Olmayan Kanal için yapılacak ilk köprünün ihalesi de Rönesans’a verildi!



İhalesi pandeminin ilk günlerinde yapılan fakat gerek mevzuat sorunları gerekse gerekli finansmanın sağlanmasındaki güçlükler aşılamayınca anlaşması imzalanamayan Kanal İstanbul’un ilk köprüsü için bu handikaplar özel düzenlemelerle aşıldı ve ihaleyi şaşırtıcı olmayacak şekilde Rönesans aldı, temelleri Haziran’ın sonunda atılacak


Doğanın-canlı hayatın ölümüne, eko sistemin yıkımına, devasa ölçekte bir demografik değişimin yaşanmasına, işçi ve emekçilerin “nitelikli insanlar için” oluşturulacağı söylenen “yeni kent”in ve genel olarak kent merkezilerinin dışına sürülüp belli noktalarda hapsedilmelerine, sosyolojik ilişkilerin kentin yeniden üretilmesiyle dayatılacak temelde kurulmasına, büyük bir mülksüzleşme dalgasına ve uluslararası politik dengelerde yaratacağı sarsıntılara kadar pekçok açıdan ciddi sonuçlara neden olacak Kanal İstanbul projesinin gerekli yasal çerçevesi tamamlanmadan ve ihtiyaç duyulacak devasa ölçekteki sermaye kaynağı bile bulunmadan ihaleler yapılmaya, atılacak temellerin tarihleri açıklanmaya  başladı.

3. Köprü ve Havalimanı’yla ilk adımları zaten atılmış olan bu yıkım-talan projesi için şimdi de Başakşehir-Bahçeşehir-Nakkaş Kesim-08 kapsamında, Sazlıdere geçişini sağlamakta olan ve viyadüklerle toplam uzunluğu 1618 metreyi bulacağı bilinen köprünün ihalesinin her iki anlamda da “Saray’ın müteahhidi” Rönesans Holding’e verildiği öğrenildi. Rönesans’ın ihalesini aldığı Kanal İstanbul Köprüsü’nün temellerinin Haziran’ın sonunda atılacağı belirtiliyor.

Tarihi/kültürel varlık olarak kabul edilen iki köprünün taşınması ihalesi pandeminin ilk günlerinde (20 Mart 2020) yapılmış, halka ceza üstüne ceza kesilirken o zamanın Ulaştırma Bakanı yemeyip içmeyip ihale için toplantı tertiplemişti!

Aynı zamanda yandaş müteahhitlere ve dolayısıyla inşaatla bağlantılı diğer sektörlere canlanma-yağmalama alanı yaratmak anlamına gelen Kanal İstanbul’un ve tasavvur edilen “nitelikli insanların yaşayacağı” yeni kentin ilk ihalesini kapan Rönesans’ın bundan sonraki ihalelerde de heybesini dolduracağı kesin. Ne de olsa son zamanların en büyük devlet ihalelerini kapmış bir isim kendisi. İnşaat sektörünün başına çöreklenen, Peker’in ifşalarında da görüldüğü gibi Libya’daki ihaleleri bile Erdoğan’ın emriyle kapan beşli çetenin (Cengiz Holding, Limak Holding, Kalyon Holding, Kolin Holding ve Makyol Holding) yanında önemli bir aktör olan Rönesans’ın da bu devasa ölçekli yağma alanından nemalanmayacağı düşünülemezdi.

Sadece son dönemde devletten aldığı ihaleler bile bunu açıkça gösteriyor: Cumhurbaşkanlığı Sarayı, MİT Yerleşkesi, Millet Kütüphanesi, Okluk Yazlık Sarayı, Adana, Bursa, Elazığ, Yozgat, İkitelli şehir hastaneleri, Sancaktepe ve Atatürk Havalimanı’na yapılan hastane projeleri.

Finansman için özel düzenleme yapılmıştı!

Sözcü’den İsmail Şahin’in haberine göre, 15 Mart 2020 tarihinden sonra ihalesi yapılan ancak sözleşmesi imzalanamayan yap-işlet-devlet projeleriyle ilgili finansman sağlanmasına yönelik düzenleme Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçmişti. Buna göre, yapım ihalesine sağlanacak krediye ilk kez Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın kefil olması sağlandığı biliniyordu.

Yap-işlet-devret modeliyle yapılacak proje için Karayolları Genel Müdürlüğünün kefil olması yeterli bulunmamıştı. Hazine ve Maliye Bakanlığı da borç üstlenim anlaşmasına taraf olmak istememişti. Yurt dışından para bulunamayınca iktidar bugüne kadar uygulanmayan bir yöntemi hayata geçirmiş ve ilk defa bir projede kullanılacak dış finansman için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın kefil olması için düzenleme yapılmıştı.