8’inci yılında Serdar yoldaşlaydık…



10 Ekim Katliamı’nda ölümsüzleşenlerimizi, Serdar Ben yoldaş şahsında Gazi Mahallesi’ndeki mezarı başında andık


10 Ekim Katliamı’nın 8. yılında Serdar Ben (Maviş) yoldaşın mezarı başındaydık. Anmadan önce polis mezarlığa yığınak yapmıştı. Aynı zamanda İnşaat-İş kurucularından olan yoldaşımız için sendikası da üyeleri ve temsilcileriyle oradaydı. Başucuna da katliamda ölümsüzleşen altı İnşaat-İş kurucu üyesinin çizimlerinin olduğu pankart açıldı. Çiçeklerle donatılan mezarına Alınteri bayrağı serildi.

İnşaat-İş’in militan sendikacılık çizgisine değer veren, anlamlı bir dostluk ilişkisi kurduğu sendikalardan Dev Yapı-İş, Limter-İş, Enerji-Sen, DGD-SEN de Maviş’in yanı başındaydılar. Yaptıkları konuşmalarla Maviş ve kanını akıttığı sendikası şahsında dile gelen anlamları ifade ettiler.

Anmaya Yeşil Sol Parti İstanbul İl Eşsözcüsü, HDP ilçe yönetimi, ESP, Partizan, Mücadele Birliği, SMF, EMEP, Gazi Halk Platformu, CHP İlçe Başkanı da katıldı.

Serdar’ın ablaları ve annemizin ağıtlarıyla; konuşma ve sloganların iç içe geçtiği anmamız, onun şahsında 10 Ekim’de ve devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşenlerimiz anısına yapılan saygı duruşuyla başladı.

Saygı duruşunun arzından söz alan İnşaat-İş Örgütlenme Sorumlusu Yunus Özgür, İnşaat-İş’in 10 Ekim Ankara Katliamı’nda altı kurucu üyesini, dostunu, yoldaşını kaybettiğini, bu saldırıların Kürt ulusal hareketi ve işçi sınıfı hareketini geriletmek için atılan adımlardan biri olduğunu vurguladı. Özgür, “Onlar bize, düşmana karşı nasıl durulması gerektiği, patronlarla nasıl mücadele edilmesi gerektiğiyle ilgili bir miras bıraktılar. Biz onlardan aldığımız bu mirasla hareket ediyoruz, yetmezliklerimize-eksiklerimize rağmen bu mirası daha ileriye taşıyacağımıza bir kez daha söz veriyoruz” dedi.

Daha sonra söz alan Yeşil ve Sol Parti İstanbul Eşsözcüsü Beser Şahin de konuşmasında iktidarın baskı ve kanla yarattığı bu kaosa rağmen Kürt halkının ısrarla barış dediğini, ama iktidarın bu çağrıyı her defasında kanla, baskıyla ezmeye çalıştığını, bu katliamlara ve saldırılara rağmen başta Kürt halkı olmak üzere devrimciler ve sosyalistler olarak yan yana gelmekte ısrar ettiklerini belirtti. İktidarı gerçekleştirdikleri katliamlardan tanıdıklarını kaydeden Şahin, “Faşist saldırılara karşı her koşulda yan yana gelip direnişimizi büyüteceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.

Alınteri adına yapılan konuşmada da 10 Ekim Katliamı’nın Kürdistan kentlerinde gerçekleşen katliamlara karşı Türkiye’nin “Doğusu” ve “Batı”sıyla belki de tarihte ilk defa başkentte buluşarak “yeter artık, savaş politikalarına son, Kürt halkının taleplerini dikkate alın” diye bir duruş sergilenmesine karşı gerçekleştirildiğini kaydetti. Serdar ve yoldaşlarının da buna verdikleri değer nedeniyle orada olduklarını, halklar arasında zaten oldukça ince olan kardeşlik köprüsüne bir tuğla koymak istediklerini vurguladı. Serdar’ın beslendiği siyasal geleneğin refleksleri ve dünya görüşüyle orda olduğu belirtilen konuşmada, gerçek barışın halklar arasında eşitlikle geleceğini, bunun da ancak sınıfsız, sömürüsüz bir dünyada gerçek anlamına ulaşacağı kaydedilen konuşmada, onların bu bilinciyle mücadele edileceği vurgulandı.

Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin, 10 Ekim’in barış, kardeşlik, emek diyen on binlerce emekçinin Ankara’da bir araya gelmesine karşı gerçekleştirildiğini belirterek başladığı konuşmasında “İnşaat-İş kurucularının bıraktıkları miras bugün halen şantiyelerde, memleketin dört bir yanındaki direniş alanlarında yaşamaya devam ediyor. Bizden de size söz olsun. O bıraktığınız mirası üretenlerin yöneteceği bir dünya özlemimizi kurana kadar taşımaya da söz veriyoruz. Bu mücadelenin sonunda biz kazanacağız, biz kazanacağız” diye belirtti.

Disk/Limter-İş Genel Başkanı Kamber Saygılı konuşmasına “Belki Anadolu’dan Mezopotamya’ya kardeşlik köprüsünü kurmayı başaramamış olabiliriz ama hiçbir zaman bu köprüyü kurmaktan vazgeçmedik” diye başladı. Devamında “Nasıl ki 1960’lı yıllarda Deniz, Yusuf, İnan Boğaz’da değil de Zap Suyu üzerine köprüyü kuralım deyip yola çıkan tüm devrimci gençler bize oradan bir miras bırakmışlarsa biz bu mirası asla unutmadık. Suruç’ta katledilen arkadaşlarımız yurdun dörtbir yanından, Kürdü, Çerkezi, Lazı, Ermenisi, Rumu… Anarşisti, komünisti, yurtseveri Suruç’ta kardeşlik köprüsü kurmak için Kobanê’ye gittiler, katledildiler. Ama vazgeçmedik. Ankara’da bir kez daha İşçisiyle, emekçisi genciyle, kadınıyla KürdüyleAnadlu’nun kalbinden Mezootamya’ya selam göndermek için savaşın, işgalin durması için Ankara’da toplandık. Bir kere daha kurşuna dizildik. Bu katliam çok açık ve net olarak devlet eliyle düzenlenmiş bir katliamdır.Bugün hala bu katliam devam ediyor. Rojava toprakları bombalanıyor” diye belirtti ve mücadele çağrısında bulundu.

Dev Yapı-İş adına konuşan Örgütlenme sekreteri Nihat Demir, ölümsüzleşenlerin 10 Ekim’e özgür bir dünya, ekolojik bir toplum kurmak için gittiklerini, Ankara’nın göbeğinde polisin gözü önünde bombalandıklarını belirterek başladı konuşmasına. Onların mücadelesinin şantiyelerde, tersanelerde, tekstilde sürdüğünü ve süreceğini, asla geri adım atılmayacağını vurguladı. Toplumda ciddi bir tecridin olduğunu, bu tecrit üzerinden tüm toplumsal kesimlerin, doğanın tutsak edildiği kurumsallaşmış bir faşizmin olduğunu kaydetti. Bunun yıkılacağını, Serdar Ben’ler gibi her yerde mücadelelerini sürdüreceklerini, Türkiye’ye özgürlüğü, eşitliği, kardeşliği getirene kadar süreceğini vurguladı. Demir konuşmasını “Siz rahat uyuyun. Sizin mücadeleniz inşaat işçilerinin zihninde, beyninde ve yüreğinde dalgalanarak geliyor ve büyüyor” sözleriyle tamamladı.

DGD-SEN adına yapılan konuşmada Serdar’ı şahsen tanıdıkları, dostları olduğu belirtilerek, ‘O’nun şahsında somutlaşan ihtilalci komünist çizgi yaşamalı. Türkiye’nin dört bir yanında işçi direnişlerinde, şantiyelerde, grev çadırlarında, meydanlarda, 1 Mayıs barikatlarında yaşatılmalı” denildi.

Emek Partisi temsilcisi yaptığı konuşmasında “Ankara Gar katliamında 22 yoldaşımızı kaybettik. Bu ülkede ne ilk ne son katliam olacak ve hâlâ sürüyor. Bu saldırı emekçilere yapılmıştır” diye belirtildi.

Anma sırasında, ”Şehit namirin!”, “Katiller halka hesap verecek!”, “Serdar yoldaş ölümsüzdür!” sloganları haykırıldı, 10 Ekim’de ölümsüzleşen altı İnşaat-İş kurucusunun isimleri “ölümsüzdür” diye karşılandı.

Serdar Ben’in anmasından sonra, 10 Ekim’de katledilenlerden Fatma Esen’in mezarına gidildi. Yapılan kısa konuşmadan sonra Esen de sloganlarla selamlandı.