan Ferit… Dilek Doğan annesinin kucağında öldürüldü. O anne değil mi? Acının, gözyaşının rengi yoktur. Gezi’de öldürülen çocukların hepsi Alevi değil mi? Bizim çocuklarımızdı. Çocuklarınıza bakarken benim çocuğumu gözünüzün önüne getirin. Ben meydanlarda yuhalatıldım. Onu söylemiyorum bile. Biz anne değil miyiz? Kaçıncı duruşma oldu bu? Daha bir kaç gün önce 6 yaşında bir çocuğu ezdiler. O değil mi? Neden annelerin acıları yarıştırılıyor? Biz artık bir yargılama ve ceza verilmesini istiyoruz. Daha kaç evladımız gidecek, ne kadar kan dökülecek? Karnesini aldı, diplomasını alamadı benim çocuğum. Yeter diyoruz. Daha diyecek bir şeyim yok. Başınıza yastığa rahat koyabiliyor musunuz? Sizi vicdanınızla baş başa bırakıyorum.
Baba Sami Elvan ise ağlayarak salondan çıktı.
‘Toplumsal olay olunca rapor alması zor oluyor’
Mahkeme başkanı, Gülsüm Elvan’ın sözlerine karşılık “Elimizden geleni yapıyoruz. Bazı eleştirileriniz olabilir. Bir an önce karar çıksın istiyoruz. Toplumsal olay olunca araştırması, rapor alması zor oluyor” dedi.
‘Adalet kırıntısı varsa…’
Elvan avukatlarından Çiğdem Akbulut, raporun beklenmesine gerek olmadığını söyleyerek şunları söyledi:
Bu davada sürekli zaman kaybettik. Komik cevaplar aldık çoğu zaman. “Ben yetkili değilim” dedi bilirkişiler. Arkasındaki amacını biliyoruz. Bu oyalama hali sizi de rahatsız etsin istiyoruz. Bu ülkede adalet kırıntısı varsa bunu 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nden bekliyoruz.
Sanık avukatları, raporun beklenmesini ve tanıkların dinlenilmesine talep etti.
Ara kararlar
Mahkeme, tanık Muhammet Akkaya hakkında yeniden tüm adreslerinden zorla getirme emri düzenlenmesine, yine tanıklar Enver Turan, Ahmet Burak Aydın hakkında yakalama emri bulunması karşısında duruşma gününden önce UYAP’tan yakalama durumlarının araştırılarak sonucuna göre işlem yapılmasına, ZET’çi polislerden Yalçın Şengör hakkında zorla getirme emri düzenlenmesine karar verdi.
Mahkeme keşif sonrası verilen bilirkişi raporu da dikkate alınmak suretiyle sanığın söz konusu eylemde kasten hareket edip etmediği, ZET tüfeği kullanımı sebebiyle yönetmeliklere, talimatlara aykırı hareket edip etmediği, bu olayda kusuru olup olmadığı hususunda dosyadaki Adli Tıp Kurumu raporları, Jandarma Kriminal Raporları diğer bilirkişi raporları ZET tüfeğinin ve kapsülünün özellikleri olayın olduğu ana ilişkin görüntüler ve diğer deliller göz önüne alınarak rapor düzenlenmesi için dosyanın İzmir Foça Jandarma Okulu Komutanlığı’nda görevli gaz tüfeği eğitmenlerinden oluşturulacak iki kişilik bilirkişi ile olay yeri inceleme bilirkişisi olmak üzere üçlü bilirkişiye tevdii için Foça Asliye Ceza Mahkemesi’ne yazılan talimatın dönüşünün beklenmesine, bilirkişi raporunun ivedilikle tamamlanması konusunda müzekkere yazılması tutanaklara geçirildi.
Duruşma sonrasında Adliye önünde basın açıklaması yapan avukatlar ve aile sürecin bir an önce sonuçlandırılmasını istediler. Burada konuşan anne Gülsüm Elvan HDP önünde oturma eylemi yapan annelere seslenerek, “Orası yeri değil. Birleşelim. Biz yan yana direnirsek, mücadele edersek barışı da getiririz, silahları da sustururuz” diye belirtti. Annelerin karşı karşıya getirilmesi politikasının kabul edilmezliğine işaret eden Elvan, Erdoğan’ın Selahattin Demirtaş’ın tahliye edilmemesi için yargıya verdiği “ Bırakırsam şehitlerime hesap veremem” direktifine gönderme yaparak, “Benim çocuğuma nasıl bir hesap vereceksin?” diye sordu. “Çocuklarımızı unutturmayacağız” dedi.
‘Bu dosyada sadece tetiği çekeni konuşuyoruz’
Avukat Can Atalay ise Berkin’in ölümüne neden olan gaz bombasının tetiğini çekenin o sırada 2. ZET silahını kullanan polis Fatih Dalga olduğunu herkesin bildiğini; fakat tüm bir devletin kurumlarıyla (İçişleri Bakanlığı,i Jandarma, polis örgütü, TRT…vs) ona kalkan olduğunu ifade etti. Bu dosyada sadece Fatih Dalga’nın yargılandığını daha sıranın ona emir verenlere gelmediğini vurgulayan Atalay, tüm oyalamalara, oluşturulan tüm kalkanlara ve cezasızlık politikalarına rağmen bu davanın peşinin bırakılmayacağını ifade etti.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!