Panel, İHD Ankara Şube, ATO, TİHV, Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi tarafından Mülkiyeliler Birliği’nde saat 16:00-19:00 saatleri arasında yoğun ilgi ve katılımla gerçekleşti. Panele başlamadan önce İHD’nin üç aylık polis şiddeti ve hak ihlali raporu açıklandı. Raporu İHD MYK’den Nuray Çevirmen okudu.
Panel üç oturum olarak yapıldı.
1. Oturum
Dr. Nihat Bulut (TİHV Yönetim Kurulu Üyesi). polis şiddeti ve işkence üzerine sunum yaptı. Bulut, “Gerek dünyada gerekse Türkiye’de işkence vakalarının artmasının cezasızlık politikasıyla çok yakın bir ilişkisi vardır” dedi. Bulut konuşmasına araştırmalar sonucu ve TİHV’e yapılan başvurulardan elde edilen verilerden örnekler aktararak devam etti:
2018 yılında 198 kişi güvenlik güçlerinin araçlarında işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını belirtmişlerdir. 2019’un ilk beş ayında TİHV’e rehabilitasyon, belge ve tıbbi tedavi almak için 356 kişi başvurmuştur. 2019 yılının Şubat ayında ayrı ayrı günlerinde 6 kişi kayboldu. Bunların eşlerinin başvuruları üzerine İHD Genel Merkezi’nde İHD, TİHV, ATO ve Baronun ortaklaşa basın açıklaması yapıldıktan kaç gün sonra tam hatırlamıyorum bunlardan 4 kişi Emniyetin açıkladığına bakılırsa tur atarlarken şüphelenilmesi üzerine GBT yapılıyor ve gözaltına alınıyorlar.Gerek dünyada gerekse Türkiye’de işkence vakalarının artmasının cezasızlık politikasıyla çok yakından ilişkisi var. Paralel gidiyor.
Av. Öztürk Türkdoğan (İHD Eş Genel Başkanı), hak talebi ve hak ihlalleri üzerine şunları söyledi:
Eşitlik, özgürlük, talep ediyoruz. Bizler bunları onurlu insanlar olarak talep ediyoruz. Aslında bizim mücadelemiz söylediğim bu birkaç kavramı hayata geçirmek içindir. Kötülükleri anlatmaktan ziyade kötülükleri giderme noktasında daha fazla nasıl yan yana gelebiliriz, nasıl mücadeleyi etkili bir şekilde sürdürebiliriz… bu noktaları konuşmanın daha önemli olduğunu düşünüyorum. Panele başlarken açıklanan polis şiddetiyle gerçekleşen ihlaller, meşru, anayasal hak talebinin dile getirilme nedeniyle karşılaşılan hak ihlalleridir bunlar. Yoksa Türkiye’deki gözaltı, tutuklama ile şiddete maruz kalma bilançosu çok çok yüksektir. Sosyal medyadan düşüncelerini paylaştığı için, toplantı ve gösteri hakkını kullandığı için, özgürlük hakkını kullandığı için, bir şeyi talep ettiği için başlarına gelen kötülüklerle ilgili bir rapor olduğunu özellikle belirtmek gerekiyor.
Bizim hak talebimiz kesintisizdir. İhlalleri ortaya koymaya devam edeceğiz. Ve bunları ortaya koyma biçimimiz aynı zamanda bu hak ihlallerinin giderilmesi için mücadele edeceğimizi de vurgulamak istiyorum.
Dr. Vedat Bulut (ATO YK Başkanı), polis şiddeti ve hak ihlalinde sağlık sorunları konusunda aktarım yaptı. Bulut konuşmasında şunları söyledi:
Dünyada İnsan Hakları Mahkemesi’ne hak ihlalleri konusunda başvuru sıralamasında Türkiye olarak ikinci sıradayız. Anayasa Maddesi 34 önünde konuşuyoruz. Mahkemelere bakıyorsunuz “Adalet Mülkün Temelidir” yazısının önünde konuşuyorlar. Merak ediyorum ne düşünüyorlar. Acaba benim hissettiklerimi hissediyorlar mı? Çünkü bu anayasa maddesini işletemiyoruz. Ve biz toplantı ve gösterilerde oraya gelen amirlere bu hakkımızı hatırlatmak ile yükümlü olduğumuzu hissediyoruz.
