Halkın Öfkesi Yozlaşmış Bulgaristan Hükümetini Devirdi!



Devrimci Proleter Gençlik’in Bulgaristan’daki direnişe dair değerlendirmesini yayınlıyoruz


11 Aralık 2025, Bulgaristan işçi sınıfı ile emekçi gençliğinin tarihi bir zafer günüdür. Halkın sokaklardaki kararlı direnişi karşısında Başbakan Rosen Zhelyazkov’un başını çektiği gerici azınlık koalisyon hükümeti istifasını sunmak zorunda kaldı. Bu çöküş, yalnızca bir bütçe tasarısının geri çekilmesiyle geçiştirilemeyecek bir öfkenin değil haftalardır yükselen ve doğrudan çürümüş burjuva düzeni hedef alan dev protesto dalgasının sonucudur.

Hükümet parlamentodaki güven oylamasından dakikalar önce dağıldı. Bu manevra, mecliste çoğunluğu dahi kaybetmiş, halk nezdinde ise meşruiyetini tamamen yitirmiş bir iktidarın son çırpınışından başka bir şey değildi. Zhelyazkov’un “Güç halkın sesinden gelir” sözleri ise ancak sokaklar dolup taştığında zoraki biçimde dile getirilebilen, kof bir burjuva söyleminden öteye geçmedi.

Halkın Direnci ve Mücadelenin Yükselişi

Protestolar 26 Kasım’da başladı. Emeklilik ve sosyal güvenlik katkı paylarının artırılarak vergi yükünün işçilerin sırtına bindirildiği 2026 bütçe tasarısı, bardağı taşıran son damla oldu. “Son 30 yılın en kötü bütçesi” olarak anılan bu tasarı emekçilere yönelik açık bir saldırıydı.

Hükümet tasarıyı geri çekmeye çalışsa da öfke büyümeye devam etti. Çünkü kitleler yalnızca bir bütçeye değil Bulgaristan’ı baştan aşağı saran çürümüş burjuva düzene, kamu kaynaklarının yağmalanmasına ve emperyalist merkezlerin gölgesinde işleyen yozlaşmış kapitalist düzene karşı ayağa kalkmıştı. Talepler hızla hükümetin istifasına ve yeni bir siyasal düzen arayışına dönüştü.

10 Aralık’ta Sofya’da on binlerin katıldığı tarihi bir gösteri yaşandı. Meydanları dolduran emekçiler ve gençler, “İstifa!” ve “Mafya Dışarı!” sloganlarını haykırdı. Yalnızca Sofya’da 100-150 bin kişinin sokağa çıktığı tahmin ediliyor. Ülke çapında onlarca şehirde eşzamanlı eylemler yapıldı. Z kuşağı, sosyal medya aracılığıyla örgütlenmeyi büyüterek mücadeleye büyük bir ivme kattı.

Çürümüş Burjuvazi ve Onların Siyasi Uşakları

Kitlelerin öfkesi Delyan Peevski ve Boyko Borisov figürlerinde somutlaştı.

Delyan Peevski, yıllardır Bulgaristan siyasetini perde arkasından yöneten sermaye kliklerinin temsilcilerinden biridir. ABD ve İngiltere’nin yaptırım listelerine alınması, onun ne ABD’nin ne de AB’nin “temiz siyaset” iddialarını haklı çıkarır. Aksine Bulgaristan’daki çürümüş burjuva düzenin emperyalist güçler tarafından uzun yıllardır desteklendiğini gözler önüne seriyor. Bu figürlerin ülke kaynaklarını yağmalaması yalnızca yerel değil uluslararası sermayenin de nemalandığı bir durumdu.

Boyko Borisov ise 2020’de kitlesel protestolarla düşürülen fakat emperyalist merkezlerin desteğiyle yeniden siyasi alanı işgal eden eski başbakandır. Onun GERB partisi, Bulgaristan’ı yıllardır siyasi ve ekonomik bir çıkmazda tutan sürecin baş mimarlarındandır. Ocak 2025’te kurulan ve DPS’nin dışarıdan destek verdiği koalisyon, kuruluş anından itibaren çürümüş burjuva ilişkilerin bir ürünü olarak görülmüştü.

