Alınteri’nin YouTube kanalında yayınlanan #DoğruMuBu programının 11. bölümünde Alınteri ve Devrimci Proletarya yazarları Mürüvet Küçük ve H. Selim Açan, Oya Açan’ın moderatörlüğünde Rojava’daki son gelişmeleri analiz ettiler.
Programda Rojava’daki kazanımların karşı karşıya olduğu tehditler, emperyalist planlar ve Kürt hareketinin içinden geçtiği siyasal süreç kapsamlı bir şekilde tartışıldı.
Rojava Üzerindeki “Çökertme Planı” ve Küresel Dengeler
Programın açılışında Oya Açan, Suriye Kürtlerinin yeni bir kitlesel kırım tehdidiyle karşı karşıya olduğunu,Türkiye aracılığıyla yürütülen ABD merkezli bir “çökertme planının” devrede olduğunu belirtti. HTŞ ve SMO gibi yapıların Halep’te başlattığı operasyonun Rojava Devrimi’ni yalnızlaştırmayı hedefleyen komplike bir planın parçası olduğunu vurguladı.
Mürüvet Küçük ise öncelikle şunların altını çizdi:
- Emperyalist Kapışma: Rojava, emperyalist-kapitalist sistem içerisinde halkçı ve demokratik bir model inşa ettiği için başından beri hem küresel güçlerin hem de bölge gericiliklerinin hedefindeydi.
- ABD’nin Rolü: ABD Rojava’yı hiçbir zaman siyasal olarak tanımadı, ilişkisini sadece IŞİD’e karşı askeri işbirliğiyle sınırlı tuttu.
- Yeni Ortadoğu Düzeni: Gazze ve Lübnan’da başlayan süreç, enerji hatları ve lojistik ağların kontrolü üzerine kurulu yeni bir denge arayışıdır. Bu süreçte direniş dinamiklerine dönük bir “soykırım modeli” dayatılmaktadır. Bu karşı-devrimci yönelim, Gazze ve Lübnan operasyonlarından sonra şimdi Rojava’da hayata geçirilmeye çalışılmaktadır.
Mevcut Tablonun “Nesnel” ve “Öznel” Nedenleri
Selim Açan ise Rojava’da yaşanan hızlı mevzi kayıplarının ve ortaya çıkan tablonun bir-iki nedene bağlanamayacağını, Rojava Devrimi’nin gücünü ve olanaklarını aşan nesnel nedenlerle politik ve askeri hatalardan kaynaklanan öznel nedenleri içeren bütünlüklü bir bakışın gerekliliğine dikkat çekti. Nesnel nedenler kapsamında üç temel faktör sıraladı:
- Güç ve Alan Dengesi: 2011 sonrasında Kürt hareketi, ortaya çıkan boşluklardan da yararlanarak gerçek gücünün çok üstünde geniş bir alanı kontrol eder hale geldi. Bu durum, dengeler değiştiğinde bazı yerlerden çekilmeyi kaçınılmaz kılıyordu.
- Arap Aşiretlerinin İhaneti: SDG bünyesindeki güçlerin yüzde 70’ini oluşturan Arap aşiretlerinin (özellikle Şammar aşireti) pragmatik çıkarlar doğrultusunda saf değiştirmesi savunma hattını içeriden çökertti.
- Askeri ve Topografik Dezavantajlar: Rojava’nın düz arazisi gerilla savaşına uygun değildir. Ayrıca Kürt güçlerinin hava kuvvetleri ve ağır silahlara sahip olmaması Türk devleti destekli gruplar karşısında büyük bir eşitsizlik yarattı.
“İmralı Süreci” ve Siyasal Rehavet Eleştirisi
Programda her iki konuşmacı da son bir yıldır yürütülen siyasi söylemleri sertçe eleştirdi. H. Selim Açan, İmralı’dan pompalanan “Süreç” yanılsamasının Kürt hareketinde bir rehavet ve perspektif bulanıklığı yarattığını savundu.
- Barış İllüzyonu: Devlet Bahçeli gibi sicili belli ırkçı faşist bir figürden bile “barış elçisi” yaratma çabasını “akıl tutulması” olarak nitelendirdi.
- Araçsallaştırma: Rojava Devrimi’nin Türkiye’deki iç siyasi pazarlıklara ve İmralı görüşmelerine bağlı hale getirilmesinin Suriye içindeki müttefiklerde (Arap, Alevi, Dürzi kesimler) güvensizlik yarattığı, Rojava Devrimi’nin bu bağlamda ‘araçsallaştırıldığı’ eleştirisi yaptı.
“Endonezyalaşma” Tehlikesi ve Çözüm Önerileri
Programın son bölümünde H. Selim Açan, Türkiye’deki muhalefetin ve Kürt hareketinin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikeyi “Endonezyalaşma” (potansiyel muhaliflerin sistematik olarak siyasi ve sosyal hayattan silinmesi) olarak tanımladı. Aradaki farklılıkları ve kırgınlıkları büyütecek tutumlardan kaçınarak faşizme ve “terörsüz Türkiye” adı altında yürütülen tasfiye operasyonlarına karşı ortak direniş mevzileri ve Kardeşlik Müfrezeleri kurulması çağrısında bulundu.
Mürüvet Küçük ise Türkiye’deki komünist ve sosyalistlerin dayanışma ve destek eylemlerinde yer almayı sürdürmekle yetinmeyip Rojava ile dayanışmayı işçi sınıfı ve emekçiler içinde bir bilince dönüştürmesi gerektiğini vurguladı.
Programın sonunda, Rojava’daki direnişin bitmeyeceği ancak önümüzdeki sürecin çok daha ağır bedeller ve toplumsal kırılmalar getirebileceği uyarısı yapıldı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!