Türk-İş ağası Ergün Atalay önceki gün Beştepe’deki sarayın koridorlarında boy göstermişti. Maksadı baştan belliydi: Hem işçinin onurunu da ayaklar altına alacak birkaç kuruş daha dilenmek istiyordu ama hem de pervasız bir satışı paketleyeceği bir kılıf arıyordu. Ziyareti yaptığı gün aynı zamanda T. Maden-İş’in örgütlü olduğu Eti Maden’e ait bor işletmelerindeki grev AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından “milli güvenliğe zedeleyici” denilerek yasaklanmış.
Sosyal medya hesaplarından “Başkanımız cumhurbaşkanımızla görüşmek üzere Beştepe’de” diye yaygara koparılsa da Cumhurbaşkanı’yla değil, yardımcısı Cevdet Yılmaz’la görüşmüştü.
Çıkışı muhteşemdi! Bilmece gibi konuşarak “2025 yılının ikinci 6 ayı için verilen yüzde 11’i aştık ama yüzde 16,67’yi bulmadı. Teklif yüzde 100 olumlu değil ama olumluya yakın bir teklif gibi gözüküyor” demişti. “Kararı arkadaşlar verecekler, onlar yetkili. İşçi razıysa bir problem yok” diye eklemeyi de ihmal etmemişti. Eveleyip gevelemesinden ve bilmece gibi konuşmasından da anlaşılıyordu ki bu iş bitmiş!
Nitekim öyle oldu. Atalay’ın bilmecesinin kilit noktası işçiye verilen 50 TL’lik seyyanen zamdı! 27 Şubat’ta Hak-İş’le birlikte sundukları sözleşme taslağının esamesi okunmuyordu zaten. O taslakta ilk 6 ay için yüzde 90’lık ücret artışı yapılmasını talep ettiklerini bir hokus bokusla unutturmuşlardı. Şimdi pazarlık hükümet tarafının son olarak teklif edilip geri çektiği söylenilen, ama gerçekte böyle bir şeyin olmadığı açığa çıkan ilk 6 ay için yüzde 24, ikinci 6 ay için yüzde 16 üzerinden dönüyordu.
Türk-İş, hükümetin geri çektiğini ilk 6 ay için yüzde 24, ikincisi için yüzde 11 şeklinde revize ettiğini söylediği teklifin geri çekilene yakınlaştırılmasını dileniyordu. Atalay Beştepe’den çıkarken yaptığı açıklamada “Teklif yüzde 100 olumlu değil ama olumluya yakın bir teklif gibi gözüküyor” dediği “olumluya yakın” ilk 6 ay için yüzde 24, ikincisi için 11 ve seyyanen 50 TL’ydi. Olumlu dediği ortalama 3 ekmek parası eden 50 TL’lik seyyanen artıştı.
“İşçi razıysa problem yok” demesi de işin artistlik boyutuydu. İşçiye sormadılar, tersine işçiyi “hükümet bir milim gerilemiyor, greve gidersek daha çok kaybederiz” diye manipüle edip dolaylı olarak tehdit ettiler!
Nitekim Genel Maden İşçileri Sendikası’nın (GMİS) aradan saatler geçmişken hükümetin son teklifinin ardından 2 Ağustos Cumartesi günü saat 12:00’de kamu çerçeve protokolünün imzalanacağını duyurup bugün başlayacak grevlerin iptal edildiğini belirtmesi de danışıklı dövüşün en bayağı biçimleriyle karşı karşıya olduğumuzun teyididir.
Hak-İş desen ortalıkta gözükmüyor. Dün bir açıklama yapan Genel Başkanı Mahmut Arslan “Verilen teklifi sendikalarımıza öğleden sonra ulaştıracağız, sendikalarımızın değerlendirmelerini aldıktan sonra bir karar vereceğiz. Sendikalarımızın kararı, ‘İmzalayın’ şeklinde olursa zaten gereği yapılacaktır” deyiverdi!
