Asgari Ücrete Temmuzda Zam Şart, Ama…



Asgari ücrete temmuzda ara zam yapılsın mı yapılmasın mı tartışmalarına yanıt 22 bin liralık asgari ücretin daha 4 ay geçmişken eridikçe erimesi ve açlık sınırının bile altında kalmasıdır. Bu böyleyken asıl konuşması gerekenler suskun!


2024 Aralık’ında Asgari Ücret Tespit Komisyonu tiyatrosunda sadece fiyonk işlevi gören Türk-İş’in çağrılmasına bile gerek duyulmaksızın Erdoğan’ın direktifiyle apar topar açıklanan asgari ücret rakamı 22 bin TL olmuştu. Bu rakam TÜİK’in o ayarlı verileri bile ıskalanarak yüzde 30’luk artışa tekabül ediyordu. Bu yüzde 30’luk artış aslında tarihsel bir kırılmayı da ifade ediyordu. Çünkü o güne kadar alışık olunan TÜİK oranlarını bile alta çekiyor, adı konulmamış bir IMF programı olan Şimşek programındaki “hedeflenen enflasyon oranında ücret artışı” şartına uygun olarak ücretlerin toplam olarak en alt sınıra çekilmesinin nirengi noktasını oluşturuyordu. Asgari ücret belirleme sürecinde pervasızca hayata geçirilen bu şart sonraki bütün sözleşmelerde de işçilere dayatılan kolektif bir sınıf tutumu oldu; metalde-petro kimyada bu dayatmalar işçilerin kararlı direnişleriyle aşıldı.

Asgari ücret yüzde 30’luk artışla 22 bin TL’ye çıkarıldığında Türk-İş’in açıkladığı Aralık ayı açlık sınırı yani dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması 21.083 TL, gıda ile birlikte diğer tüm harcamalar için haneye girmesi gereken gelir anlamına gelen yoksulluk sınırıysa 68 bin 675 TL olarak açıklanmıştı.

Türk-İş’in Nisan 2025 için açıkladığı veriler ise yoksulluğun bu 4 ayda nasıl derinleştiğinin rakamsal ifadesi oldu. Buna göre açlık sınırı 24 bin 35 TL, yoksulluk sınırı ise 78 bin 292 TL’ye çıktı.

22 bin TL olarak belirlenen asgari ücret Aralık ayındaki açlık sınırıyla neredeyse eşitken 4 ayda 2 bin 400 TL eriyerek emekçiler açısından açlık sınırına bile yetmeyen bir ücret haline geldi.

DİSK-AR 2025’in ilk dört ayında enflasyonun emek gelirlerine (ücret, maaş ve aylık) toplam faturasının en az 176 milyar 600 milyon TL olduğunu, asgari ücretin 2025’in ilk dört ayında enflasyon karşısında 2.953 TL eridiğini, işçi başına dört aylık ortalama erimenin 5 bin 197 TL’ye tekabül ettiğini açıkladı ve TÜİK verilerinin bile enflasyondaki yükselişi gizleyemediğini kaydetti.

İktidarın tutumunun ilk sinyalleri

Rakamlar gerçeği tüm açıklığıyla ortaya koyarken iktidar cephesi asgari ücrete temmuzda ara zam yapılması konusunda daha baştan sınır çekme yolunu seçti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ismini taşıyan koltuğa oturan Vedat Işıkhan, “Asgari ücretle ilgili bir ara zammı konuşmak için çok erken. Zamanı geldiğinde gerekli değerlendirmeyi yaparız” dedi.

AKP Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekçi de aklımızla dalga geçercesine, “Asgari ücret 22.000 TL değil de 52.000 TL olsaydı, kiralar 5.000 TL’den 15.000 TL’ye çıkardı” dedi. En ucuz kiranın 15-20 bin TL olduğu, taşrada bile durumun çok da farklı olmadığı, asgari ücretin kirayı zar zor karşıladığını sokaktaki çocuklar bilirken Zeybekçi’nin bilmemesi mümkün mü? O açıdan da sarf ettiği sözlerin iktidarın ara zam konusundaki tutumunun önden ilanı dışında bir manası yok!

