İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne (İzBB) ait İZELMAN, İZENERJİ ve Egeşehir’de çalışan 23 bin Genel-İş üyesi işçinin sözleşme masasında dayatılan sefalete karşı eşit işe eşit ücret talebiyle 29 Mayıs’ta başladığı grev 6. gününde manipülasyon, saldırı, grev kırıcılığı ve akıl almaz spekülasyonlar altında devam ediyor.
İşçiler günlerdir belediye yönetiminin giydirilmiş ücreti gerçek ücret olarak gösterdiğini, sözleşme masasında da sosyal hakların gasbedilmesi üzerinden yüzde 29,19 oranında artış dayattığını anlatıyor. Bunun yoksulluk sınırının çok çok altında kalan bir rakama tekabül ettiğini, kiraların 20 binden, meyvenin kilosunun 100 liradan başladığı bu koşullarda bu dayatmaya boyun eğmeyeceklerini izah ediyor.
İşçiye bir lokma, bir hırka sefaletini kabul etmeyi dayatan, bu açıdan da aslında onuruyla oynayan tüm patronlar gibi İzBB Başkanı, tescilli işçi düşmanı, müteahhit dostu Cemil Tugay’ın grev kırıcılığına öncülük ettiği, toplumsal tepkiyi örgütleyerek işçileri düşmanlaştırdığı, CHP’nin başındaki Özgür Özel’in de “işçiler de makul olsun, ayrıca halkın evinin önünü temizlemesi grev kırıcılık değildir” mealinde cümlelerle bu düşmanlığın genetik bir ideolojik-siyasal gerçekliğin ifadesi olduğunu ifşa ettiği bu koşullarda işçiler dertlerini anlatmaya devam ediyor.
Merkezi iktidarın bütçe kısıtlamaları ve CHP’ye yönelik siyasi operasyonların arkasına gizlenerek işçileri hedefe çakan, İzmir halkının öfkesini sokağa çıkarmak için elinden geleni yapan bu anlayışın büyük korusu lokavttan bahsedip işçilerin etnik kimliklerini masaya yatırarak özel bir şoven histeriyi kaşıdıkları şu koşullarda gerçek, işçilerin kaleminden dökülüyor.
Bir işçi, neden greve gittiklerini, ne istediklerini, mevcut ücretlerini, masada dayatılanın ne anlama geldiğini tane tane anlatmış.
Taşeron Belediye İşçileri Birliği’nin (TABİB) X hesabından paylaşılan mektup şöyle:
İZMİR HALKINA AÇIK MEKTUP
Değerli İzmir halkı, İzmir Büyükşehir Belediyesi işçileri olarak grevimizin 5. günündeyiz. Bizler; bu kentin sokaklarını temizleyen, suyunu onaran, çocuklarına eğitim veren, yaşlılarına bakım sağlayan, parklarını düzenleyen, ulaşımını sağlayan binlerce emekçiyiz. Her gün bu şehri ayakta tutan, görünmeyen ama vazgeçilmez bir emeği ortaya koyuyoruz. Bugün ise insanca bir yaşam için, emeğimizin hakkını almak için grevdeyiz. Alın terimizin yok sayılmasına, emeğimizin değersizleştirilmesine, geleceğimizin gasp edilmesine karşı mücadele ediyoruz. Çünkü emeğimize sahip çıkmadan, ne onurlu bir yaşam kurabiliriz ne de bu kente hakkıyla hizmet edebiliriz.
-
- Neden Grevdeyiz?
Aldığımız Ücret: 36.000 TL
Mayıs ayında elimize geçen net maaş sadece 36 bin TL.
Peki, temel harcamalarımız ne kadar?
-
- En düşük ev kirası: 16.000 TL
- Faturalar: 3.000 TL
- Çocuk kreş ücreti: 18.000 TL
- Aileden alınan borçlar, çekilen krediler: Binlerce TL Bu koşullarda bir belediye işçisi ay sonunda neyle yaşıyor, neyle geçiniyor?
