Poyraz Soysal
Mevsim çiçeğe kesiyor. Kolektif umut ve heyecan ile sulanıyor. Hava buz kessin ne çıkar, her vahşet direnci büyütüyor. Gençlik yine sahnede. Elinin tersiyle saça saça yürüyor kendisi için yapılan beylik tahlilleri. Yol açıyor. Şimdi o yolu doğru rotayla taçlandırma zamanı.
Umut Güncelleniyor
Sokaklar adeta Haziran İsyanı’nın rengini kuşanmış. Yılların yoksullaştırma politikalarının, aşağılanmanın, diri diri gömülmeye çalışılmanın öfkesi faşizmin karşısında sel olup akıyor. Artık yalanlara karnı tok olduğunu muhatabının yüzüne haykırıyor emekçi kitleler. Yıllardır beklenen öfke patlamasını tetikleyen İBB’ye operasyon çekilmesi oldu. İktidarın toplumu örgütsüzleştirerek faşist zor ile her şeye gözü doymaz bir şekilde çökmesi kitlelerin öfkesini zıvanadan çıkardı. Halk devletin salt bir zor ve sömürü aracı olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kaldı. Burjuva siyaseti ve reformizmin sandığa gömdüğü umutlar, Führerci faşizmin sandığın kapağını bile yiyen açgözlülüğüyle kendini dışa vurdu. Tapulu mülküne, emeğine, geleceğine ve iradesine çökülen halk; Hırsız-katil iktidara da onun yancısı burjuva muhalefete de kendi iradesini teslim etmeyeceğini gösterdi.
Öncülüğünü İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin yaptığı eylemler tıpkı Gezi de olduğu gibi her yana yayıldı. İÜ öğrencilerinin çağrısı önce öğrenci gençlikte yankısını buldu. Hacettepe, ODTÜ, Ankara Üniversitesi ve hatta Bilkent ayaklandı. Burjuva muhalefet her zamanki misyonuyla ateşi söndürmek için harekete geçti. Önce Özgür Özel çapsızı kargaları güldürecek bir açıklamayla sandığı işaret etti. Hesap edemediği bir şey vardı. Halkın rüzgarına karşı konulamazdı. Öyle de oldu. Yıllardır kullanılmaktan eskimiş köhne cümleler halkın rüzgarıyla tekrar kendisinin genzine doldu. Söylediklerini yutmak zorunda kaldı. Bu sefer gaz alma ve öfkeyi sönümlendirme çabaları devreye girdi. Kitlenin toplandığı Saraçhane, Güvenpark gibi alanlarda kitleyi kontrol etmeye çalıştılar.
Bu çabalarının hepsi öfke olup patladı suratlarında. Gençler ODTÜ’de faşist polisin vahşetine direnirken Güven Park’ta kitleye eylemi bitirdiklerini söylediler. Söylemeleriyle yuhalanmaları bir oldu. Eylemler her yere yayıldı ve CB’nın talimatıyla beklendiği üzere faşist saldırı sağanağıyla yanıtlandı. Bütün zorbalık gençliğin dinamizmiyle birleşen kitlelere geri adım attıramadı. Eylemi sönümlendirmeye gelen politikacılar her yerde yuhalandı, konuşturulmadı. Hatta görevden vazife çıkaran Sunay Akın gibiler; Denizlerin yolundan yürüdüğünü söyleyen gençler tarafından rezil edildi. Yani işin özü kimsenin derdi burjuva İmamoğlu falan değil. Halk geleceğine sahip çıkıyor.
