“Biji serok Erdoğan!” sloganlarıyla karşılanan, baş danışmanlarından Gülseren Orhan’ın seslendirdiği Ay Dilbere türküsüyle İçkale Cezaevi avlusunda hülyalara dalan, adına “çözüm süreci” denilen ve bizzat kendi emriyle PKK’nin muhatap alındığı süreci kanlı kıyım politikasıyla sonlandırdığı halde “biz sonlandırmadık” diyerek Kürt halkına, evlatlarına saldırarak yağcılık yapan, Diyarbakır Zindanı’nı müzeye çevireceği “müjdesi” vererek bu yaklaşımına bir parça daha bal kattığını sanan Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 Temmuz’daki Diyarbakır çıkarmasının esas tercümesi, yargısının ardı ardına verdiği kararlarla yapıldı.
Erdoğan Diyarbakır’dan “makbul Kürt” yani “bir halk olarak siyasal varlığımın kabul edilmesini istiyorum” demekten bile imtina eden Kürde, Kürtçe şarkı söyleyip dinlemeyi de armağan edebileceği mesajı verdi. Bu mesajı hafızasında silinmez yeri olan bir işkencehaneyi müze yaparak pekiştirmeye çalıştı. Yerle bir edip bir cezaevi planına göre yeniden inşa ettiği Sur da üstüne… Sözün kısası Kürtçeyi sadece “biji serok Erdoğan” demek ve sistemin Kürdü olmak şartıyla özgür bırakacağını belirtti.
Nitekim o bu mesajları verirken yargısı ve polisi de operasyon ve kararlarla altını kalınca çizdi. Mesela Demokratik İslam Kongresi (DİK) ve Din Alimleri Derneği (DİAY-DER) üyesi 26 kişiden 9’u Erdoğan’ın Diyarbakır gösterisinin hemen ertesi gün tutuklandı. Gerekçe, Kürtçe hutbe okumaları!
Yine, 2011 yılında parti binasına Türkçe’nin yanı sıra Kürtçe “Partiya Aştî û Demokrasiyê a rêxistina Navçe ya Bazîd (PAD)” yazılı tabela astığı için Doğu Beyazıt Cumhuriyet Savcılığı’nın hakkında ‘örgüt propagandası’ ve ‘polise mukavemet’ suçlamasıyla soruşturma başlattığı BDP İlçe Başkanı Talha Kaya hakkında 1 yıl 8 ay hapis cezası kararı verildi.
Erdoğan’ın Diyarbakır’dan Küt halkına verdiği mesajların esas tercümesi olan bu kararların arkasının başka karar ve eylemlerle geleceği açık.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!