AB’nin Bulgaristan’a dair zaman zaman yaptığı “hukukun üstünlüğü” uyarıları ise samimiyetten uzaktır. Çünkü AB, Bulgaristan’ı hem ucuz emek gücünün hem de siyasi nüfuz alanının parçası olarak görüyor. Çürümenin sürmesinde Avrupa sermayesinin ve emperyalist politikaların payı büyüktür.

2021-2025 Kriz Döngüsü

Bugün yaşanan çöküş, 2021’den bu yana süren siyasi çıkmazın kaçınılmaz bir sonucudur. Bu süreçte Bulgaristan:

Üç yılda yedi seçim yapmak zorunda kalmış,

Hiçbir hükümet istikrarlı bir çoğunluk kuramamış,

Kurulan koalisyonlar birkaç ay içinde dağılmıştır.

Bu kriz, çürümüş kapitalizmin kendi kendini yeniden üretemediği bir noktaya geldiğini göstermektedir. “Değişim” iddiasıyla ortaya çıkan yeni partiler dahi sistemin yapısal çürümüşlüğünü aşamamış ve emperyalist AB/ABD ekseninin sınırlarına çarpmıştır.

Mücadele Sürüyor!

Zhelyazkov hükümetinin düşüşü, daha büyük bir mücadelenin kapısını aralamaktadır. Cumhurbaşkanı Radev’in yeni hükümeti kurma girişimleri, toplumdaki derin güvensizlik nedeniyle büyük olasılıkla sonuçsuz kalacaktır. Çürüyen burjuva sistemin hiçbir kanadı bu krizden çıkış sunamaz en olası senaryo geçici bir teknokrat hükümeti ve dört yıldaki sekizinci seçimdir.

Bulgaristan halkı, Euro bölgesine geçiş arifesindeki tüm baskılara rağmen boyun eğmeyeceğini ilan etmiştir. Emekçiler ve gençlik, çürümüş burjuva aktörlerin egemenliğine meydan okumaktadır.

Ancak uyarıyoruz: Burjuvazi yalnızca kendi içindeki birkaç çürük yüzüğü atarak düzeni yeniden tahkim etmeye çalışacaktır. Bulgaristan devrimci güçlerinin güncel görevi Dimitrov geleneğinden beslenerek bu büyük halk enerjisini sınıf bilinciyle donanmış, örgütlü ve devrimci bir alternatife dönüştürmektir.

Bulgaristan’daki kardeşlerimizin mücadelesi tüm dünya işçilerine şunu bir kez daha göstermektedir: Gerçek iktidar, örgütlü halkın sokaklardaki gücündedir!

Direnişinizi ve Zaferinizi Selamlıyoruz!

Devrimci Proleter Gençlik olarak, Bulgaristan sokaklarını doldurup çürümüş kapitalist düzene “Yeter!” diyen tüm emekçilerin, gençlerin ve öğrencilerin bu tarihi başarısını en içten duygularımızla selamlıyoruz.

Bu mücadele yalnızca bir bütçeye ya da bir hükümete karşı değil sömürüye, yolsuzluğa, eşitsizliğe ve emperyalist kuşatma altındaki çürümüş kapitalist sisteme karşı verilmiştir.

Sofya’dan Burgaz’a, Filibe’den Varna’ya yükselen “İstifa!” haykırışı, tüm ezilenler için bir umut işaretidir.

Ancak burjuva siyasetinin aynı oyunu tekrar sahnelemesine izin verilmemeli. Bu zafer, ancak örgütlü, bilinçli ve devrimci bir halk hareketiyle kalıcı kılınabilir. En dirençli ve en yaratıcı güç olan gençliğe bu süreçte büyük görev düşmektedir.

Gerçek güç örgütlü halktadır!

Yaşasın Bulgaristan emekçilerinin mücadelesi!

Yaşasın Enternasyonal Dayanışma!