İpek, Gülistan, Nadira ve Yeldana Kaharman…



2 yıl önce “intihar etti” denilerek üzeri kapatılan gazeteci Yeldana Kaharman’ın ölümü, çete bozuntusu Sedat Peker’in ifşalarıyla bambaşka anlamlar kazandı: Kaharman, Mehmet Ağar’ın AKP’li milletvekili oğlu Tolga Ağar’ın tecavüzüne uğramış, şikayete gittiğinin ertesinde evinde ölü bulunmuş, bu ölümün üzeri hatırlı ‘tanıdıklar’ eliyle “intihar” denilerek kapatılmış!


İpek Er, Gülistan Doku, Nadira Kadirova… Üç kadının da intihar ettiği söylendi, diğer ortak özellikleriyse şu ya da bu şekilde “devletli” erkeklerle ilişkili olmalarıydı. En önemli ortaklıklarıysa tam da bu nedenle cinayetlerinin üstünün alenen örtülmeye çalışılması, soruşturmanın yönünün saptırılması, sayısız delil varken gözümüzün içine baka baka devletli katil erkeklerin korunmasıydı! Bu üç kadın cinayeti, devletli olmayan kadın katili erkeklerin bile alenen korundukları Türkiye’de devletli olanların korunmak bir yana açıktan savunulduklarını gösterdi. Bir de Aleyna Çakır (Sema Esen) cinayeti var. Onda da fail, devletli olmasa da devlete yakın ve hatta devletli erkeklere kadın pazarladığı, o erkelere dair dosya biriktirdiği söylenen Ümit Can Uygun. Ekranların karşısına geçip Soylu’yu “yetti artık susmayacağım” diyerek “çaktırmadan” tehdit eden Uygun’a sayısız delil varken dokunulmadı. Dokunulduğundaysa Çakır’ın ölümüyle ilgili değil, “uyuşturucuya özendirmekten” dokunuldu. Örnekler çoğaltılabilir.

Bu kadınların cinayetleri soruşturulmadan, üzerleri kapatılmışken bu sefer de 2 yıl önce gerçekleşen ve “intihar” denilerek üzeri kapatılan Kazakistanlı gazeteci Yeldana Kaharman’ın aslında Mehmet Ağar’ın oğlu AKP Milletvekili Tolga Ağar’ın tecavüzüne uğradığı, bu saldırıya dair jandarma karakoluna şikayette bulunmasının ertesi gününde evinde ölü bulunduğu ortaya çıktı. Yeldana’yı oğlunu helikopterle oradan uzaklaştıran baba Ağar öldürtmüştü! Bu iddialar, çete bozuntusu Sedat Peker’in video ifşaatlarıyla gündeme düştü.

Yeldana Kaharman’ın “şüpheli ölümü”nün gündeme düşmesiyle tek taraflı olarak feshedilen İstanbul Sözleşmesi’nin 10. Yıldönümünün kesişmesiyse ayrı bir tarihsel ironi oldu.

Hepsi ardı ardına inkar ederken fotoğraflar kendilerini yalanladı

AKP iktidarının milletvekilleri, yöneticileri, asker, yargı ve “derin devletin başı” olarak nitelendirdiği Mehmet Ağar’la ilgili ifşalarda bulunmaya devam eden Peker, bu cinayetin üstünün nasıl kapatıldığını da sonraki videosunda anlattı.

İlk videosunun ardından Jandarma Genel Komutanlığı, Peker’in Mehmet Ağar’ın oğlu Tolga Ağar hakkındaki ifadelerini yalanlayan bir açıklamada bulundu. Açıklamada, “Yeldana Kaharman isimli kadının, jandarmaya herhangi bir müracaatı kesinlikle söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.

Jandarmanın açıklamasından sonra Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı da Kaharman’ın intihar ettiğine dair hiçbir delil-rapor sunmaksızın şu açıklamayı yaptı: “Yürütülen soruşturma kapsamında yapılan olay yeri incelemesi, ölü muayene ve otopsi işlemi ve dinlenen tanık beyanları sonucunda müteveffa Y.K.’nın (Yeldana Kaharman) asıya bağlı gelişen asfiksi sebebiyle vefat ettiği, müteveffayı intihara azmettiren, teşvik eden, intihar kararını kuvvetlendiren veya intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kimsenin bulunmadığı tespit edilerek 16/10/2019 tarihinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verildiği anlaşılmıştır”.

Daha sonra Yeldana’nın ölümünün ardından sosyal medya hesabından taziye mesajı paylaştığı açığa çıkan Tolga Ağar da gazeteciyi tanımadığını belirterek göz göre göre yalan söyledi.

Tabi “Yeldana Kaharman’ın ölümünde Tolga Ağar’ın bir rolü olmadığını” öne süren Jandarma Genel Komutanı Arif Çetin’le Ağar’ın ortak fotoğrafları çıktı. Ardından aynı komutanın Alaattin Çakıcı’yla da samimi pozları basına yansıdı. Yanlarında da Çakıcı’yla yakın ilişkileri olan mafya bozuntusu Selahattin Yılmaz görülüyordu.

Bu arada Yeldana Kaharman’ın çalıştığı Kanal 23, aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kız Sümeyye Erdoğan’ın da yönetiminde olduğu KADEM yöneticisi Esra Soylu’ya ait. Buna rağmen ne Soylu cephesinden ne de AKP cenahından şimdiye kadar ses çıkmış değil.

