İşleri ve onurları için Ankara CHP Genel Merkez önüne 1 Mayıs’ta yürümeye başlayan Çiğli Belediyesi direnişçisi kadın direnişçilerden Sibel Yıldırım ile konuştuk
Alınteri: Merhaba, bize öncelikle yürüyüşe karar verme sürecinizi anlatabilir misiniz?
Sibel Yıldırım: Bizler Çiğli Belediyesi’nde yıllarca emek vermiş, gece gündüz çalışan kadın işçileriz. Bir sabah ne bir soruşturma ne bir uyarı, sadece bir liste ile işimizden atıldık. Aylarca hakkımızı aradık, seslendik, dilekçe verdik, CHP Genel Merkezi’ne mektuplar gönderdik. Ama ne ses çıktı ne cevap geldi. O yüzden artık biz ses olmaya karar verdik. Kararımız, sadece geri dönmek değil; bu sessizliğe bu haksızlığa karşı yürümekti. Ve yürümek, susmaktan daha onurlu geldi.
Alınteri: Yürüyüşünüz sırasında uğradığınız illerde nasıl karşılanıyorsunuz?
Sibel Yıldırım: Yolda çok sayıda işçi, kadın, genç, yaşlı bizimle selamlaştı, destek verdi. Her ilde bize kucak açan insanlar oldu. Bazen bir simit bazen bir çay bazen bir dua… Ama en çok da “haklısınız, yanınızdayız” sözünü duyduk. Bize güç veren de bu zaten: yalnız olmadığımızı bilmek.
Alınteri: Altı kadın direnişçi olarak yola çıktınız ve Ankara’ya CHP Genel Merkezi önüne geliyorsunuz. Bu yürüyüş sırasında kadın olarak neler yaşıyorsunuz, neler hissediyorsunuz?
Sibel Yıldırım: Biz aslında on altı kadınız, bu süreçte 11 aydır işsiz olduğumuz için yürüyüş için bütçemiz sadece altı kişiyi kaldırdığı için böyle bir karar aldık. On kız kardeşimizin yüreğini sırtımıza alarak yürüyoruz. Bu ülkede kadın olmak zor, emekçi kadın olmak daha da zor. Ama direnen kadın olmak en onurlusu. Yolda her şeye rağmen dimdik yürüyoruz. Bazen korkuyoruz, bazen ağlıyoruz ama her adımda birbirimize tutunuyoruz. Kadın olarak bu yürüyüşü yapıyor olmak, başka kadınlara da güç verecekse biz her gün yeniden başlarız bu yola.
Alınteri: Yürüyüşe başlamadan önce neler hissediyordunuz? Bugün eyleminizin 8. gününde ve yollardasınız. Bugün neler hissediyorsunuz?
Sibel Yıldırım: Başlarken hem umutluyduk hem endişeli. Ama yürüdükçe yükümüz hafifledi, çünkü haklı olduğumuzu her adımda daha çok hissettik. Bugün sekizinci gündeyiz ve bedenimiz yorgun ama yüreğimiz hiç olmadığı kadar güçlü. Artık geri dönüş yok, çünkü biz sadece işimize değil, onurumuza da sahip çıkıyoruz.
Alınteri: CHP Genel Merkezi önüne ulaştığınızdaki beklentileriniz neler?
Sibel Yıldırım: Beklentimiz çok açık: Sesimizi duysunlar. Bizi görmezden gelmesinler. Biz iş istemiyoruz, hakkımız olan işe iademizi istiyoruz. CHP Genel Merkezi bizim partimizse, o zaman biz de bu partinin emekçileri olarak sesimizi duymalarını bekliyoruz.
Alınteri: Ankara Emek Demokrasi bileşenlerinden ve özellikle kadın örgütlerinden nasıl bir sahiplenme bekliyorsunuz?
Sibel Yıldırım: Bu yürüyüş yalnız bizim değil, tüm emekçi kadınların yürüyüşüdür. Bu yüzden kadın örgütlerinin, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin bizimle dayanışmasını, yanımızda saf tutmasını istiyoruz. Çünkü biz bir aradaysak güçlüyüz. Kız kardeşlik bunu gerektirir.
Alınteri: Son olarak işçi emekçi kadınlara bir mesajınız ya da çağrınız var mı?
Sibel Yıldırım: Evet var. Kimse susmasın. Kimse kaderine razı olmasın. “Beni de işten atarlar” korkusuyla değil “Ben de direnmeliyim” duygusuyla harekete geçelim. Bu yol, hepimizindir. Ve biz biliyoruz ki, zafere giden yol, kadınların ayak izinden geçer.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!