Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın bile haberdar olmadığı söylenen sokağa çıkma yasağı kararı ve icra ediliş biçiminin faillerinden İçişleri Bakanı sıfatlı Süleyman Soylu halen “Ama yine de o saatteki bu çok sınırlı birikmenin büyük bir problem oluşturacağını düşünmüyorum” diyebilecek bir pişkinlikle konuşabilmekte. Böyle bir kararın ortaya çıkaracağı sonuçlar öngörülerek gerekli önlemlerin alınmamasını, valiliklere yollanan genelgenin bile kararın açıklanmasının üzerinden yaklaşık 1 saat geçtikten sonra yollanmasının izahını yapamayan Soylu, o temel stratejilerinin altını çizerek “ne var yani ben bu anlayışa uygun davrandım” demeye getiriyor: Hafta sonu iki günlük sokağa çıkma yasağı kararı aldık. Çünkü bu kararın üretim ve tedarik zincirine zarar vermeyeceğini düşündük. Bu açıdan önemli bir karardır. Zamanlaması açısından alınan karar, bakanlığımıza ait bir karardır.
Tüm suçu -ki öyle olmadığını söylüyor-üzerine alarak AKP’li devletin namusunu kurtaracağını sanan Soylu, bu tutumuyla o devletin nasıl bir devlet olduğunun altını da bilinçli ya da bilinçsizce bir kez daha çizmiş oluyor: Sokağa çıkma yasağı gibi ciddi bir kararı bile böyle keyfi biçimde alırız, hiçbir mekanizmayı çalıştırma gereğimiz yoktur, kimseye hesap vermek zorunda da değiliz!
Kısacası “biz bir çekirdeğiz, tek adam diktatörlüğünde kararlar da uygulaması da böyle olur” diyor! Her açıdan da başkanlık sistemi denilen bu tek adam diktatörlüğünün Türkiye gibi ülkelerde nasıl bir pejmürdeliği ve aynı zamanda keyfilik ve kuralsızlığı ifade ettiğini özetlemiş oluyor.
Böyle bir kararın kendi bakanlığının iradesiyle alınmasının mevcut yasalarda bile bir karşılığı yokken o, “Zamanlaması açısından alınan karar, bakanlığımıza ait bir karardır” diyecek kadar cüretle ilan ediyor bunu. Sözümona devletin namusunu temizleyeceğim derken aslında bir kez daha sopa sallamış ya da ne kadar gecekondu usulü iş yaptıklarını itiraf etmiş oluyor: Beğenin ya da beğenmeyin bizde işler böyle!
Öyle olmasa böylesine ciddi bir kararın hem alınış biçimi hem de ilan edilme şekliyle -halkın sokağa dökülüp, adeta salgını kızıştırmasıyla! – işlenen suçların karşılığı en hafifinden istifadır!
“Eleştirileri de hakaretleri de kabul ettim” diyerek büyük bir alçak gönüllülük sergileyen (!) ve fakat halkın kitlesel biçimde enfekte olabilmesine zemin hazırlayan kararı bu teveccühüne rağmen (!) “Ben bunu öngörmedim” diyerek basit bir hata derekesine indirmeye çalışan Soylu, üstüne bir de, “Tecrübem var. Ama yine de o saatteki bu çok sınırlı birikmenin büyük bir problem oluşturacağını düşünmüyorum” diyerek “o kadar abartmayın” anlamına gelecek sözler sarfedebiliyor.
“Evde kalamıyorum, çünkü bir gün bile kalsam ekmek bulamam” dediği için TIR şoförünü gözaltına aldırtan Soylu, o zaman da sorulara birbiriyle çelişen, bol bol “kem küm”lü yanıt vererek suçüstü yakalanmasını izah etmeye kalkmıştı. Bu seferki suçüstüyse çok daha büyük. Günlerdir “evde kalın” diye yırtınıp durdukları halkı hiçbir sosyal mesafe de olmayacak şekilde sokağa dökmek gerçekleri söyleyen bir şoförü gözaltına aldırtmaya benzemez. Çünkü sözkonusu olan bir salgının yaygınlaşmasına zemin hazırlamaktır!
Bu kadar rahat olmamalı Soylugiller… Böylesi bir suçun faili tek bir kelime bile edecek cesareti bulamadan en hafifinden istifa etmelidir !
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!