Perşembe, 16 Temmuz 2026

Dezenformasyon değil cinayet!



Nəriman Bakı 2014’te Soma’da 301 işçinin katledilmesi sonrasında dün gece Bartın/Amasra’daki kömür ocağında şu anki resmi rakamlara göre kırk işçi katledildi. Daha cinayetin üzerinden 24 saat geçmeden ortaya çıkan bilgiler kapitalizmin sömürü vahşetinin tüm noktalarını yeniden gösterdi bizlere.  Her şeyden önce 2019 Sayıştay Raporu’nda grizu patlaması riskinin arttığı “uyarısı” yapılmış. Göz göre göre gelen iş …


Nəriman Bakı

2014’te Soma’da 301 işçinin katledilmesi sonrasında dün gece Bartın/Amasra’daki kömür ocağında şu anki resmi rakamlara göre kırk işçi katledildi.

Daha cinayetin üzerinden 24 saat geçmeden ortaya çıkan bilgiler kapitalizmin sömürü vahşetinin tüm noktalarını yeniden gösterdi bizlere. 

Her şeyden önce 2019 Sayıştay Raporu’nda grizu patlaması riskinin arttığı “uyarısı” yapılmış.

Ancak Sayıştay’ın 2017 raporundan da anlıyoruz ki, sermaye “az işçi ile çok iş” temelinde kâra odaklanmış: İhtiyaç olmasına rağmen emekli olan, iş bırakan işçilerin yerine işçi alınmamış, maden ocaklarının verimliliğini arttırmak için yeni teknolojiler kullanılmamış. Kısacası cinayet, tıpkı Soma’da olduğu gibi, bağıra bağıra geliyorum demiş Amasra’da da!

Ancak Amasra’daki bu madenci cinayetine karşı iktidarın/devletin gösterdiği refleks sadece bu olay değil yakın zamanda -hele seçimlere doğru iyice zirve yapacak- olacakların provalarından biri oldu. Madenciler, kurtarma ekipleri bütün güçleri ile çalışırken devlet gece gece “yanlış bilgi yayan” sosyal medya hesaplarının peşine düştü.

Sabah Ankara Halkevi hukuk ekibinin Ankara’dan çıkışını engelledi. İletişim Bakanı Fahrettin Altun “resmi kaynaklar dışında gelen bilgilere itibar edilmemesini” söyleyerek aba altından sopa gösterdi.

Resmi kurum olan AFAD’ın kazanın nedeni olarak Twitter’da paylaştığı ve sonra sildiği “trafo patlaması” açıklamasına, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in “yangın var/yok” gibi kafa karıştıran açıklamalarına rağmen iktidar/devlet sopasını çekmekte tereddüt etmedi. Öyle ki, bir resmi kurum olan Türkiye Taş Ocakları (TTK) kurumu kendisini denetleyen bir başka resmi kurum olan Sayıştay’ın 2019 Raporu’nu “dezenformasyon” ilan etti. 

Peki şimdi ne olacak? Devlet büyükleri, muhalefet küçükleri “ah ne kadar üzgünüz, bir daha olmasın” diyecekler -diyorlar zaten. İşçilerin bedenleri üzerine basarak cenazelere katılıp timsah gözyaşı dökecekler. Göstermelik ufak tefek yasa değişikliği ya da değişiklik önerisi yapılacak. Ortalığı ayağa kaldırması gereken sendikalar “ölenlere başsağlığı, yaralılara acil şifa” dileyecekler.   İnternet çağında klavyelerden öfke patlamaları, üzüntüler dökülecek. Ta ki bir sonraki cinayete kadar. 

O zaman soru şu: Kapitalizmin kâr hırsından dolayı ölmemizin önüne geçmek için bunlara mı izin vereceğiz, yoksa biz mi engelleyeceğiz? Cevap da sorunun kendisi kadar açık ve net!