Serhat Tuna
Seçimler yaklaşırken, işler kızıştıkça irili ufaklı provokasyonlardaki artış dikkat çekmeye başladı. Daha önce YSP ve seçim bürolarına yönelik saldırganlık şimdi CHP’ye uzanmış durumda.
Kemal Kılıçdaroğlu, “Ben Aleviyim” diyerek ilk kez oy verecek gençlere seslendiği videosunun ardından, rejimin üzerine kurulu olduğu Türk Sünni-İslam sentezi kodları nezdinde planlı mezhepçi bir provokasyona maruz bırakıldı. Bayramın ilk gününde depremlerde yıkıma uğrayan ve tüm yardım çığlıklarına rağmen ilk günler kaderine terkedilen illerden Adıyaman’daki Belediye Mezarlığı’nı ziyaret eden Kılıçdaroğlu, depremde ölenler için dua edilirken kalabalıktan “kimliği belirsiz” bir kişi, imama Kılıçdaroğlu’nu işaret ederek “Bu Fatiha okumayı bilmiyor ki, sen buna neden Fatiha okutturuyorsun?” diye bildik bir ezberi bağıra çağıra tekrarladı.
Hâlâ kimliği belirsizliğini koruyan kelli felli bu kişi, yetişmiş istihbarat ya da paramiliter elemanı olduğunu sözlü saldırıdaki rahat tavırları ve vücut diliyle açık ediyor. Keza bu provokasyonun plânlı olduğunu gösteren başka bir olgu da bunun devamında bu kez bir türbe ziyaretinde CHP heyetinin türbeden çıkışı sırasında bir kişinin Kılıçdaroğlu’nun yanına yanaşmaya çalışarak, “Seni istemiyoruz. Sen buraya gelme, sen buranın adamı değilsin oğlum” ifadeleriyle sözlü tacizin devam etmesi ve bir grubun Kılıçdaroğlu’nun korumalarına saldırmaya çalışması oldu.
Saldırıların ardından Kılıçdaroğlu ile Sırrı Süreyya Önder arasında yapılması plânlanan görüşme ve yine Kılıçdaroğlu’nun Kahta’daki açık havada halkla buluşma planı iptal edildi.
Yine aynı gün akşamüstü CHP konvoyu Kahta’daki AKP seçim ofisinin önünden geçerken orada toplanan kalabalığın polis denetiminde sinkaflı küfürler eşliğinde saldırıya uğraması gün içerisindeki provokasyon zincirinin son halkası oldu.
Bu provokasyonların devamının nasıl seyredeceği bunlara karşı verilecek tepkinin düzeyiyle bağlantılı şekillenecektir. Saldırının fitilinin hangi odaklar üzerinen ateşlenmek istendiği ortadayken, sağ yanağına vurulurken sol yanağını uzatmak bu ateşi söndüren değil, karşı tarafın cüretini alevlendiren bir rol oynar.
Henüz eylemli bir sokak/halk hareketine dönüşmese de Hitlerci führer rejimine karşı giderek genişleyen bir değişim isteği kendisini hissettiriyor. Bu istek, “Ne olursa olsun, yerine ne gelirse gelsin yeter ki tek adam (Erdoğan) diktatörlüğü son bulsun!” anlayışında özetlenebilecek bir tablonun sınırları içerisinde de olsa toplumun değişik kesimlerinde birikmeye devam ediyor. Yer yer korku duvarlarının sınırlarını aşan göstergelerin de olduğu bu değişim isteğinin yönünü ve sınırlarını sınıfsal ve toplumsal aktörlerin herbirinin kendince belirlemek istediği bir tarihsel momentteyiz.
Kuşkusuz bu değişim isteği yeni ortaya çıkmadı. İleri-geri seyreden toplumsal çalkantılar içerisinde şekillendi. Gezi direnişinin eylemli biçimde kendisini ortaya koyduğu güçlü bir değişim isteği, 7 Haziran 2015 seçimlerinin sonuçlarında da ifadesini bulmuştu. Muhalefet bu sonuçlara sahip çıkamayınca arkasından gelen katliamlar üzerine inşa edilen führer rejimini hep birlikte tecrübe ettik. Bugün iktidar hem toplumsal taban hem de prestij olarak o günlerdeki kadar güçlü bir pozisyon sahibi değil. Geriye doğru çözülme halleri hızlanmış ve ittifak ilişkileri alabildiğine daralmış olmakla birlikte HÜDA-PAR ve Yeniden Refah Partisi’ni dahil ederek oluşturduğu Taliban ittifakında en gerici-faşist güruhların siyasal temsilcileri bir araya gelmiş durumda.
Faşist rejimin sokaktan/halk hareketinden kopuk tek başına seçimle-sandıkla değişmesini sanmak, AKP’nin iktidarlaşma sürecinde oynadığı kolaylaştırıcı rolle bilinen liberal budalalığın yeniden palazlandırılmaya çalışılmasının ötesinde bir sonuç doğurmaz.
Ayrıca sandık sınırları içerisinde, sandığa hapsolmuş bir değişimin kısa ve uzun vadede emekçiler lehine pozitif bir sonuç doğurma olasılığı yok denecek düzeyde zayıftır. Ekonomik, sosyal, siyasal hak ve özgürlüklerine sahip çıkan bir taban basıncı, sokak ve halk hareketi yaratılamadığı koşullarda “değişim” olsa bile bunun ömrü ne kadar olabilir?
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!