Bilimin gözardı edildiği yerde, yıkım, karanlık ve kötülük kaçınılmaz. Sadece şu üç günde biz bunların hepsini yaşadık/yaşıyoruz. Kar hırsıyla hareket edenlerin ülkeyi bir enkaz yığınına nasıl çevirdiğini izliyoruz. Devlete ait binaların, hastanelerin dahi yıkıldığı bir ülkede, bir kez daha bilime, uyarılara sırt çevrilmesinin bize kesilen faturasını ödüyoruz.
Türkiye deprem kuşağında yer alan bir ülke. O nedenle her şeyden çok bununla ilgili önlemler alınmalı, yapılaşma buna uygun olmalıydı. Bilim insanlarının uyarıları dikkate alınmalı, çalışmalar meslek odalarıyla organize bir şekilde yürütülmeliydi. Ama kar hırsı o kadar büyük ki, fay hattının geçtiği yere havaalanları, nükleer santraller yapıldı. O kadar büyük bir hırs ki, “deniz kumu sattım inşaatlara” diyenlerin binalarının her yeri doldurmasına izin verildi. Törenlerle açılan binalar birkaç yıl sonra devasa mezarlara dönüştü böylece.
Bir kez daha ortaya çıktı ki, bu deprem göz göre göre geldi, göz göre göre insanlar ölüme terk edildi. Bunca acıyı göz göre göre yaşadık/yaşıyoruz.
Jeoloji Mühendisleri Odası’nın 2021 yılında Cumhurbaşkanlığı, TMMM, AFAD Başkanlığına bölgeyle ilgili bir rapor gönderdiği ortaya çıktı. Basına yansıyan haberlere göre bu raporda Hatay Merkezi (Antakya ve Defne) dahil, Hassa, Kırıkhan, Reyhanlı, Dörtyol, Erzin ilçeleri ve 25 mahallenin doğrudan fay hattı üzerine inşa edildiğine dikkat çekiliyor. Raporda Hatay’da olası bir depremin çok daha şiddetli hissedileceği, hasar oranının çok yüksek olacağı söylenerek uyarılarda bulunuluyor. Sadece Hatay değil, Maraş’ta da durumun aynı olduğu belirtilerek; hemen önlemler alınması, yapıların uygun hale getirilmesi, yerleşim yerlerinin yeniden belirlenmesi isteniyor.
Ama her bilimsel veri gibi, kar hırsına ters düşen her şeyde olduğu gibi bu belge de kulakarkası edildi.
Onun yerine enkaza dönmüş şehirler, parçalanmış hayatlar bıraktılar.
Bir kez daha bunu yapanlar, gözlerinde “güzel öldüler” gülümsemesiyle arsızca dalga geçtiler bizimle.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!