Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun her yıl sergilediği tiyatronun bu yılki perdesi bugün Çalışma Bakanlığı binasında gerçekleşecek toplantıyla açılıyor. Beşi patronlardan, beşi zaten onları temsil eden hükümetten, beşi de bu bileşimin işçi sınıfı içindeki uzantısı olan işbirlikçi sendikalardan oluşan 15 kişilik Komisyon bu yıl bir ayağı eksik toplanıyor.
Türk-İş verilerine göre dört kişilik bir ailenin dengeli beslenmesi için gerekli harcamaları ifade eden kasım ayı açlık sınırının 29 bin 828 TL, beslenme ve diğer temel ihtiyaçlarının karşılığı olan yoksulluk sınırının ise 97 bin 159 TL olduğu bu koşullarda 22 bin TL’ye mahkûm edilen emekçiler için şimdi kuruşu kuruşa ekleyen rakamlar telaffuz ediliyor.
Bu kuruş hesabı IMF ve uluslararası yatırım bankaları tarafından zaten açıklamıştı!
Son yıllarda o masadaki rolü iyice teşhir olan Türk-iş, sokağa da yansıyan tepkilerden “çekinmiş” olacak ki bu yıl daha artistik hareketler sergilemeyi tercih etti. Daha önceki hareketi komisyon toplantısına işçi göndermek olmuştu, son kararı kendileri verecek şekilde tabii… İşçilerin aklıyla, onuruyla dalga geçmişti demek daha doğru olur.
Geçen yıl çağrılmaya bile tenezzül edilmediği toplantıda yukarıdan dayatılan rakam duyurulduğunda “biz zaten imza atmayacaktık” diye geçiştirmişti. Önceki yıllarda açık mikrofonlara yansıyan muhabbetler ise akıllarda.
Bu Türk-İş onca teşhir olmuşluğunun basıncıyla bu yıl komisyona katılmayacağını açıkladı. Sonra Çalışma Bakanlığı’nın “hükümet bir üyeyle temsil edilsin şeklinde düzenleme yapalım” şeklinde bir teklifte bulunduğu basına yansıdı. Sanki hükümet bir ya da beş üyeyle temsil edildiğinde sonuç değişecekmiş gibi! Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) dün yapılan 29. Olağan Genel Kurulu’na katılan Türk-İş ağası Ergün Atalay belirtilen düzenleme yapılmadığı için toplantıya katılmayacaklarını açıkladı.
Erdoğan sıraladığı teşviklerle birlikte patronlardan ricacı oldu
Aynı toplantıda açıklamalar yapan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan patronlara seslenerek “Komisyon çalışmalarında işverenleri temsilen yer alan TİSK heyetinden ellerini taşın altına koymalarını bekliyorum. İşçi kardeşlerimize yönelik atacağınız her olumlu adım, verimlilik, kazanç ve bereket olarak dönecektir. Hep söylerim, kefenin cebi yok” dedi.
Nasılsa patronların uğrayacağı her “zararı” telafi edecek bir yaklaşımla konuşuyordu!
Zaten aynı konuşmada onlara yağdıracakları “teşvikleri” sıralayarak da bunu yaptı. Bu teşviklerde yok yok! 2026 yılında KOBİ’lerde çalışacak işçi başına desteği 2 bin 500 TL’den 3 bin 500’e çıkaracak dedi. Büyük ölçekli firmaların da programa dahil edildiğini müjdeledi. Böylece bu teşvik programın bütçesinin 48 milyar liraya çıkarıldığını ilan etti.
Erdoğan sıraladığı rakamlarla patronlar için sunulan devasa teşvikleri ortaya sermeye devam etti. 2023 yılı Ocak-Kasım döneminde “istihdamı koruma” adına 53 milyar TL’lik kaynak kullanıldığını, kadın, genç mesleki yeterlilik belgesi olanların teşviki programında 24 ila 54 ay arasında sosyal güvenlik desteği sunulduğunu ve bunun 2026 sonuna kadar uzatıldığını açıkladı.
Merkez Bankası’nın günlük reeskont limitini 300 milyon liradan 15 kat artışla 4 buçuk milyar liraya çıkardıklarını yani patronların kredi borçlarını fiilen Merkez Bankası’na yüklediklerin ve başka kredi kolaylıkları sağlayacaklarını müjdeledi.
DİSK aynı noktada
Asgari ücret tartışmalarına DİSK de Gene Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun açıklamalarıyla eklendi. Çerkezoğlu sorunun yalnızca komisyonun yapı ve bileşimiyle sınırlı olmadığını, esas meselenin ücretlerin hangi kriterlere bağlı olarak belirlendiğini söyleyerek,“Asgari ücret, tüm dünyada olduğu gibi işçinin ailesiyle birlikte geçinebileceği bir düzeyde olmalı; kişi başına düşen milli gelirin en az yüzde 60’ı olmalıdır” demişti. Bunun nasıl sağlanacağına, daha doğrusu nasıl bir mücadele hattını gerektirdiğine dair ise basın açıklamalarıyla sınırlı bir yaklaşım getirmişti.
Asgari ücretin grev hakkı ve üretim alanlarında seçimle belirlenmiş temsilcilerden oluşan bir pazarlık komisyonu (adına her ne denirse) tarafından belirlenmesi gibi kritik meselelerden ziyade vergi dilimleri ve kesintilerine çubuk büken bir yaklaşımla son anda alınan miting-basın açıklamaları kararlarını açıklamıştı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!