Bu peşreve HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan da “Temmuza kadar durumu değerlendireceğiz ona göre tespit yapacağız demiştik. Enflasyonun ne yönde seyredeceğini her an bilemiyoruz. Böyle bir konu söz konusu olursa tabii ki çağrı yapacağız” sözleriyle katıldı. Burjuva siyasetçiler de iktidarın arka bahçesi haline gelmiş sendikalar da dünyayı sadece fildişi kulelerinden görmüyor aynı zamanda emekçilerin en alt sınıra çekilen ücretlere, sefalete tamah etmesi noktasında da uyumlu bir senkronizasyon içinde hareket ediyorlar.

İktidar açısından bir seçim ya da zorlayıcı bir tepki yoksa…

İktidar cephesinde durum bu. O, bir seçim arifesinde değilse ve ekonomik krizi aşmak için sıcak para musluklarından yeşil dolarlar akmıyorsa asgari ücrete ara zam ne demek, elinden gelse onu daha da alta çekmek için çabalar.

Nitekim seçim dönemlerinde yaptığı ara zamlar biliniyor da…

2022 yılında asgari ücret net 4 bin 253,40 TL olarak belirlenmiş, ara zamla birlikte yüzde 30 oranında artışla asgari ücret 5 bin 500 TL olmuştu.

2023 yılında net asgari ücret 8 bin 506,80 TL olarak uygulanmaya başlanırken temmuzda yapılan ara zam ile 11 bin 402,32 TL’ye çıkmıştı.

Seçimler bitip adı konulmamış IMF programına sıkı sıkıya bağlılık yeminleri edilen 2024 yılında bu ara zammı yapmaya yanaşmadı. Keza onu tabandan zorlayacak bir toplumsal tepki de yoktu! Sonuç: 2025 asgari ücretinin TÜİK’İn açıkladığı enflasyon oranlarının bile altında olan yüzde 30 oranında arttırılması oldu.

Türk-İş sadece korkuyor

Türk-İş ve son yıllarda cılkı çıkmış AÜTK tiyatrosuna fiyonk olma gönüllüsü Ergün Atalay’da havalar daha farklı. Bu sefer işin çok kolay olmayacağını bilmenin tedirginliğiyle “bana ne bunun sorumluluğunu tek başına ben almayacağım” anlamına gelen bir tutum alıyor. “Değişmesi ne anlama gelir?” sorusuna ise “Onu hükümet düşünsün, işverenler düşünsün. Bizim bu günahı bir daha çekmeye halimiz, takatimiz yok. Yasa değişsin, adil bir komisyon olsun varız. DİSK olsun, HAK-İŞ olsun. Sadece TÜRK-İŞ olsun diye bir talebim yok. Benim yetkim yok, oy imkanım yoksa bunun vebalini, günahını ben niye çekeyim?” diye yanıt veriyor.

Sanki mesele komisyonun yapısındaymış gibi o da aklımızla dalga geçiyor.

Meselenin sendikaların sendika gibi davranıp asgari görevlerini yerine getirmeleri ve asgari ücret sürecini bir toplu pazarlık ruhuyla gerekirse kitlesel eylemler ve grevlerle karşılaması olduğu apaçık otadayken…

Gerçi Atalay daha önceki yıl “Asgari ücrete ara zam diye bir şey olmaz, artış yılda bir yapılır” diyen bir isim!

Sahnede CHP var

İşçi sendikaları kemkümle süreci götürürken asgari ücrete temmuzda zam yapılmasının şart olduğunu CHP Genel Başkanı dillendiriyor. Hatta sendikaları da patron örgütlerini de dolaşarak bu yakıcı sorununun rüzgarını da arkasına almaya çalışıyor.

İşçi sınıfı cephesinde Türk-İş Başkanı Atalay’ı bile ürküttüğü belli olan bir kaynamanın seslerini duyan bir yerden konuşarak…

Özel’in bu tutumunun bir çeşit atraksiyonun ötesine geçmeyeceğini sadece kendi belediyelerindeki tabloya ya da CHP’ye yakın patronların tutumuna bakarak anlamak mümkün.

Burada sorun asıl konuşması gerekenlerin şurada bir aylık zaman varken bile henüz doğru düzgün bir cümle bile kurmamış olmaları. En önemlisi de onların o cümleleri kurmalarının çok uzak bir ihtimal olduğunu bilmek ve buna göre davranmaktır.