Bulut ayrıca Gezi sırasında kullanılan gazların içine kimyasal katıldığını ve direnişçilerin sağlığının etkilendiğini, karaciğer enzimlerinin yükseldiğini belirtti: Vekiller bunu meclise taşıyarak soru önergesi olarak sordular ancak hala cevap alınamamıştır. ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ dediğimiz için yargılanıyoruz. Ancak savaş bir halk sağlığı sorunudur demekten vazgeçmiyoruz.”
Av. Sercan Aran (Ankara Barosu İHM), hak ihlalleri, hukuksal süreç ve cezasızlık konusunda, insanların maruz kaldıkları işkence ve darpların fiziki olarak görünmese de psikolojik olarak bir yıkıma neden olmayı amaçladığını ve insanların bu hak ihlaline ve işkenceye neden maruz kaldıklarını anlamakta güçlük çektiklerini ifade ederek, hak ihlaline ve şiddete maruz kalmak için illaki bir şey yapmak gerekmediğini belirtti. Muhalif olmanın yeterli gerekçe olarak kabul edildiğini vurguladı. Ayrıca kayıp vakalarını da takip ettiklerini belirten Aran, “Ortadan kaybolan altı kişi vardı ve aileleri TİHV’e başvuruda bulunmuşlardı. Biz raporlama süreci başlatmıştık ve iki kişi geldi. Raporu açıklayacağımız zaman emniyet tarafından dört kişinin sırt çantalarıyla birlikte ortaya çıktığı belirtildi. Ortaya çıkan dört kişi ile görüşmek istediğimizde savcılığın talimatı olduğu söylenerek görüştürülmedik. Bu bile kayıp oldukları süreç içinde neler yaşamış olabileceklerine dair ipuçları veriyor bize” dedi.
Abdullah Koç (HDP Ağrı Milletvekili), Meclisin işlevsizleşmesi, ihlaller, yasa tanımazlık ve vekil sorumluluğu konularında sunum yaptı:
Yarı krallık olan bir sistem içindeyiz, cumhurbaşkanı iki kişiliklidir. Birincisi Türkiye içinde AKP’nin başkanı, yurtdışında ise cumhurbaşkanıdır. Yine ülke içinde hem parti başkanı hem cumhurbaşkanı kişiliğini işine geldiği şekilde seçmektedir. Kendisini eleştirdiğin zaman cumhurbaşkanına hakaret etmiş oluyorsun.
Koç meclis konusuna değinerek işlevsizleşmiş olan meclisi tüm muhalif partilerle birleşerek işlevlendirmeleri gerektiğini de ifade etti. Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın yargılama sürecine, kayyımlara değindi, kayyımlara karşı mücadeleleri sürdüreceklerini ifade etti.
2. Oturum
Kamusal alanın gaspı, şiddet ve hak arama mağduriyeti
Veli Saçılık, “alanları bıraktığımız oranda sokaklarımız, işyerlerimiz polis ablukasına alınıyor, gözleniyor. Baskı artıyor. O nedenle bizler alanları bırakmamalıyız. Mücadeleyi yükseltmek zorundayız” dedi.
Cemal Yıldırım ise kendi pratik direnişlerinden bahsederek yasaklanan alanları terk etmemek gerektiğine vurgu yaparak, “Çeşitli şekillerde eylemlilik üretmeli, çeşitli kesimlere seslenebilmeliyiz. Eğer biz kanal açmayı becerebilirsek muhalefeti sokağa taşıyabiliriz. Bunun net örnekleri eşleri kaybedilen kadınlar ve müebbet hapse mahkum edilen askeri okul öğrenci annelerinin eylemliliklere katılım sürecidir.” dedi
Tunahan Gözlügöl (ODTÜ Kavaklık İnsiyatifi), ODTÜ öğrencilerinin direnişlerini anlatarak, polis şiddetine ve hak gaspına karşı mücadeleye devam ettiklerini belirtti.
Mustafa Uğur Akkaya (Mamak Platformu), Mamak Platformu’nda 9 kurumun bir araya gelerek ortak mücadele ettiğini ve alanları kullanmaya devam edeceklerini ifade etti.
Fatma Kılıçaslan (HDK Ankara İl Eş Sözcüsü), yalnız olmadıklarını hissetmek ve görmek istediklerini çünkü yalnız olunca devletin ve polisin şiddetinin daha arttığını, bunun farkında olduklarını ve kendilerine destek olunması gerektiğini vurguladı.
3. Oturum
Serbest Kürsü bölümünde İsmail Beşikçi, Fikret Başkaya ve katılımcıların görüşlerini ifade etmeleriyle panel sona erdi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!