Cennet Koyu, 15 Yılda Kamu Arazisinden Lüks Otele Nasıl Dönüştü?



Bodrum’un en değerli arazisi olarak nitelendirilen Cennet Koyu’ndaki 700 dönümlük kamu arazisi, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun kararıyla 2010 yılında özelleştirme kapsam ve programına alınmıştı


Cengiz Anıl Bölükbaş

Muğla Bodrum’da yer alan Cennet Koyu’nda yürütülen turizm projesi, yaklaşık 15 yılı bulan geçmişiyle Türkiye’de kamu arazilerinin özelleştirilmesi ve kıyı kullanımına ilişkin tartışmaların en çarpıcı örneklerinden biri haline geldi. Süreç 2010 yılında alınan özelleştirme kararıyla başladı; yargı kararları, plan değişiklikleri ve çevresel izinlerle ilerledi.

Bodrum’un en değerli arazisi olarak nitelendirilen Cennet Koyu’ndaki 700 dönümlük kamu arazisi, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun kararıyla 2010 yılında özelleştirme kapsam ve programına alındı.

2010’lu yılların ortasında yapılan plan değişiklikleriyle bölgenin kullanım statüsü “turizm tesis alanı” olarak yeniden tanımlandı. Bu düzenlemelerle birlikte yapılaşmanın hukuki zemini oluşturuldu.

Söz konusu değişiklikler, çevre örgütleri tarafından “parça parça yapılaşmaya açma” olarak değerlendirildi.

İhale için Cengiz ve Tamince’ye Ziraat Bankası’dan kredi

2012’de yapılan ihaleyle, 2 milyar 100 milyon TL değerindeki kamu arazisini Cengiz Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Cengiz ile Rixos Hotels Yönetim Kurulu ve Sembol İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve FT Group Başkanı Fettah Tamince’nin “Bodrumbir” isimli şirketi, Ziraat Bankası’ndan 277 milyon TL kredi çekerek aldı. Böylece yıllarca kamu kullanımında olan kıyı alanı özel mülkiyete geçti.

Ziraat Bankası’ndan alınan krediyle ihale bedeli olan 277 milyon TL, 26 Haziran 2013’te Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na ödendi. 5 Temmuz 2013’te tapu Cengiz ve Tamince’nin üzerine geçirildi. Para ödendikten 13 gün sonra da Ziraat Bankası, taşınmaz tapu kaydı üzerine 180 milyon dolarlık ipotek tesis etti.

Danıştay iptal etti, Cumhurbaşkanlığı ”geri alınmasın” kararı verdi

İhalenin ardından meslek odaları ve çevre örgütleri süreci yargıya taşıdı. Açılan dava sonucu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, ihaleyi iptal etti. Ancak Cumhurbaşkanlığı ihaleye ilişkin bir karara imza atarak taşınmazların geri alınmamasına ilişkin karar verdi.

Danıştay’dan ikinci iptal

Bu kez Cumhurbaşkanlığı’na karşı Danıştay’da dava açıldı. Açılan davada, Cumhurbaşkanlığı ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ‘davalı’, “Bodrumbir Turizm Yatırım A.Ş” da müdahil olarak yer aldı. Danıştay bu kez, Cumhurbaşkanlığı kararının yürütmesini durdurdu. Böylece ihalenin reddine ikinci kez karar çıktı.

Ancak mahkeme kararlarına uyulmadı. Planlarda orman olarak görünen 2 ve 3. derece doğal ve 1. derece arkeolojik sit alanına otel yapmak için harekete geçildi.

Cengiz Holding’den savunma: Danıştay kararı bizi etkilemiyor

Cengiz İnşaat, Danıştay’ın aldığı özelleştirme ihalesinin iptaline yönelik kararının kendilerini etkilemediğini savundu. Projeyle ilgili Cengiz İnşaat’tan yapılan açıklamada, “Özelleştirme ihalesinin iptaline ilişkin olarak taşınmazın Alıcı’ya devrinden çok sonra verilmiş olan Danıştay kararı, hukuken Şirketimizin parseldeki mülkiyet hakkını etkilememektedir” denildi.

