SES: Normale dönüş politikaları ‘sürü bağışıklığı’ stratejisinin itirafıdır



SES MYK, salgının kontrol altına alındığı söylenerek “normale dönüş’ kararları alınmasına ilişkin yaptığı açıklamada “Normale Dönüş” Emekçilere Ve Halka Yönelik “Sürü Bağışıklığı” Stratejinizin İtirafıdır.  İtirazımız Var!” dedi.


Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Merkez Yönetim Kurulu devlet yetkililerinin salgının kontrol altına alındığını söyleyerek, “normale dönüş” adı verilen bir döneme geçildiğini belirtmelerine ilişkin yaptığı açıklamada, “Normale Dönüş” Emekçilere Ve Halka Yönelik “Sürü Bağışıklığı” Stratejinizin İtirafıdır.  İtirazımız Var!” dedi.

Erdoğan’ın 4 Mayıs’taki konuşmasıyla tarifi yapılarak bir dizi kararın açıklandığı kaydedilen açıklamada, “açıklanan kararların çoğunluğu ekonomik saikli kararlardır” denildi. Toplum sağlığı yerine sermayenin ihtiyaçlarının gözetildiği vurgulanan açıklamada, “Başta AVM’ler olmak üzere faaliyeti durdurulmuş bazı alanlarının faaliyetlerinin başlatılacağı ve daha önce giriş çıkışı yasaklanan bazı illerdeki yasakların kaldırılacağı açıklanmıştır” hatırlatması yapılarak, bu yaklaşım işçi ve emekçiler açısından nasıl bir anlam taşıdığı deşifre edildi.

Salgın öncesinde uygulanan ekonomik politikaların işçi ve emekçiler açısından daha fazla yoksullaşma anlamına geldiği, bu dönemde tüm kaynakların sermayeye seferber edildiği, salgın öncesinden başlayan ekonomik krizin işçi ve emekçileri etkilediği, rant ve savaş politikalarına itiraz edenlerin polisiye yöntemlerle susturulmaya çalışıldığı belirtilerek, “Covid salgını ile karşı karşıya kaldığımız koşullar işte bu ekonomik ve sosyal koşullar idi” denildi.

Salgında da aynı yaklaşımın devam ettiği, sürecin şeffaf yürütülmediği, toplumsal güçlerin demokratik katılımının sağlanmadığı, antidemokratik bir tarzla hareket edildiği, verilerin bilimsel gereklere uygun olarak açıklanmadığı, belirli alanlarda bilgilerin özellikle saklandığı, bu açılardan da hastalıkla ilgili açıklamalarla sürecin tek taraflı olarak yürütüldüğü dile getirildi.

Gerçekler açıklanmasa da…

“Normale dönüş” diye tarif edilen süreç ve alınan kararların da aynı yaklaşımla alındığı, kararların hangi verilere dayandığının açıklanmadığı, buna rağmen sağlık örgütleri ve bilim insanlarının bildiği bazı gerçeklerin olduğu kaydedilen açıklamada, “Sağlık emekçilerine rutin test uygulanmamasına rağmen 10 binleri geçen sayıda tanılı sağlık emekçisi vardır. Hastaneler halen önlemler ve sağlık organizasyonu açısından yetersiz haldedir. İyileşen hastaların varlığı ile birlikte, bulaş da halen belirli bir hızda devam etmektedir. Yapılan test sayıları düşürülmesine rağmen günlük olarak artan şekilde yeni vaka sayıları ortaya çıkmaktadır. Bulaşın kontrol altına alındığına ilişkin somut veriler bulunmamaktadır. R0 katsayısının yani virüsün bulaştığı her bir kişinin kendisinden başka ortalamada kaç kişiye bulaşabileceğini gösteren bir sayının 1’in altına düşüp düşmediğini bilmiyoruz. Risklerin kontrol altına alındığını gösteren somut veriler bulunmamaktadır” bilgileri verildi.

Kararlar ekonomik-siyasi saiklerle alınıyor

“Normale dönüş” kararlarının sermaye ve iktidar bloklarının ihtiyaçları gözetilerek alındığı, Bilim Kurulu’na danışıldığı söylense de bunun böyle olmadığının bizzat onların açıklamalarıyla bir şekilde dile geldiği ifade edilen açıklamada, “Sağlık Bakanlığı’nın basın karşısında yaptığı açıklamalar da kararların Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu ile değil, siyasi bir saikle alındığını göstermektedir” denildi.

“İktidar olarak alınan bu kararlar halkı yanıltmakta, kurumlar tarafından da halkın sağlığını riske atacak uygulamalara gidilmesine yol açmaktadır. Bunun yansımalarını günlerdir yaşıyoruz. Sağlık alanında da bu açıdan çok ciddi riskler bulunmaktadır” denilen açıklamada Muğla örneği verilerek, ilde 11 Mayıs itibariyle normal çalışma düzenine geçileceği, bunun aynı zamanda yasakların gevşetildiği diğer 7 ilde de hastanelerdeki salgın düzenlemelerinin de geri çekilmesi anlamına geleceği kaydedildi.

Açıklamanın devamında şunlara dikkat çekildi:

‘Biz bu normali kabul etmiyoruz’

 İktidar var olan olanakları yoksullara ve emekçilere yönelik kullanmak yerine sermaye kesimlerine yönelik kullanmaktadır. Doğal olarak bu durum yoksul emekçi kesimlerini salgın günlerinde de çalışmaya zorlamaktadır. Gerekli destek verilerek zorunlu olmayan üretim alanlarının durdurulması, buralarda çalışan emekçiler için ücretli izin düzenlenmesi, küçük esnaf desteklenmesi gerekir. Bu tercih, iktidarın ekonomi anlayışına uygun olmadığı için bir an önce ”normale dönüş” diye tariflenen  kendileri de bir parçası olan sermayenin çıkarlarını gözeten rant ekonomisini ve baskıcı ohal rejimini sürdürmektir. Biz bu ”normali” kabul etmiyoruz. Sizin ”normaliniz” bizi hasta ediyor, bizi öldürüyor, bizi yoksul ediyor, bizi özgürlüğümüzden alıkoyuyor. 

 ‘Virüsle birlikte yaşayabilmemiz için’

 Bazı Bilim Kurulu üyeleri bu “normali” destelemek için  ”normalleşme  takvimi işliyor, virüs ile beraber yaşamayı öğreneceğiz” diyerek bizim bu ”normali” kabul etmememizi salık veriyorlar. Virüsle birlikte yaşamak için, bu çalışma rejimi, sağlık sistemi, yönetim anlayışı, ekonomi politikası ve insan merkezli doğayı talan eden sistemin değişmesi gerekir.

 Bundan dolayı sizin salgın yönetiminiz de toplum yararı yerine sermaye yararınadır. ”Normale dönüşünüzde” toplum yararı yerine sermaye  ve iktidarınızın geleceği kaygısını taşımaktadır. Salgın yönetiminize itiraz ettik. ”Normale dönüşünüze de” itiraz ediyoruz. Şeffaf ve demokratik olmayan, halk sağlığını, emekçilerin sağlığını hiçe sayan bu süreçlerde yapılan uygulamaların toplum sağlığına faydası olmadığı gibi, ”normalleşmeye dönüş” uygulamalarınız da kabul etmeseniz de emekçiler, işçiler ve yoksullar için açıkça ”sürü bağışıklığı” stratejinizin itirafıdır.

 İtirazımız var! Mücadeleye devam.