Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ilk toplantısı bugün yapılacak. Beşi patronaların en büyük örgütü TİSK’ten, beşi hükümetten beşi de işçilerin örgütlü olduğu en büyük sendika konfederasyonu Türk-İş’ten olmak üzere 15 üyeden oluşan Komisyon’dan çıkacak karar ise üç aşağı yukarı belli. Ücretli çalışanların neredeyse yarısına yakınının asgari ücretli haline geldiği, asgari ücretin dört kişilik bir işçi ailesinin asgari geçim giderlerini karşılayacak şekilde değil de tek kişi üzerinden belirlendiği, diğer ücretlilerin ücretlerinin asgari ücret seviyesinin en fazla bir tık üstüne çekildiği bu koşullarda asgari ücretin temel ücret haline geldiği ortada.
Rejim, emeğin ucuzlatılarak sermayeye peşkeş çekilmesi üzerinden şekillenen bu gerçeğin daha vahşi bir sömürüye dönüştürülmesi için dört koldan çalışıyor. İstatistik kurumu TÜİK’e ayar verilmiş enflasyon oranları açıklatılıyor. “2023’ün başında enflasyonu kontrol altına alacağız” vaazları daha sık yineleniyor. “Enflasyon aslında o kadar yüksek değil ama zincir marketler, -Erdoğan’ın deyişiyle ‘üç harfliler’- fiyatları şişiriyor” deniliyor. “Dünyada aynı sorun var, biraz sabır” isteniyor. “Toprak bütünlüğümüzü korumak için 3 ayrı ülkede asker bulundurmak zorundayız” tiratları çekiliyor. Üstüne “havadan atılan bir akıllı bombanın maliyetinin 7,5 milyon liradan başlayıp 22 milyon liraya kadar çıkıyor” diye ekleniyor.
Bir savaş, işgal, faiz, patronlara kıyak bütçesi olan 2023 bütçesinin esas gelir kaynağıysa asgari ücretliden, genel olarak ücretli çalışanlardan alınacak dolaylı vergiler. Yani aldığımız sudan ekmeğe, peynirden bulgura kadar tüm tüketim harcamalarımızdan kesilecek vergiler!… Patronların milyarlık vergi borçlarını bir kalemde silen, onların faiz borçlarının ödenmesini bütçeye yükleyen bu halk düşmanlığı, asgari ücretin açlık sınırı diye açıklanan rakamları zar zor yakalayacak bir rakamla açıklanmasını daha şimdiden görünür kılıyor.
Tüm bunlar olurken temel ücret haline gelen asgari ücretin belirlenme sürecinin bir toplu sözleşme ve grev konusu olduğuna dair edilen sözler lafta kalmaya devam ediyor. Dahası işçileri temsilen toplantıya katılan Türk-İş Başkanı daha baştan iktidar ve patronlar adına işçinin nabzını düşürme rolüyle ortaya atılıp kırmızı çizgilerinin kendi konfederasyonunun açıkladığı açlık sınırı olduğunu ilan ediyor, beklentileri düşürmekte hızını alamadığını açıkça göstererek…
2023 kışının her açıdan zorlu geçeceği, asgari ücrete yapılacak üç kuruşluk zammın daha bir ay dolmadan uçup gideceği apaçık ortadayken işçilerin örgütlü olduğu en büyük sendikalar maval okumayı sürdürüyor!
Bunun sonu yok!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!