Pazar, 6 Eylül 2026

TDİ: Yoğunlaşmış bir kampanya sürecine giriyoruz!



Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ), yaptığı basın deklarasyonuyla üç aylık yoğunlaşmış bir faaliyete imza atacaklarını duyurdu.


İHD İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirilen deklarasyonda “İnfaz yakmalara son!”, “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın!” talebiyle faaliyetlerine hız verdiğini açıklayan TDİ, pandeminin ülkede yayılmasının üzerinden iki yıla yakın bir zamanın geçtiğini, fakat bu sürede hapishanelerdeki hak ihlallerinin en üst boyuta çıkarılarak tutsakların dışarıyla olan her tür iletişim kanalı kısıtlandığını ve tutsaklar üzerindeki tecridin hiç olmadığı kadar derinleştirildiğinin altını çizdi.

Son dönemde “iyi halli olmadığı” gerekçesiyle infaz yakma saldırılarının üst boyuta taşınarak tutsakların tahliye şartlarının da hapishane yönetimlerinin keyfi kararlarına bırakıldığını vurgulayan TDİ, “Tredman politikalarının uygulayıcısı “gözlem kurulları” aracılığıyla tutsaklara “pişmanlık” dayatıldı. Görüştüğü, mektuplaştığı kişiler, okuduğu kitaplar, yazdığı dilekçeler, keyfi verilen disiplin cezaları ve “bağımsızlar koğuşu”na geçip geçmeme kararı dahi tutsağın “uygun halli olmadığı”na gerekçe gösterilerek tahliyeleri engellendi. Hapishanelerde her türlü baskı, tecrit, işkence ve kötü muamele uygulamalarını artıran devlet, infaz yakma politikası ile açık ki içeri girenin dışarı çıkamadığı, hukukun hiçbir biçimde işlemediği bir düzeni hâkim kılmaya çalışıyor” dedi.

Pandemiyle birlikte işkence ve kötü muamelelerin de artarak devam ettiğine dikkat çeken açıklamada, küfür, hakaret, tehdit, ajanlık ve ayakta askeri sayım dayatması, disiplin cezalarının bir tehdit aracı olarak kullanılması, hücre cezaları, çıplak arama gibi saldırıların artarak devam ettiği vurgulandı. Özellikle tahliye tarihi gelen tutsakların disiplin cezaları ve “iyi hal” bahanesiyle tahliyelerinin engellenmesinde artış olduğunu ifade eden açıklamada, “Pandeminin yasak ve baskılarından cesaret alan devlet, yeteri kadar gündeme getirilemediği ve mücadele edilemediği koşullarda bugüne kadar tutsaklara saldırı kapsamında ne varsa hepsini daha yoğun bir biçimde devreye koymaya ve tutsakların iradesini teslim almaya çalıştı” denildi.

Hapishanelerde sayıları binleri geçen hasta tutsakların da bulunduğunu belirten açıklamada; “Yukarıdakilere ek olarak, pandemi bahanesiyle daha da ağırlaştırılan hapishane koşullarında hasta tutsakların düzenli kontrol ve tedavileri bugün için hala bir engel olarak karşımızda duruyor. Doğru ve sağlıklı bir yöntemle yürütülemeyen pandeminin tüm bir faturası içerdeki tutsakların canı ve sağlığıyla ödeniyor. Çoğu hapishanede revirlerin donanımsız olduğu bilinirken hastanelerin risk barındırması bahanesiyle aylarca sevki ertelenen ya da yapılmayan hasta tutsakların tedavileri aksıyor, ameliyatları erteleniyor. Tedavi için hastaneye gidebilenlere ise kelepçeli muayene dayatması yapılabiliyor ve hapishaneye döndüklerinde uzun süre tecrit koşullarındaki karantina hücrelerine kapatılıyorlar.

Hasta tutsakların tahliyeleri ya hastane ya Adli Tıp Kurumu (ATK) ya da savcılık engeline takılıyor. Hastanelerden tutsakların onca zorlukla alabildikleri raporlar çoğu zaman siyasi tutumla karar veren ATK tarafından kabul edilmiyor. Kabul edilse ve ATK raporu alınabilse dahi bu raporla verilmesi gereken tahliye kararı “toplum güvenliği bakımından tehlike” bahanesiyle uygulanmayabiliyor. Son 6 yılda, “veda” hakkı bile tanınmayan en az 103 tutsak hapishanede yaşamını yitirmişken “toplum güvenliği” bahanesiyle tutsakların canlarının “tehlikede” olduğu…” söylendi.

Yeni tehdit ve saldırıların ardı arkasının kesilmediğini ifade eden açıklamada, son olarak, “Biz tutsak yakını ve aileleri olarak, başta infaz yakmalara ve hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek için başlatacağımız sürecin duyurusunu yapmak için burada toplandık. Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi olarak 19 Aralık’a kadar her an ve alanda “İnfaz yakmalara son!”, “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın!” diyeceğimizi buradan deklere ediyoruz. Ve tutsak aileleri, yakınları, yoldaşları olarak bir kez daha söylüyoruz: Tutsakların tecrit duvarlarının arkasına gömülmesine ve tüm yaşamın hücreleştirilmesine izin vermeyeceğiz! Hapishanelerdeki baskı, saldırı ve işkenceye karşı toplumun her kesimini içerideki tutsakların dışarıdaki sesi olmaya, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz” denildi.

Açıklamaya HDP Milletvekili Musa Piroğlu da katılarak destek verdi.