Direnişçi Şehriban Kapaklıkaya Çalışma Genel Müdürü Mehmet Baş ile yaptıkları görüşmeyi anlattı. Kapaklıkaya, “7 aydır mücadele veriyoruz, yürüyüşümüzü yapıyoruz ama hiçbir yerden bir yanıt çıkmıyor. Bugün Çalışma Genel Müdürlüğü’ne geldik, bize randevu vermişti ama birkaç dakika dinlemeye gerek görmedi sekreterine yönlendirdi. O da bizi dinlemedi bile. Hiç olumlu cevap alamadık. Konuştum, ‘Biz buraya geldik eli boş dönmeyelim. Emeğimiz için geldik sadaka için gelmedik. Neden kimse sahip çıkmıyor. Emeğimize sahip çıkın’ dediğimde bana söylediği söz, ‘cebimden mi çıkarıp vereyim’ oldu. Ben sadaka dilenmeye gelmedim. Hakkımı almaya geldim. Sadaka dilenecek olsaydım orada dilenirdim. Yazık değil mi günah değil mi diye sordum.”
Toprak kokan nasırlı elleriyle nasıl ki canıyla, diliyle, dişiyle o seralarda üretim yaptılarsa mobbinge karşı bugün de bütün baskılara, haksızlıklara çevre-aile-toplum baskısına karşı direnerek ve gasp edilen hakları istemek için yollardalar. Şimdi bizim Agrobay direnişçilerine “siz köyden, biz şehirden sınıf mücadelesini ve kadın dayanışmasını yükseltmemiz ve direnişin birleşik mücadelesini yaratarak kazanıma doğru birlikte yol almamız gerekiyor” dememiz lazım.
Nasıl ki Yemek Sepeti, Trendyol, Migros direnişleri dayanışma ile mücadeleyi büyütüp kazanımla sonuçlandırıldıysa, nasıl ki 6 Şubat depreminde dayanışma ile ayağa kalkmaya çalışıldıysa şimdi de direnişle dayanışmayı büyütme zamanıdır. Çünkü “aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde” diyerek, bunun sınıf mücadelesi olduğu bilinciyle “Agrobay kazanırsa işçi sınıfı kazanır, kadınlar kazanır” şiarını öne çıkarma zamanıdır.
Dün Ankara İSİG Meclisi’nin dayanışma çağrısıyla yapmaya çalıştığımız “Birleşe birleşe kazanacağız!” şiarının belki ilk adımıydı.
Bu adımları büyütme zamanıdır!
“Agrobay direnişçi kadınlar yürüyor, mücadele büyüyor” diye en güçlü sesimizle haykırma zamanıdır!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!