Bazı Tehlikeler
Ne yazık ki burjuvazi bu tür olaylarda ne yapacağına dair sistematik çalışmalar yürütüyor. Hatta belki emekçi halk güçlerinden de fazla. Çünkü her halükarda bu kadar zulme karşı bir yanıt alacağının bilimsel olarak da farkında. O nedenle eylemleri sadece kaba kuvvet ile bastırma yolunu kullanmıyor. Kitleleri bölmek, yanlış hedeflere yönlendirmek, araya provokatör sivilleri sokmak gibi yöntemleri var. O nedenle özellikle deneyimsiz insanların eylemlere daha örgütlü grupların yanında katılması önemli. Her grubun içine bir anda dalmamak da kritik burada. Bunun yanı sıra, faşistlerin ve sosyal şovenlerin eylem alanlarında ırkçı faaliyetlerde bulunmalarının ve eylemleri bölmelerinin önüne geçilmeli. Kürtleri alana “sokmayacağına” dair tweet atan faşist trol sürüsü, eylemlere DEM geliyor diye katılmayacağını söyleyen ZP ergen partisi, sözüm ona sol bir tutum alıp İmamoğlu’na dair eylemlere katılmayacağını ifade edip sonra da her zamanki pragmatizmiyle alanda şov yapan TKP’ye kadar birçok çevrenin yaptığı faşizme hizmet etmektir. Kitlelerin bu kadar politize olduğu bir ortamda şovenist kalıpları kırmak da daha kolaydır. ZP faşist yapılanması bu süreçte daha az genci kandırabilecektir mesela. Bu biraz da bizim tutumumuza bağlı. Alana LGBTQ+ almama, DEM Parti’yi almama çabaları gibi faşist girişimleri püskürtmek kritik bir noktada duruyor. Mesela dün Ankara’da DEM Parti bileşenlerine yönelik MHP’li faşistlerin ve Boyuneğme flaması taşıyanların saldırı girişimi gerçekleşti. Bu tür hamlelere izin vermemek önemli. Eyleme dair kafa karışıklığını gidermek önemli. İktidarın ve onun yancısı Davutoğlu’nun ekonomiye eylemlerin zarar verdiği propagandasına karşı bilinçsiz emekçiler bilgilendirilmeli. Bizim trilyonlarımız yok ki derdine düşelim. Süreç sonrası dövizi dengelemek için piyasaya saçtıkları milyar dolarlar da bize vergi olarak geri dönecek. Yani direnmezsek zaten soyuluyoruz. Direnmek yeni bir dünyanın kapılarını açacaktır.
Ne Yapmalı?
Özellikle öğrenci gençliğin, örgütlü öğrenci gençliğin olduğu alanlar tehlikeyi daha minimal kılıyor. Mesela kürsüden ırkçı marşlar eşliğinde kitle pasifize edilmeye çalışılırken gençler eylemleri daha ateşliyor, doğru sloganlar etrafında kitleyi bir araya getirebiliyor. Birleşik bir mücadele önem taşıyor bu durumda. Gruplar genellikle ayrı ayrı yer alıyor alanda. Mümkün olduğu kadar organize olunmalı. Genel grev-genel direniş şiarı eylemlerin en temel şiarı olmalı. Sarı sendikalar da bu doğrultuda zorlanmalı. İşçi sınıfı ve diğer emekçi kesimlerin bu eylemlere daha fazla katılımını sağlamak önemli. Hem alanda yüzlerce kişi işkenceyle gözaltına alındı, hem şafak operasyonlarıyla. Devrimci, muhalif sosyal medya hesapları engellendi. Bu saldırılara karşı dayanışmayı örgütlemek halkın gözünde caydırıcılığı azalan bu saldırıları daha etkisiz kılacaktır. Birlikte direndiğimiz zaman halk olduğumuzun tadına varıyor, cesareti büyütüyoruz. Örgütsüz ve pasifize durumlarda korku kendini örgütlüyor. Şimdi cesareti, paylaşımı ve direnci ilmek ilmek örme zamanı. “Yıllardan sonra/yollardan sonra/ yeniden yan yana onlar…” Bu yan yana olma halini daha da büyütme zamanı şimdi. Bu rüzgarlar bizim rüzgarlarımız, kıymetini bilme zamanı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!