Pazartesi, 24 Ağustos 2026

Bu çürümüş düzene karşı 1 Mayıs’ta alanlardayız!



Uluslararası proletaryanın birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs’ı, emperyalist kapitalist sistemin ideolojik-siyasal-kültürel her açıdan nasıl bir çürüme içinde olduğu gerçeğinin gözünün içine bakarak karşılıyoruz. “İnsanlığın tüm kolektif değerlerini, üretici güçlerini ve dünyanın kendisini tahrip eden, yok oluşa götüren bu sistem yok edilmelidir!” diyor her şey. Bu çürümüşlük içinden dünyanın çeşitli noktalarında da Türkiye’de de …


Uluslararası proletaryanın birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs’ı, emperyalist kapitalist sistemin ideolojik-siyasal-kültürel her açıdan nasıl bir çürüme içinde olduğu gerçeğinin gözünün içine bakarak karşılıyoruz. “İnsanlığın tüm kolektif değerlerini, üretici güçlerini ve dünyanın kendisini tahrip eden, yok oluşa götüren bu sistem yok edilmelidir!” diyor her şey. Bu çürümüşlük içinden dünyanın çeşitli noktalarında da Türkiye’de de işçi ve emekçilerin, ezilen halkların, toplumsal direniş dinamiklerinin filizlenen haykırışları yükseliyor.

Savaş, faşizm, işsizlik, açlık, derinleştirilen sömürü, iş cinayetleri, maliyet hesapları, cebimizden çekilen vergilerle paraya boğulan patronlar, kadın düşmanlığı, doğanın-tarihin-kentlerin talanı, gençlerin geleceksizliği, farklı inançlar ve cinsel kimliklere dönük düşmanlaştırma pratiği… İşçi ve emekçilere baskı, zulüm, sömürü dışında bir seçenek sunmayan bu sistem tarihin çöplüğüne gönderilmeyi bekliyor. Onu o çöplüğe başını geleceğe uzatan direnişlerimiz, isyanlarımız, ayaklanmalarımızdan süzülerek olgunlaşacak devrimlerle göndereceğiz!

Emperyalist güçler, onların gerici işbirlikçileri kıyasıya bir rekabet içindeler, herbiri dünya üzerindeki hegemonyalarını tahkim etme ya da genişletme peşindeler.

Onlar bunun için tepişirken kışkırttıkları savaşlardan milyonlarca emekçi göç yollarına düşüyor, rekabetin aracı olan silahlarla katlediliyor. Sadece Ukrayna’da birkaç ayda 11 milyon emekçi yerlerini yurtlarını terketti!

Onlar, uluslararası sermayeye mal pazarlar gibi “gelin, gelin burada emek ucuz” diyecek kadar pervasızlaşabiliyor. Emeğimizi daha da ucuzlatmak için türlü planlar geliştiriyor, bundaki ustalaşmalarıyla övünebiliyorlar. Sermaye semirdikçe, yoksulluk ve sefalet genişledikçe genişliyor!

Onlar, kar oranlarını büyütsün diye çalışırken ölmek sıradan bir olguya dönüşebiliyor!

Onlar, saltanatlarını sürdürebilsin diye mahvettikleri dünyamız, yağma ve talanının, maliyet hesaplarının gölgesinde tükenişin eşiğine gelebiliyor!

Onlar, yaşam alanlarımızı, ormanlarımızı bir avuç altın için katledecek gözü dönmüş bir asalaklar sürüsü olduklarını her adımlarında gösteriyor.

Onlar, bir ekonomik-siyasi kurum olan aile hücresi varlığını korusun diye kadın düşmanlığını körükleyerek, şiddeti, cinsel istismarı, kadın cinayetlerini körüklüyor!

Onlar, dünyanın tüm işçi ve emekçilerini bu sömürü, talan, zulüm düzenine baş kaldırmasınlar diye büyük bir hapishanede tutma hayalleriyle devletlerini faşizmin türlü biçimleriyle tahkim ediyor!

Onlar, ekmek bile koymakta zorlandığımız sofralarımıza kardeş halklara düşmanlığı, şovenizmi, göçmen düşmanlığını karıştırdıkları zehri şerbet diye koyuyor!

Nereden bakarsak bakalım bir foseptik çukuru gibi kokan bu düzen gücümüzden, öfkemizden daha fazla korkuyor. Dün de bugün de onun korkulu rüyası olmaya devam ediyoruz. İşgaller, grevler, ücret direnişleri, sokakları terk etmeyen öfkemiz dünyada da Türkiye’de de soluğumuzu enselerinde hissetmelerini getiriyor.

Bizim kendi gücümüzü fark edip bilince dönüştürmemizden, bu çürümüşlüğün üzerine o bilinçle gitmemizden ölesiye korkuyorlar.

1 MAYIS, bu bilincin düzeyinin ölçüldüğü gündür!

1 MAYIS, onlar için de bizim için de bir sınıf olma yolunda ne kadar bilinç-kültür-ruhsal bütünleşme yaşadığımızın tartıldığı aynadır.

1 MAYIS, onların çizdiği icazet sınırlarını ne kadar zorlayıp, bu konuda kendi özgücümüze ne kadar güvendiğimizin sınandığı alandır.

1 MAYIS, kavga birikimimizi bir adım öteye taşıyarak kutladığımızda 1 Mayıs’tır. O meydanlarda bunu hissettirmediğimizde açlıkla, işsizlik ve daha fazla baskı ve zorbalıkla ezilmemiz, çürütülmemiz için daha fazla saldıracaklar.

İşte bu yüzden sınıf öfkemiz, gelecek düşlerimiz, bu çürümüş düzene karşı sömürünün, baskının, çitlerin olmadığı kendi düzenimizin tahayyülüyle dolduracağız alanları!

Dilimizde devrim ve sosyalizm sloganları, yüreğimizde umutla…

Türkiye’nin kalbi İstanbul’da, İstanbul’un kalbi olan Taksim’de ve tüm 1 Mayıs alanlarında bu rüzgarı estirmek, sınıf düşmanımıza önünün boş olmadığını göstermek için hep bir ağızdan haykıracağız:

Yaşasın 1 Mayıs!

Biji yek gulan!

Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!

Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!

Yaşasın devrim ve sosyalizm!