Büyük komutan küçüğüne ‘Tahkikata gerek yok der’

Jandarma Komutanı’nın, Savcılık ve Tolga Ağar’ın bu yalanlamalarının ardından Peker önceki gün yayınladığı 3. videosunda hem itiraflarına devam etti hem de Yeldana Kaharman’ın ölümüyle ilgili cinayet iddiasında ısrar ederek, ayrıntılar verdi:

Derin Devletçiler, Pelikancılar; Bir Tripota, Bir Kameraya Yenileceksiniz” başlığı ile yayımladığı videoda Peker, “Kaharman’ın tecavüz şikayeti olmadı” iddiasına karşılık suçlamasının içeriğini daha da açtı. “Ömrüm devletin içerisinde geçti” diyen Peker, şu ifadeleri kullandı: “O günü şöyle bir hikayeyle canlandıralım: Rahmetli kızcağız (Yeldana Kaharman’dan bahsediyor) Jandarma’ya gidiyor, ‘Tolga Ağar’a röportaj yapmaya gittim, bana tecavüzde bulundu’ diyor. ‘Hanımefendi şikayetinizi aldık, siz doktora gidip konuyla ilgili yarın bir rapor alın’ (Jandarmanın cevabı). Ertesi gün 18 yaşındaki kız öldü, kendiliğinden! 1 gün evvel şikayet eden kız 1 gün sonra öldü! Jandarma komutanı, bir üst komutanını arar, ‘yanıma gel’ der. Büyük komutan öbür komutana ‘yav kardeşim zaten kızın psikolojisi iyi değilmiş, ülke zaten gergin, tahkikata gerek yok’ der. Tiyatro bu ya! Ayriyeten de ‘Sen çok başarılı bir komutansın. İnşallah ileriki zamanlarda iyi bir paşa olacaksın’ der. ‘Emredersiniz efendim!’ Hani şikayet, yok, gitti!

Otopsi raporuyla tanıkların anlatımları arasında ciddi çelişkiler var!

Organize suç örgütü lideri Peker’in Kaharman’ın ölümüne yönelik iddialarını net bir şekilde gidermeyen yargıya karşı gazeteci Baransel Ağca, Kaharman’ın 2 yıl boyunca açıklanmayan otopsi raporuna ulaştığını duyurdu.

Yeldana’nın erkek arkadaşı ve ev arkadaşıyla yaptığı görüşmeleri de Twitter hesabından kamuoyuna aktaran gazeteci Ağca, ulaştığı otopsi raporunda çelişkiler olduğunu ifade etti. Ağca, “Yeldana’nın hayatını kaybettiği gece onu son kez gören iki kişinin de net olarak söylediği şey, Yeldana’nın çok fazla içki içtiğiydi. Hayatını kaybettiği gün yapılan otopsi sırasında alınan kan örneklerinin sonucuna göre, otopside Yeldana’nın kanında alkol bulunamadı” dedi.

Kaharman’ın erkek arkadaşının Kaharman ile görüştüğünü ve o görüşmede Kaharman’ın vücudunda morluklar gördüğünü söylediğini de aktaran gazeteci Ağca, otopsi raporunda bu morluklardan da bahsedilmediğine dikkat çekti. Ve Ağca, Kharman’ın otopside alın bölgesinde darp izleri olduğunun yer aldığını fakat bu izlerle ilgili herhangi bir bilginin de raporda yer almadığını belirtti.

Ağca ayrıca dosyada  pek çok kişinin telefon kayıtları yer alırken Yeldana’nın HTS kayıtlarına yer verilmediğini, onun o gece kimlerle görüştüğüne ilişkin kayıtların dosyaya girmediğini belirtti.

Ağca’nın rapora dair diğer değerlendirmeleri Kaharma’nın öldürüldükten sonra asıldığını düşündürtecek sayısız ayrıntıyla dolu.

Otopsi doktoru şaibeli

Ağca’nın açıkladığı çok önemli bir ayrıntı daha var. O da şu: Yeldana Kaharman’ın otopsisini yapan doktor Selma Düzer hakkında, Dersim Hozat’ta gerçekleşen Murat Oktay Can isimli askerin şüpheli ölümünde “otopside suç delillerini gizlemek” şüphesiyle 2009 yılında soruşturma açılmış.

 Dosya yeniden açılmalı

Baransel Ağca, otopsi raporundaki çelişkilere dikkat çektikten sonra şunları yazdı:

Hazırlanan otopsi raporunda hem iç çelişki hem de tanık ifadeleriyle uyuşmayan noktalar var. Buna göre en kötü ihtimalle Yeldana öldürüldü ve asıldı. En iyi ihtimalle -ki bu durumda iyi ihtimal yok- rapor özensiz hazırlandı. Her iki durumda da yeni bir soruşturma açılmalı.Ortadaki çelişkileri ben bile görebiliyorsam konuda uzman kişiler daha farklı ve belki daha önemli şeyler yakalayabilir. Şu an için benim en başta dile getirdiğim intihara sürüklenme şüphesi, yerini öldürülme şüphesine bıraktı. Çevresi tarafından hayat dolu biri olarak bilinen, önümüzdeki 10 yılını planlayan Yeldana, küs olduğu sevgilisiyle barıştığı günün gecesinde şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Dosya intihar denilerek apar topar kapatıldı. Şimdi o dosyayı yeniden açacaksınız. #YeldanayaNeOldu