DİSK Tekstil’e üye oldukları için başlarına gelmeyenin kalmadığı Uğur Tekstil işçileri, aynı sendikanın genel merkezi tarafından alenen ihanete uğramıştı. Greif direnişi ya da başka örgütlü göründüğü işyerlerindeki pratiğiyle DİSK Tekstil işçi sınıfının asgari ekonomik çıkarlarını bile savunmaya yabancılaşmış bir yozlaşma içinde olduğunu defalarca kanıtladı. Fakat Urfa’daki Uğur Tekstil pratiği tüm bunların üzerine adeta tüy dikti. Toplu sözleşmenin işçilerden kaçırılmasına tepki gösteren 97 işçi bizzat DİSK Tekstil ağalarının bilgisiyle işten atıldı ve jandarma zoruyla fabrikadan çıkarıldı. Aynı sırada fabrikada sendikayı örgütlemekte öncü rol oynayan DİSK Tekstil Antep Bölge Temsilcisi Mehmet Türkmen “anlayışlarımız uyuşmuyor” denilerek görevden alındı. Kısacası sendika genel merkezi Urfa’daki işçi sınıfı örgütlenmesine karşı patronların kolektif tutumuna ortak oldu.
Fakat bu işbirliğinin sınırı olmadığı anlaşıldı. İşçilerin patrona karşı açtığı davada sendika başkan vekili Mehmet Ali Başak’ın patronun tanığı olarak işçiler hakkında yalan beyanda bulunduğu görüldü. DİSK Tekstil Başkanı Kazım Doğan ise üyeliklerle ilgili yalan bilgilerle patronu haklı çıkarmaya, işçilerin direnişini de kriminalize etmeye çalıştı. Bu da yetmiyormuş gibi Başak, işçilerin patrona geri adım attıran mücadelesini DİSK Tekstil Genel Merkezi’nin başarısı gibi gösterecek yalan açıklamalarda bulundu.
Dün Urfa merkezde toplanan işçiler DİSK Tekstil’in ihanetler dizisine eylemle yanıt verdiler ve “İhanetinizin belgeleri elimizde” diyerek süreci kamuoyuyla paylaştılar.
İşçiler dün akşam da sosyal medya hesaplarından (@iscinin_sesi_63) ihanetin belgesiyle birlikte süreci özetleyerek teşhir ettiler. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve başka pek çok adresi etiketleyerek yaptıkları paylaşımlarla sendikanın nasıl bir yozlaşma içinde olduğunu bir kez daha gözler önüne serdiler. Bu paylaşımlar ayrıca bu pespayelik karşısındaki sessizliği-tutumsuzluğuyla DİSK’in durduğu yeri de bir kez daha ortaya koydu.
Uğur Tekstil patronuyla yapılan görüşmeler nedeniyle eylemlerini durdurduklarını, fakat bu görüşmelerin oyalamacadan başka bir anlamının olmadığını anladıklarını belirten işçilerin, önümüzdeki günlerde yeniden eyleme başlayacaklarını da açıkladıkları paylaşımları şöyle:
1- Bugün size üyesi olduğumuz için işten atıldığımız @disktekstil genel başkanı Kazım Doğan, başkan vekili M.Ali Başak ve yönetiminin ne kadar “onurlu “olduğundan ve #UğurTekstil patronunun bizi bir kez daha nasıl kandırdığından bahsedeceğiz.
Lütfen sesimizi duyun ve duyurun!
2- Bir süredir eylemlerimize ara vermiştik. Çünkü işverenle bir diyalog süreci başlamıştı. Sendikalı olduğumuz için iki ay içinde iki kez (sonuncusu jandarma zoruyla) toplu halde işten atıldığımız #UğurTekstil patronu bizi bir kez daha boş yere oyalayıp kandırdı. Biz de bugün…
3- bugün yaptığımız basın açıklamasında ilan ettik. Önümüzdeki günlerde yeniden fabrika önünde eylemlerimize başlıyoruz. Ayrıca bugün işçileri satan ve birde utanmadan bize iftira atan @disktekstil’in işçiyi nasıl sattığının ve ne kadar “onurlu” olduklarının belgelerini açıkladık
4- Buradan, @disktekstil genel başkanı Kazım Doğan’a ve onun vekili M.Ali Başak’a sesleniyoruz, Siz bu fabrikayı ögütleyen bölge temsilcinizi sırf patron istedi diye görevden alan, kendi bölge temsilcisini ve üyelerini patronla anlaşıp satan insanlarsınız. Ama keşke bu kadar olsa
5-bizler işe geri dönmek için mücadele ederken, siz patron adına işçileri tek tek kandırıp davalarını geri çektirmeye çalışmakla uğraştınız. İşçileri arabulucuya götürerek patronun elinize verdiği belgeleri ve orda yazılı olan utanç verici maddeleri imzalatmaya çalıştınız.
6-Küresel Sendika, ta İspanya’daki sendikacılar ve Zara markası dahi bizim işe geri alınmamız için çaba sarfederken, bizim üyesi olduğumuz sendikanın genel başkanı ve merkez yöneticileri olarak patronla birlikte markaya bizi suçlu göstermek ve işe aldırmamak için uğraştınız.
7-Namus ve onur edebiyatları yapıp işçiyi nasıl sattığınızı herkes biliyor. Ama hala bu konuda şüphesi olan ve hala sizin sözünüze inananlar varsa belgeleriyle birlikte yaptığınız en son alçaklığı da açıklayalım ki, ne kadar namuslu ve onurlu olduğunuzu herkes bilsin.
8-Disk tekstil sendikası başkan vekili MEHMET ALİ BAŞAK jandarma zoruyla işten atılan biz işçilerin işyerine karşı açtığı davada işçilere karşı patronun şahidi olarak patronun tanık listesinde yer alacak kadar “onur”a sahiptir.
9- Genel başkan Kazım doğan ve sendika genel merkezi, jandarma zoruyla işten atılan biz işçilerin dava açtığı mahkemeye, patronun isteğiyle işçileri haksız çıkaracak şekilde yalan bilgi vererek, ne kadar satılmış olduklarını bizzat kendi sundukları belgelerle kanıtlamaktadırlar.
10-işten atıldığımız 18 kasımdan önce bu fabrikada 160 üyeye ulaşılmış, sendikal çoğunluğu sağlamış ve çalışma bakanlığından yetki almıştık. Resmi kayıtlarla ve bakanlık belgesiyle de kesinleşmiş bir bilgi olmasına rağmen, @disktekstil sendikası mahkemeye gönderdiği yazıda…
11- 18 kasımdan önce işyerinde üye sayısının 53 olduğunu, tamamı sendika üyesi olan 97 kişinin işten atıldığı 18 kasımdan sonra ise sendikanın üye sayısının 70’e çıktığı bilgisini vermektedir. Yani mahkemeye “bu işyerinde hiçbir haksızlık olmamıştır” demek istemektedir.
12- Namus ve onurdan bahseden @disktekstil genel başkanı kazım doğan ve yönetimi, patronla işbirliği yaparak kendi üyesi işçiler davayı kaybetsin diye yalan söyleyerek, böyle bir sahtekarlığı yaparak mahkemeyi yanıltma suçunu işleyebilecek kadar “namusa ve onura” sahiptir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!