Cumartesi, 5 Eylül 2026

Sokak Hayvanlarına ÖteNAZİ!



Vicdan sınırlarını zorlayan yasa teklifine tutum; “vicdan”, doğayla barışık kentler, hayvan sevgisini… kapsayacak bir karşıtlık kadar aynı zamanda yaratılmak istenen toplumsal cehenneme karşı siyasal bir tutum almayı da gerektiriyor.


Cihan Çetin

Her şeye kâr-zarar gözüyle bakan AKP Pükümeti metalaştıramadığı her şeyi ölü ilan ediyor. Sokak hayvanları, onların bakım ve ıslahını yük olarak gören AKP-MHP faşist bloku, gözünü kırpmadan gerçekleştireceği sokak hayvanları katliamına yasa kılıfı hazırlamak için canhıraş uğraşıyor.

Sokak hayvanlarının toplu katliamına yol verecek olan Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 7. maddesi de sabaha karşı komisyondan geçti.

AKP-MHP eliyle sokak hayvanlarına karşı büyük bir kıyımı öngören yasa tasarısında, muhalefetin itirazlarıyla kediler kapsam dışına alınırken maddedeki ötenazi ifadesi sözde çıkarıldı. Mevcut tasarıdan çıkarılan ötenazi, veterinerlik ile ilgili yasaya atıf yapılarak esasta görüşülen yasa teklifine göre kapsamı genişletilmiş oldu.

AKP’nin “konunun ilgili paydaşları ile görüşüldü” ifadesinin tam bir yalan olduğu ortaya çıktı. AKP “paydaş” diyerek sokak hayvanlarının katliamı savunan STK’larla görüşmüş sadece.

Diğer yandan dünkü komisyon toplantısı, uzun süredir göstermelik bir incir yaprağı derekesine düşürülmüş parlamentonun bu haline bile tahammül edilmediğinin teyidiyle başladı. Yasaya karşı çıkan hayvan hakları savunucuları yani asli muhatapların, TBMM komisyon görüşmelerini izlemeleri engellendi. Salona alınmadılar, koridorlar güvenlikçilerce tutuldu. Dahası salon dışındaki ekrandan izlemeleri de engellendi. Mazeret de hazırdı: Görüşmelerin yayınlandığı ekran, bozuk olduğu için kaldırıldı denildi.

Kendi tabanlarında da rahatsızlık olmuş olacak ki AKP, muhalefetin itirazlarını, önerilerini dikkate alıyormuş gibi davranmaya başladı, ama her zamanki yöntemleriyle: “Dikkate alıyorum, ama bildiğimi kulağımı tersten göstererek de olsa okurum!”

Dahası bunu yaparken görüşülen teklifin kapsamını daha da büyütmek, derinleştirmek gibi alışılmış absürtlükler sahneliyor. Mesela, muhalefetin itirazını yatıştırmak için zaten eleştirilen ve her açıdan teşhir olmuş (5596 sayılı yasa) bir yasaya atıfta bulunarak Tarım Bakanlığı’ndaki kamu görevlilerini ötenazi için son karar mercii noktasına taşıyor. Anlayacağımız emir büyük yerden! O nedenle de AKP’li vekiller kapıdan olmazsa bacadan girmek pahasına teklifi yasalaştırmak için adeta çırpınıyor!

Çünkü bu telifin yasalaştırılması faşist iktidar blokunun gücünün de sahnelenmesi, “dediğimi yaparım” gösterisini yinelemesi anlamına geliyor bir yanıyla. Diğer yanıyla da toplumsal krizi bu sefer de korumasız hayvanların katlini hedefleyecek bir gündemle yönetmeyi esas alıyor. Mevcut faşist devlet biçiminin gücünü konsolide etmesi, toplumsal krizi kitlelerin dikkatini gerçek gündeminden kopararak yönetmesi uğraşı da var karşımızda. Dahası iktidarın tabanını, “ötekileştirdiği” her hedefte olduğu gibi korumasız hayvanlar üzerinden bile acımasızca ajite etme amacı var karşımızda. Mülteciler, LGBTİ+’lar, kadınlar üzerinden kışkırtılan kin ve nefret, buna eşlik eden şiddet şimdi de korumasız hayvanlar üzerinden kışkırtılıyor. Tahayyül edilen toplum bu: Kendisinden olmayan, iktidarın çizdiği “makbul sınırları” tanımayan her şeyi, herkesi düşman görecek bir kutuplaştırma yaratmak ve sömürü çarklarını bu zehirlenmiş toplumsal gerçeklikle döndürmek!

Vicdan sınırlarını zorlayan yasa teklifine tutum; “vicdan”, doğayla barışık kentler, hayvan sevgisini… kapsayacak bir karşıtlık kadar aynı zamanda yaratılmak istenen toplumsal cehenneme karşı siyasal bir tutum almayı da gerektiriyor. Sırasıyla toplumsal konumu en zayıf olan kesimlerden başlayıp hayvanlara kadar uzanan bu faşist ceberrutluk tüm türlerin, doğanın özgürlüğü ve kapitalist sömürüye ve onu garantiye almak üzere örgütlenmiş faşist iktidar biçimine karşı mücadeleyi kapsıyor.

AKP ve MHP tabanında bile öfke uyandıran bu teklifin geri çektirilmesiyse bu faşist konsolidasyon yöntemine karşı elde edilmiş ciddi bir toplumsal kazanım olacaktır.