Zimmerwald Ruhunu Canlandırmalıyız



Devrimci hareketin mevcut etkisizliğini eleştiren Açan çözümün “Zimmerwald Ruhu”nun güncel bir versiyonunu yakalamaktan geçtiğini savundu. Birinci Dünya Savaşı dönemindeki Zimmerwald Konferansı’na atıfta bulunarak “bir avuç” olmalarına rağmen Bolşeviklerin savaşı iç savaşa çevirme ve kendi burjuvazilerini yıkma iddiasını örnek gösterdi


Özgür TV’de yayınlanan “Özgür Tartışma” programına katılan Alınteri Gazetesi Yazarı H. Selim Açan, İran’a yönelik saldırılar ve antiemperyalist mücadele üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. 

Selim Açan’ın programdaki konuşmalarından öne çıkan başlıklar şunlardı:

Sol İçinde “Kabul Edilemez” İki Uç Tutum

Açan, Türkiye’deki ilerici ve sol kamuoyunda İran-ABD gerilimi karşısında iki uç ve hatalı tutumun geliştiğini belirtti.

Seküler Yanılsama: İlk grubun, İran rejiminin gerici ve eli kanlı karakterine odaklanarak Amerika ve İsrail’in saldırganlığını dolaylı olarak onayladığını ifade etti. Bu kesimin emperyalist güçleri sanki “masum ve temiz” güçlermiş gibi olumladığını savundu.

Konjonktürel Yanlış: İkinci grubun ise sadece ABD ve İsrail karşıtlığından hareketle İran rejiminin halklara, kadınlara ve toplumsal muhalefete yönelik gaddar ve zorba sicilini bir kenara bırakarak kayıtsız şartsız bir “İran yancılığı” yaptığını belirtti. 

Açan, her iki tutumun da devrimci ve enternasyonalist bir perspektifle bağdaşmadığını fakat asıl yapılması gerekenin saldırgan tarafın haydutluğunun mahkûm edilmesi olduğunu vurguladı.

Emperyalist Strateji ve Çinin Çevrelenmesi

Açan’a göre İran’a yönelik saldırılar sadece bölgesel bir çatışma değil, ABD’nin Çin’i çevreleme stratejisinin bir parçasıdır. ABD’nin eski hegemon konumunu kaybettiğini ve inişe geçtiğini belirten Açan, Trump yönetiminin “Amerika’yı Yeniden Büyük Yapma” (MAGA) stratejisiyle, sahip olduğu askeri ve teknolojik üstünlüğü yıkıcı bir şekilde kullanarak bu gerileyişi durdurmaya çalıştığını ifade etti. Bu saldırganlığın Suriye, Libya, Afganistan ve Venezuela’daki müdahalelerin bir devamı olduğunu ekledi.

Zimmerwald Ruhu ve Üçüncü Yol

Devrimci hareketin mevcut etkisizliğini eleştiren Açan çözümün “Zimmerwald Ruhu”nun güncel bir versiyonunu yakalamaktan geçtiğini savundu. Birinci Dünya Savaşı dönemindeki Zimmerwald Konferansı’na atıfta bulunarak “bir avuç” olmalarına rağmen Bolşeviklerin savaşı iç savaşa çevirme ve kendi burjuvazilerini yıkma iddiasını örnek gösterdi.

Bu perspektiften hareketle liberalinden hümanistlere kadar savaş karşıtı bütün çevre ve dinamiklerle bir araya gelme zeminleri yaratrırken emperyalist savaşa karşı sadece “hayır” demenin yeterli olmadığını, iç bir halka olarak bu süreci sistemi yıkma perspektifine bağlayan bir komünist zeminin örülmesi gerektiğini belirtti.

Güçsüzlüğe ve sayısal azlığa bakmadan, tarihsel sorumlulukla hareket edilmesinin önemine dikkat çekti.

Antiemperyalist Bilincin Aşınması ve Yeni Mücadele Hattı

Neoliberalizmin ideolojik bombardımanının  antiemperyalist bilinci zayıflattığını belirten Açan, emperyalizmin sadece “bomba ve silah” olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

Emperyalizmi, her adımımızı denetim altına almaya çalışan tahakküm yöneliminden sosyal hakların gaspına kadar günlük hayatın her alanına sızmış bütünsel bir sistem olarak tanımladı. Dolayısıyla savaşa karşı mücadelenin salt silahlanma yarışına, askeri faaliyetlere, üslere vb. karşı çıkmakla sınırlı kalmaması gerektiğini; işçi haklarının budanması, sosyal harcamaların kısıtlanması, askerlik yaşının düşürülmesi gibi “savaş hazırlığı” kapsamında atılan her adıma karşı çıkmayı esas alan bir yaklaşımla özellikle  kadın ve gençlik hareketlerini kapsayan bir “politikalar demeti” oluşturulması gerektiğini savundu.

Emperyalizmin Kibrine İndirilecek Darbe Özlemi

Programın sonunda kişisel bir arzusunu dile getiren Açan, İran rejimine hiçbir sempati duymadığını ancak ABD ve İsrail’in dünyayı hizaya getirme kibrinin kırılmasını istediğini belirtti. Açan, “Amerika’nın bir uçak gemisinin batırılmış olmasını o kadar çok istiyorum ki… Onların burnunun ortasına bir darbenin indirilmesini vallahi alkışlarım” diyerek emperyalist küstahlığın son bulmasına yönelik dileğini dile getirdi.