Cevat Özdil
Adalar’da dün belediyenin hoparlöründen 1 Mayıs Marşı çaldı. Sonra telefona mesaj geldi, şöyle diyor:
“Haksizlik, esitsizlik ve ezilmenin olmadigi, emegin somurulmedigi, aydinlik, adil ve guzel gunlerin gelecegi umuduyla… YASASIN 1 MAYIS”
*
Hey duydunuz mu, Adalar Belediyesi 1 Mayıs Marşı çaldı. Adalı CHP’li arkadaşların göğüsleri kabarmıştır, “İşte bu! İşte bu kadar!” demişlerdir, haklılar… mı?
Bir yandan, haksızlık, eşitsizlik ve ezilmenin olmadığı, emeğin sömürülmediği, aydınlık, adil ve güzel günlerin geleceğinin umudundan bahset, bir yandan da faytonları kaldırarak 3 bin kişinin ekmeğiyle oyna, bin 800 atı meçhule yolla… Tipik CHP…
Esasında mesajda söylenenler doğru. Mücadeleden bahsedilmediğine göre umut etmekten başka çare kalmıyor.
‘Umut fakirin ekmeği, ye memet ye!’
Ben de hiçbir şeyi beğenmiyorum. Hiçbir şey yapmıyorum, sonra da bi muhalefet bi muhalefet. Yoksa muhalefet hastalığına mı tutuldum.
*
Biden ‘soykırım’ demiş ya, HDP haricindeki 4 parti hemen bir hizaya giriverdi. Bu tavır yeni mi, değil elbette. Hakim sistem aşılamış bi kere.
Sınır ötesi operasyonlar, hoop hiza. Suriye’ye sefer, hoop hiza. Libya’ya sefer, hoop hiza. Azerbaycan’a askeri yardım, hoop hiza. Say say hizalar bitmez. Fakat çalarsın 1 Mayıs Marşı’nı, hoop solcusun…
*
Oysa HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, bildiriye neden ret oyu verdiklerini şöyle açıklamış -Ben de kimden örnek veriyorum. Hele sen “terörle arana bi mesafe koy”, ondan sonra konuş değil mi?-:
“(…) Tarihsel ve siyasal sorunlarımızın Türkiye’de ve tarihimizle yüzleşme bağlamında ele alınmaması, sorunların uluslararası boyutlara taşınmasına, topraklarımızdaki sorunların küresel güçler ve devletler tarafından kendi amaçları yönünde kullanılmasına yol açmaktadır. Bu bir kez daha açığa çıkmıştır.
HDP olarak tarihte yaşananların, iç siyasette iktidarların kendi pozisyonlarını sağlamlaştırma aracı haline getirilmemesi, de facto olarak ülke dışına havale edilmemesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.
Ortak ve eşit bir geleceği, toplumsal barışı kurmak için halkların acısı, hiçbir iktidarın çıkar aracı haline getirilmemelidir. Bildiriler hazırlayıp yayınlamak, tarihsel sorunların çözüm yolu olmamıştır ve bundan sonra da olmayacaktır. Hrant Dink’in bir sözü var, ‘Biz, bir gerçeği ortaya çıkarmaya, anlamaya, bir olayı idrak etmeye çalışmalıyız. Ama şu anda dışarısı da içerisi de Türkiye’yi ‘ikrar’ ya da ‘inkar’ gibi iki kavrama sıkıştırmış durumda.
İnsanlar ancak Ermeni meselesini öğrendikten, anladıktan sonra ‘bu benim için soykırımdır ya da değildir’ diye olayı kabul eder ya da etmezler. Ayrıca devletin dışardan baskılarla mecbur kalıp olayı kabul etmesinin de hiçbir anlamı yok. Çünkü gerçeği görmesi gereken toplumlardır. Konuşulması gereken kavram da ‘vicdan’dır. Devletlerin vicdanı olmaz, toplumların insanların vicdanı olur. Zaten idrak vicdanla ilgili bir süreçtir.”
*
Meclis Başkanı Şentop’un imzasını taşıyan bildiriye hizacı AKP, MHP, CHP, İYİ Parti kabul oyu verirken HDP ret oyu verdi. Bildiri şöyle:
“Tarihi konularda hüküm vermeye hukuken ve ahlaken yetkisi bulunmayan ABD Başkanının yaptığı bu açıklama, nezdimizde yok hükmündedir.
Birinci Dünya Savaşı şartlarında yaşanan, Osmanlı Devleti’nin Türk ve Ermeni halkları için trajik sonuçlar doğuran olaylardan 106 yıl sonra böyle sorumsuz bir açıklamanın yapılmasının sebebi, değişen tarihi belgeler ya da uluslar arası hukuk normları değil, bugünün küçük çıkar hesaplarında boğulmuş ABD yönetiminin radikal Ermeni lobilerinin baskısına boyun eğmesidir.
(…) Başkan Joe Biden’ı tarihi gerçeklerle bağdaşmayan, milletimizin vicdanını derinden yaralayan bu hatalı açıklamasını değiştirmeye, başta Türk ve Ermeni halkları olmak üzere bölge halkları için barış, istikrar ve güven içinde yaşama çabalarını desteklemeye ve ikili ilişkilerimiz üzerinde kaçınılmaz olarak olumsuz etkiler yapacak bu karardan geri dönmeye davet ediyoruz.”
*
Aklıma Ajda’nın şarkısı geliyor: Palavra Palavra
Aynı sözler, söylediğin hep boş sözler
Sana nasıl anlatsam, bilmem ki
Kolay sözler
Bu her günkü, sudan sözler, boş vaatler
Dünüm, bugünüm
Daha neler
Artık bitsin, sus hiç konuşma
Anlamam hiç kendini, yorma boşuna
Belki tatlı, tatlı bu yalanlar
Bi’ dakika seni anlamıyorum?
Yere iner mi gökteki yıldızlar?
Dinleyemem, bunlar hep boş laflar
Palavra, palavra, palavra…”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!