Tamince paylarını devretti, şirket Cengiz İnşaat ile birleşti

Bu süreçte Ziraat Bankası kredisiyle araziyi devralan Bodrumbir Turizm Yatırım A.Ş.’nin o tarihte Yönetim Kurulu Başkanvekili olan Fettah Tamince,  paylarını devredip şirketten ayrıldı. Bodrumbir Turizm Yatırım A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı olan Mehmet Cengiz ise Eylül 2021’de şirketi Cengiz İnşaat ile birleştirerek kapanışını gerçekleştirdi.

Bakanlık’tan ‘ÇED gerekli değil’ kararları

Arazide, turistik tesis, villa, rezidans ve marina inşaatı başlatmak isteyen Cengiz İnşaat, 13 Ekim 2022’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ÇED dosyası sundu. Bakanlık tarafından incelenen dosyada 7 Aralık 2022’de  karar çıktı. Bakanlık, proje için ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verdi.

Cengiz Holding’in bakanlığa sunduğu proje dosyasında yer alan bilgilere göre, proje bedeli 568 milyon lira oldu. Tesis, 101 apart ve 83 süit oda olmak üzere toplam 184 odadan oluşacağı ve bu odalarda 540 kişinin konaklayacağı kaydedildi.

Hazırlanan ÇED dosyasında, proje alanında kalan iki parselin güney kısmında birinci derece arkeolojik sit alanına herhangi bir müdahalede bulunulmayacağı, bu alanda hiçbir şekilde inşaat faaliyeti yapılmayacağı bilgisi yer aldı.

Bölge halkı kararı Bakanlığın kararını yargıya taşıdı. Cengiz, dava sürerken ikinci bir ÇED süreci için başvuru yaptı. ÇED dosyasında, Gökburun mevkiinde inşaatına başlanan projede kapasite artışı yapılacağı ve kapasite artışı için 658 milyon TL harcanacağı bilgisi yer aldı.

Plana göre, içerisinde apart, oda bulunan 186 birim inşa edecek ve otelin kapasitesi 556 kişiye yükselecekti. Dosyada, içilen su damacanalar ile karşılanırken kullanım suyu denizden çekilerek işlemden geçirileceği, öte yandan bölgeye bir de arıtma tesisi kurulacağı ve arıtmadan çıkan su ile yeşil alanlar sulanacağı belirtildi.

Kapasite artışı

Bölge halkı kararı yargıya taşıdı. Cengiz, dava sürerken ikinci bir ÇED süreci için başvuru yaptı.

ÇED dosyasında yer alan bilgilere göre, halk arasında ‘Cennet Koyu’ olarak bilinen Bodrum’un Göl Mahallesi, Gökburun mevkiinde inşaatına başlanan projede kapasite artışı yapılacak. Kapasite artışı için 658 milyon TL harcayacak. Cengiz, içerisinde apart, oda bulunan 186 birim inşa edecek ve otelin kapasitesi 556 kişiye yükselecek. ÇED dosyasında bölgenin arkeolojik ve doğal sit alanı olduğu belirtilirken 1.derece arkeolojik sit alanına herhangi bir müdahalede bulunulmayacağı iddia edildi.

Bodrum Belediyesi ile Cengiz İnşaat arasındaki ruhsat süreci

Projeye, 7 Aralık 2023’te ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verilmesinin ardından Bodrum Belediyesi’nce 12 Aralık 2023’te de inşaat ruhsatı verildi. Bölgede inşaat çalışmalarının başlamasının üzerine çevrecilerin alana giderek duruma tepki göstermesinin ardından Cengiz İnşaat’a verilen ruhsat, Bodrum Belediyesi 2023 yılı Ocak Ayı Olağan Meclis toplantısında da tartışmalara neden oldu. CHP’li bazı meclis üyeleri ruhsatın iptalini isterken Bodrum Belediyesi’nden de ruhsatın yeniden değerlendirileceği duyuruldu.

Daha sonra Cengiz İnşaat’a verilen 60 adet yapı ruhsatı iptal edildi ve Cengiz Holding, ruhsat iptalini Muğla 1. Bölge İdare Mahkemesi’ne taşıdı  Mahkeme, itirazı kabul edilerek ”yürütmeyi durdurma” kararı verdi.