İşçiler tepkilerini sosyal medyada dile getiriyor
Tüm bunlar olurken çeşitli işkollarından işçiler sosyal medyadaki kolektif ya da kişisel hesaplarından yaptıkları açıklamalarda ateş püskürmeye devam ediyor. Türk-İş’in “olumluya yakın” dediği protokolü kabul etmediklerini, şerh düştüklerini belirten kamu işçileri sendika ağalarının işçinin onuruyla bu kadar kolay oynayamayacaklarını gösteriyorlar. Bu tepkinin eylemli bir sürece dönüşmesi şimdilik yakın bir olasılık olmasa da işçi sınıfının sanıldığı kadar her şeye kafa sallayacak bir noktada durmadığının ifadesidir.
Harb-İş Eskişehir Şubesi: Üyelerimiz tarafından kabul görmedi
Sosyal medyadaki tepkiler devam ederken Türk Harb-İş Sendikası Eskişehir Şubesi, konfederasyonlarca sağlanan mutabakatın sahadaki kamu işçilerinin taleplerini karşılamadığını belirtilerek protokolün kabul edilmediği açıklandı. Eskişehir Şubesi, mevcut hakların korunmasının ötesine geçmeyen ve ilave katkı sunmayan bu protokolün olumlu değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
Açıklamada 30. Dönem Grup Toplu İş Sözleşmesi’nde duyurulan ilave hakların hâlen belirsiz olduğu ve hayata geçirilmediği ifade edilerek TÜHİS ve Çalışma Bakanlığı ile müzakerelerin perşembe gününe kadar sürmesi talep edildi. Şube, kendilerinin görüşlerini sendikanın genel merkezine ilettiklerini belirterek “KÇP ve 30. Dönem Grup Toplu İş Sözleşmesi’nde nihai söz ve imza yetkisi genel merkez yönetimindedir” denilip genel merkezin sözleşme kapsamında vadettiği iyileştirmelerin arkasında durması gerektiği kaydedildi.
Olumlu bir gelişme yaşanmadığı takdirde başkanlar kurulunun yeniden toplanarak değerlendirme yapacağı, sözleşmenin imzalanıp imzalanmayacağına ilişkin oylamanın genel merkezin ileteceği bilgilere göre planlanacağı kaydedildi.
‘Bu başka oyun, derhal istifa etmeliler’
Öte yandan Eskişehir Şube Başkanı Hasan Atak da X hesabından yaptığı açıklamada konfederasyon başkanlarını derhal istifaya davet etti. Atak’ın “Bu başka oyun, derhal istifa etmeliler” başlıklı açıklaması şöyle:
Bu protokolü imzalayanlar üyelerine karşı ağır sorumluluk içerisindedirler. 1 Eylül’de yüzde 16,67’ye anlaştık diyerek üyelerine duyuran, resmi evrakları gönderen, sonra Bakanlık teklifini geri çekti diyen ancak Bakanlığın yalanladığı zatı muhteremler kendilerini kurtarma adına bin bir türlü oyun çevirmektedirler.
Oturdukları görüşme masasında alıp verdiklerini bile anlayamayan sendika yöneticilerimiz 16,67 de yaşanan büyük SKANDALDAN dolayı kendi itibarlarını kamuoyu önünde kurtarmak, rezil olmamak adına KÇP sonrası sözleşmelerde alınabilecek haklara karşılık 50TL’ye ve yüzde 11’e evet demişlerdir. Başta bu oyunun içerisinde olan Türk İş Yönetimi olmak üzere yarın imza atarak kendi işkollarında yapılacak sözleşmelerden bir şey alamayacak olan tüm Genel Başkanlar en kısa sürede İSTİFA Etmelidir. Üyelerine bu saatten sonra yapacakları en büyük hizmet bu olacaktır.
Sizin oyunlarınızdan işçi sınıfının yanında duramayışınızdan, işçi sınıfından kopukluğunuzdan, siyasi kaygılarınızdan ve kişisel menfaatlerimiz için pazarlıklarınızdan işçiler bıktı usandı. ARTIK YETER!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!