Türk Tabipleri Birliği (TTB), TTB İnsan Hakları Kolu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TAYAD), Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), S tipi, Y tipi ve ‘Yüksek Güvenlikli’ olarak adlandırılan hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekmek ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleri doğrultusunda bu hapishanelerin kapatılması çağrısını yinelemek amacıyla bugün bir basın toplantısı düzenledi.
Basın toplantısında ilk sözü, kolaylaştırıcılığı da üstlenen TİHV Başkanı Dr. Metin Bakkalcı aldı. Türkiye’de 2005 yılında 55 bin olan mahpus sayısının 2025 itibariyle 420 bine dayandığını aktaran Bakkalcı, bu sayının yaklaşık 30 bininin “yüksek güvenlikli” denilen hapishanelerde olduğunu söyledi. Bakkalcı, Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları’na (Mandela Kuralları) atıfla hapishanelerin “yüksek güvenlikli” gibi adlar altında tanımlanamayacağının ve bireylere yönelik istisnai durumlar dışında mahpus gruplarına yönelik ayrım yapılamayacağının altını çizdi.
Basın toplantısına TTB adına Merkez Konseyi Başkanı Dr. Alpay Azap ve Merkez Konseyi üyesi Dr. Ali Karakoç katılırken, ortak açıklamayı da Dr. Alpay Azap okudu.
Türkiye’nin, Avrupa Konseyi bünyesindeki ülkelerde bulunan hapishanelerdeki mahpus sayısının ve oranının en yüksek olduğu ülke konumunda olduğunu belirten Azap, verilere göre Türkiye’de her 100 bin kişiden 355’i hapishanelerde bulunduğunu söyledi. Bu oranın, AK ülkelerinde ortalama 117 olduğunu belirtti. 2020 ve 2023 yıllarında infaz kanunundaki değişiklikler ile birlikte “siyasi mahpuslar ve sadece eleştirel veya muhalif görüşlerini ifade ettiği için alıkonulanlar” dışında 14 yılda yaklaşık 200 bin mahpusun hapishanelerden salınmasına karşın tutuklu ve hükümlü sayısı giderek arttığını belirtti.
2021 yılından itibaren F ve D tiplerine ek olarak “S Tipi”, “Y Tipi” ve “Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu” adıyla açılan 42 hapishaneyle birlikte toplam hapishane sayısı 402 olduğunu vurguladı. Hapishanelerin mimari yapısının tutsakların azami derecede tecriti üzerine dizayn edildiğini, diğer hapishanelerde havalandırma hakkının ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olanlar dışındaki tutsaklar için sabah sayımında havalandırma kapısının açılması ve akşam sayımında kapatılması şeklinde uygulanırken, kuyu tipi hapishanelerde hücrelerin havalandırmalarının olmaması nedeniyle mahpusların ortak havalandırma alanlarına tek başlarına götürüldüklerini ve bu haktan en fazla 1,5 saat yararlanabildiklerini dile getirdi.
Bu hapishanelerin gerek mimari yapıları gerekse de şehir dışında inşa edilmelerinin tesadüf olmadığını, yerleşim yerlerinden uzak olmalarıyla avukat ve yakınları ile ziyaret ve iletişimlerinin azalması hedeflendiğini vurguladı.
Azap Alpay konuşmasının sonunda kuyu tipi hapishanelerin yapımının durdurulmasını ve açılmış olanların kapatılmasını talep ettiklerini, bu tip hapishanelerin yalnızca mahpusların ruhsal, bedensel, sosyal sağlıklarını bozmakla kalmayıp, siyasal erkin tüm toplumsal dinamikleri kontrol, yönetme ve bir cezalandırma biçimi olarak kullanıldığının altını çizdi.
Dr. Alpay Azap tarafından okunan ortak açıklama için tıklayın.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!