İnşaat İşçileri Sendikası’nın iki yöneticisi Yunus Özgür ve Deniz Gider’e geçtiğimiz günlerde 1 yıl 3’er ay hapis cezası verildi.
2024 yılında Başakşehir şantiyesinde ödenmeyen ücretler üzerinden başlatılan eylemde, polis sendika yöneticileri ve üye işçileri gözaltına aldı. İlk gözaltı sonrası adli kontrol verilirken işçilerin eylemden vazgeçmemesi üzerine baskının şiddeti rejimin mahkemeleri tarafından artırıldı. İkinci gözaltında sendikacılara ev hapsi verildi. Bu şekilde önünü almaya çalıştıkları işçilerin hak arama mücadelesi bu kararın bozulmasıyla kaldığı yerden devam etti. Cezada gittikçe kademe artıran devlet, en son İnşaat-İşçileri Sendikası yöneticilerine ve eyleme desteğe gelen DGD-Sen yöneticilerine 1 yıl 3’er ay hapis cezası verdi. Hapis cezasının gerekçesi, işçilerin ödenmeye ücretlerini istemeleri, hakları için mücadele etmeleri ve ‘Mücadeleci Sendikalar’ın bu eylemlere öncülük etmesi…
Rejimin toplum genelinde uyguladığı baskı, son günlerde tanık olduğumuz yeni operasyonlardan da görüleceği katlanarak sürüyor. LGBTİ+ bireylere yönelik tutuklama ve linç kampanyası, sivil toplum örgütlerine, öğrencilere yönelik baskılar hak arayan işçiye, sendikacıya gözaltı, tutuklama terörü… Bunların hepsi “başını kaldıranın başının ezildiği” bir rejimin tek güç haline getirilme isteğinde yatıyor. Hedefine kadınların oturduğu ve buradan topluma yayılan yaşamı, kimlikleri yeniden biçimlendirme uygulamaları, ardından çığ gibi büyüyerek devam eden ve toplumun tüm katmanlarını hedefe alan korku, bezdirme terörü artık rejim için de doğası gereği “vazgeçilemez”, “geri dönülmez” bir anlam kazanıyor. Çünkü iktidarı kaybetme korkusu arttıkça, korku ikliminin devamlılığının sağlanması da o kadar önemli hale gelmiş oluyor.
Özellikle ekonomik krizin toplumda yarattığı hoşnutsuzluk olabildiğince gizlenmeye, sınırlanmaya, kitlelerden yalıtılmaya ve baskılarla sindirilmeye çalışılıyor. Ancak güvencesiz çalıştırılmayla artan iş cinayetleri, MESEM’de neredeyse her gün ölen çocuk işçiler, uzun çalışma saatleri, ödenmeyen ücretler, gasp edilen hakların yarattığı öfke işçi sınıfında direniş ve hak arama eylemleri şeklinde seyrediyor. Rejim bunu kontrol altına almada istediği sonuca henüz ulaşamıyor. Durduramadığı yerde ise tutuklama terörü imdatlarına yetişiyor -maden işçilerinin eylemi buna bir örnek. İşçiler defalarca polis şiddetine, gözaltı terörüne maruz kalırken mücadeleci sendika yöneticileri tutuklanarak cezaevine gönderiliyor. İnşaat İşçileri Sendikası’na verilen hapis cezası da bu politikanın devamı.
🗣️Baskılar mücadeleci sendikaları yıldıramaz!
İnşaat-İşçileri Sendikası’nın, 2024 yılının Şubat ayında Başakşehir Belediyesi ve Akar Grup’un yüklenicisi olduğu yuvam Başakşehir eylemi nedeniyle sendika yöneticileri Yunus Özgür, Deniz Gider ve kimi üyelere hapis cezası verildi👇 pic.twitter.com/8I20n5PpDj
— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri5) September 18, 2026
Bu şunu gösteriyor, artık en ufak bir hak aramada tutuklama terörüyle karşılaşacağız. Ne kadar haklı, ne kadar mağdur olduğunun bir önemi yok, sokağa çıkıyorsan rejim için tehlike demeksin. Nedeni ne olursa olsun, onun sınırlarını çizdikleri dışında en ufak bir şeyse, onu bastırmak için kendi kurumlarını devreye sokuyor/sokacak. Yargıdan orduya tüm kurumları kendine bağlamış bir rejimin, gözdağı vermede el arttırdığı kesin. Ancak tüm baskı ve tutuklamalara rağmen şu ana kadar işçilerin ekonomik ve siyasi mücadelelerinden geri adım attırmaya gücü yetmedi. Bundan sonra da yetmeyecek! Hodri meydan!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!