Onur Demirci
6 Şubat’ta yıkılan yalnızca binalar değildi. O sabah çöken şey, yıllardır “kader”, “imtihan” ve “takdir” kelimeleriyle örtülen bir düzenin iç yüzüydü. Betonun altında kalanlar kadar, betonun üstünde yaşamaya zorlananlar da bu düzenin kurbanıydı.
Aradan geçen zamana rağmen deprem hâlâ bitmedi. Çünkü deprem bir an, ama yoksulluk süreklidir. Çünkü felaket doğaldı ama sonuçları sınıfsaldı.
Felaket Herkesi Eşit Vurmadı
Deprem kimin nerede yaşadığını, nasıl bir evde barındığını, ne kadar parası ve güvencesi olduğunu acımasızca gösterdi. Fay hattı sınıflar arasında geçti. Yıkılan binaların çoğu rant uğruna denetimsiz bırakılan, ucuz malzemeyle yapılan, “çökerse çöksün” denilen yapılardı. Yani yoksulların evleriydi.
Üst sınıflar için deprem bir “kriz”di; işçiler içinse bir “yıkım”. Kimileri başka şehirlere taşındı, kimileri otellere yerleşti. Kimileriyse aylarca konteynerde, çadırda, belirsizlik içinde yaşadı. Aynı deprem ama bambaşka hayatlar.
Barınma Hakkı Yerine İnşaat Pazarı
Bugün hâlâ binlerce insan “geçici” denilen ama kalıcılaşan koşullarda yaşıyor. Konut, bir insan hakkı olmaktan çıkıp yeniden bir piyasa nesnesine dönüştürüldü. Yapılan evler kimin ihtiyacına göre, kimin için? Depremzedeler mi, müteahhitler mi?
“Yeniden inşa” denilen şey, çoğu zaman halkın ihtiyaçlarına değil; sermayenin hızına göre şekilleniyor. Kentler ayağa kaldırılmıyor, yeniden pazarlanıyor. Mahalleler dağıtılıyor, toplumsal bağlar koparılıyor. İnsanlar yalnız evlerini değil, yaşamlarını kaybediyor.
Dayanışma Aşağıdan, İhmal Yukarıdan
Depremin ilk günlerinde enkaz başında sistem yoktu; ama halk vardı. Komşular, gönüllüler, emekçiler vardı. Dayanışma, bu topraklarda hâlâ en güçlü şey olduğunu gösterdi. Ama aynı dayanışma zamanla geri çekilmek zorunda bırakıldı; yerini bürokrasiye, yasaklara ve denetime bıraktı.
Sistem, halkın örgütlü dayanışmasından korktu. Çünkü örgütlü halk, hesap sorar. Çünkü örgütlü halk, bu yıkımın “doğal” olmadığını bilir.
Unutmak Bir Politika
Bugün depremden bahsedilmemesi bir tesadüf değil. Unutturma, bilinçli bir politikadır. Enkaz kaldırılır ama sorumluluk kaldırılmaz. Dosyalar kapanır ama acılar kapanmaz. Adalet ertelenir, umut yıpratılır.
Oysa biz biliyoruz: Unutursak tekrar eder. Aynı binalar, aynı denetimsizlik, aynı rant, aynı ölüm.
Bu Düzen Değişmeden Deprem Bitmez
6 Şubat bize şunu öğretti:
Depremler doğanın gerçeği olabilir, ama yıkımın biçimi politiktir.d
Bu düzen var oldukça her kriz bir felakete dönüşür.
Bu düzen var oldukça en çok yoksullar ölür.
Gerçek çözüm daha fazla beton değil;
daha fazla müteahhit değil;
daha fazla kredi değil.
Gerçek çözüm:
İnsanı merkeze alan, kamucu, eşitlikçi bir düzen.
Barınmanın, sağlığın, eğitimin hak olduğu bir yaşam.
Ve en önemlisi, örgütlü bir toplum!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!