Gerçek Maaşlar Gizleniyor, Algı Operasyonu Yapılıyor
Kamuoyuna 71 bin, 80 bin, 90 bin TL gibi “giydirilmiş” rakamlar sunuluyor. Oysa gerçekte:
-
- Belediyenin teklif ettiği net maaş: 46.000 TL (vergi dilimi %15’e göre)
- Bu rakamların içine: Brüt maaş, yol-yemek, sosyal haklar, ikramiyeler, primler “tek tek” eklenerek suni bir tablo çiziliyor.
- Net bordroyu açıklamaktan kaçıyorlar.
Yoksulluk Sınırı: 81.733 TL
TÜRK-İŞ’in Mayıs 2025 verilerine göre dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 81.733 TL.
Bize teklif edilen 46 bin TL ile bu hayat nasıl sürdürülebilir?
-
- Sayın Cemil Tugay ve Sosyal Demokratlık Sınavı İzmir, CHP’nin “kalesi” olarak anılıyor.
O halde soruyoruz: Sosyal Demokrasi Nerede Kaldı? Altı ay boyunca ne sendikayı muhatap aldınız ne işçiyi dinlediniz. Taleplerimizi görmezden gelerek bizi greve zorladınız. Bu, halkçı ve sosyal demokrat bir yönetim anlayışı mıdır?
İşçiyi ahlaksızlıkla suçlamak!
Eşit işe eşit ücret isteyen işçiye, “fazla istiyorlar”, “ahlaksız talepler” diyerek halkı işçinin karşısına koyuyorsunuz. İşçiyi halkın gözünde hedef gösteren bu dili biz daha önce nerede gördük?
Belediye Emekçisine Sefalet Ücreti, Halka Hayat Pahalılığı!
Bu mudur sosyal belediyecilik? Bu mudur emekten yana yönetim anlayışı?
Tabii ki AKP’nin emek düşmanı politikaları gündemde:
-
- Ülke genelinde işçilere ve memurlara reva görülen %30’luk sefalet zammı, bugün İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde de biz işçilere dayatılıyor.
- Belediye, kendi yönetim zaaflarının, israfın ve plansızlığın faturasını emekçiye kesmeye çalışıyor.
- Aynı zamanda kent halkı da bu adaletsizlikle yüz yüze: Suya, ulaşıma art arda zamlar yapıldı. Mezarlık ücretleri ise %160 oranında artırıldı. İşçiye yok, halka çok zam! Bu hangi vicdana, hangi sosyal belediyeciliğe sığar?
İzmir Büyükşehir Belediyesi, emekçisine yoksulluk sınırının çok altında maaş dayatırken; yurttaşına da zamlarla yaşanmaz bir kent sunuyor. İşçiyi hor gören, halkı pahalı yaşama mahkûm eden bu anlayışın neresi solcudur, neresi halkçıdır?
CHP’li belediyeler gerçekten iktidara gelmek, bu ülkeye umut olmak istiyorsa; “Biz kendi belediyemizde yoksulluk sınırında maaş veriyoruz. Sizin de hakkınız bu olmalı! Gelin, örgütlenin!” diyerek Türkiye’ye örnek olmalıydı.
Ama ne yazık ki CHP’li belediye başkanı Sayın Cemil Tugay, AKP’nin düşük ücret politikasını kendi belediyelerinde uygulayıp, sonra da iktidara itiraz eder gibi yapıyor.
AKP yarın çıkıp dese ki: “Temizlik sektöründe çalışanların grev hakkı yoktur!”
1 Mayıs’ta DİSK kürsüsünde demokrasi nutukları atan Cemil Tugay, ne diyecek? Ne diyebilecek? Söyleyelim: Hiçbir şey. Çünkü bugün kendi belediyesinde eşit işe eşit ücret isteyen işçiyi “ahlaksızlık”la suçlayan bir başkan, yarın iktidarın emek düşmanı politikalarına da sessiz mi kalacak?
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!