Pazartesi, 24 Ağustos 2026

İşçi ve emekçilerin geçim yükü ağırlaşıyor



Hane halkının enflasyon beklentisinin yüzde 45,58’e yükselmesi ve enflasyonun artacağını öngörenlerin oranının yüzde 65,52’ye ulaşması, emekçilerin geleceğe dönük kaygılarının ne denli derin olduğunu gösteriyor


Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıkladığı Ağustos 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri verilerine göre, son üç aydır düşüş eğiliminde olan hane halkı enflasyon beklentisi yeniden yükselişe geçerek yüzde 45,58’e ulaştı. Finans kesiminin beklentisi gerilerken halkın ve reel sektörün enflasyon kaygısı derinleşiyor. Enflasyonun artacağını öngörenlerin oranı yüzde 65,52’ye çıkarken, fiyat artışlarında en çok can yakmaya devam eden kalemler ise gıda ile yakıt ve enerji oldu.

Bu veriler, işçi ve emekçilerin yaşam koşulları açısından endişe verici bir tablo çiziyor. Resmi enflasyon rakamları ile halkın fiilen hissettiği fiyat artışları arasındaki uçurum giderek açılıyor.

Enflasyon düşerken alım gücü eriyor

Temmuz ayı resmi enflasyon verilerine göre TÜFE yıllık bazda yüzde 31,75 olarak açıklandı. Ancak akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) aynı dönemde yıllık enflasyonu yüzde 50,49 olarak hesapladı. Resmi veriler ile alternatif hesaplamalar arasındaki bu fark, halkın enflasyon algısı ile açıklanan rakamlar arasındaki kopukluğu gözler önüne seriyor.

Enflasyonun düşmesi, fiyatların düştüğü anlamına gelmiyor; fiyatlar artmaya devam ediyor, yalnızca artış hızı yavaşlıyor. Bunun en somut yansıması asgari ücrette görülüyor. 1 Ocak 2026’da net 28.075,50 TL olarak belirlenen asgari ücret, yılın ilk yedi ayında önemli ölçüde eridi. Dünya Gazetesi’nin hesaplamasına göre, asgari ücretin reel değeri Ağustos 2026 başı itibarıyla TÜİK verilerine göre 23.423 TL’ye, ENAG verilerine göre ise 21.624 TL’ye kadar geriledi. Başka bir ifadeyle, asgari ücretli bir işçi yalnızca yedi ayda 4.600 ila 6.400 TL arasında satın alma gücü kaybetti.

Gıda ve enerji fiyatları belirleyici

TCMB verilerine göre, hane halkının son bir yıl içinde fiyatlarının en çok arttığını düşündüğü ve gelecek 12 ay için en çok artmasını beklediği ürün gruplarının başında gıda ile yakıt ve enerji geliyor. Bu iki kalem, emekçi ailelerin bütçesinde en temel ve vazgeçilmez harcama kalemlerini oluşturuyor.

Temmuz ayı verilerine göre gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık fiyat artışı yüzde 37,53, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda ise yüzde 40,32 olarak gerçekleşti. Gıda enflasyonundaki bu artış, özellikle dar gelirli kesimleri doğrudan vuruyor. Türkiye’deki gıda enflasyonu Avrupa Birliği ortalamasının yaklaşık 14 katı düzeyinde seyrediyor.

Açlık ve yoksulluk sınırı asgari ücreti katladı

TÜRK-İŞ’in Temmuz 2026 verilerine göre, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için gereken aylık gıda harcaması -açlık sınırı- 36.940 TL’ye yükseldi. Gıda ile birlikte giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri zorunlu harcamaların toplamı olan yoksulluk sınırı ise 120.325 TL’ye ulaştı. Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 47.758 TL olarak hesaplandı.

Bu rakamlar, mevcut asgari ücretin (28.075 TL) açlık sınırının bile gerisinde kaldığını ortaya koyuyor. Asgari ücretle geçinen bir işçinin maaşı, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda ihtiyacını dahi karşılamaya yetmiyor. Yoksulluk sınırı ise asgari ücretin dört katından fazla.

Gelecek kaygısı derinleşiyor

Hane halkının enflasyon beklentisinin yüzde 45,58’e yükselmesi ve enflasyonun artacağını öngörenlerin oranının yüzde 65,52’ye ulaşması, emekçilerin geleceğe dönük kaygılarının ne denli derin olduğunu gösteriyor. Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hane halkı oranı ise yalnızca yüzde 16,85.

Finans kesiminin enflasyon beklentisi yüzde 23,69’a gerilerken halkın beklentisinin neredeyse iki katı düzeyde olması, iki kesim arasındaki algı ve deneyim farkını da açıkça ortaya koyuyor. Bankalar ve finans kuruluşları enflasyonun düşeceğini öngörürken, her gün markete giden, faturasını ödeyen, çocuğunun okul masrafını karşılamaya çalışan işçi ve emekçiler tam tersi bir gerçeklikle karşı karşıya.

Merkez Bankası’nın verileri, enflasyonla mücadelede alınan yolun halk nezdinde karşılık bulmadığını, işçi ve emekçilerin yaşam maliyetlerinin her geçen gün daha da ağırlaştığını gösteriyor. Resmi enflasyon rakamları ne olursa olsun emekçilerin mutfağında, faturalarında ve kirasında her ay yeniden yazılan fiyat etiketleri, bu tablonun somut ve acı gerçeği olmaya devam ediyor.