Mahkeme özelleştirmenin iptalini kabul etti ancak…

Kararda, Danıştay’ın Cennet Koyu özelleştirmesini iptal ettiği kabul edildi. Ancak Hazine’nin, bu karara rağmen, gidip tapuyu kendi üzerine geçirecek işlem yapmadığı söylendi. Bu nedenle de tapuda, Cennet Koyu’nun resmi olarak halen Cengiz’in göründüğü anlatıldı.

Cengiz İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Bodrum Göl Mahallesi, Gökburun Mevkii, 305 ada 1 parsel ile 306 ada 1 parselde yapılması planlanan Turizm Konaklama Tesisi Kapasite Artışı projesi için 13 Mayıs 2024’te  ”Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verildi.

Kapasite artışı projesi ile 306 ada 1 parselin bitişinde yer alan, yine aynı yatırımcıya ait 305 ada 1 parsel içerisinde, parselin 77.391,84 m² bölümünde otel ile 151.923,06 m² bölümünde apart otel planlandı.

305 ada 1 parselde apart otel biriminde 264 kişinin konaklayabileceği 84 adet süit ve apart odası, otel biriminde ise 176 kişinin konaklayabileceği 44 adet süit odası olmak üzere 305 ada 1 parsel toplam kapasitesi 128 oda ile 440 kişi olacağı belirtildi.

Cengiz Holding ile Bulgari arasında anlaşma

Cengiz Holding Bodrum’un Cennet Koyu’nda yapacağı otel için dünyaca ünlü mücevher markası Bulgari ile anlaştı. Bulgari Hotels & Resorts, Jeweler of Hospitality koleksiyonunun 12’nci halkası olarak planlanan ve 2027 yılında Bodrum’da açılacak yeni otel için anlaşma imzaladığını duyurdu.

Akdeniz foku yaşam alanında dalgakıran projesi

Cengiz İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin 305 ada 1 parsel ile 306 ada 1 parsel önü kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında yapmayı planlandığı Kıyı Koruma Yapıları (Batık Dalgakıran) projesi için 17 Temmuz 2024’te ÇED süreci başlatıldı. Projeye 30 Ekim 2024’te ”ÇED gerekli değildir” kararı verildi.

ÇED dosyasında, planlama alanının Aydın- Muğla- Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında N18 paftasında yer aldığı ve “Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi/Turizm Merkezi” ile “Önemli Doğa Alanı” gösteriminde bulunulduğu yer aldı.

Projenin toplam yatırım bedelinin; etüt, plan, proje vb. giderleri ile mülkiyet giderleri (ön izin sözleşme bedeli ile 2. yıl ön izin bedeli toplamı) de dahil edilerek 65 milyon 247 bin 243,72 TL olacağı öngörüldü.

Proje alanı; Aydın- Muğla İlleri 1/50.000 Ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları Planında, “3. Bodrum-Güney Milas Bölgesi” paftasında yer almakta olup planda Akdeniz Foku Yaşam Alanı içerisinde yer alıyor.

Temmuz 2025’te haberlerde ve sosyal medyadaki tanıtımlarda yer alan görüntülerden şirketlerin projenin dışına çıkarak, Kıyı Kanunu’nu ihlal ettiği ve ilave inşaatlar yaptığı için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın harekete geçtiği haberleri medyaya yansıdı.

Hilal şeklinde plaj

Haberlerde, kıyı bandında plaj olarak tanıtımı yapılan deniz içinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Muğla Okluk Koyu’ndaki yazlık sarayında olduğu gibi iki adet hilal konumundaki yapılaşmanın projede olmadığı, bu sebeple de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan buraların yıkılması talep ettiği aktarıldı. Hatta bu iki yapılaşmanın ilerde marinaya dönüştürülmesi için ön altyapı çalışması olduğu şeklinde yorumlar yapıldı.

İnsanı rahatsız eden bir görüntüsü vardı

İnşaat görüntüsü ile çokça tartışılan projeyi yerinde gören gazeteci Ertuğrul Özkök, projelerin de detaylarına da yer vererek, projede 2.000 metrekarelik malikanelerin yer aldığına dikkati çekti.

İnşaat projesi için “Dışardan bakıldığında gerçekten insanı rahatsız eden bir görüntüsü vardı” ifadelerini kullanan Özkök, Bulgari Grup Başkan Yardımcısı ve Bulgari Otel Kurucusu Silvio Ursini ile dev bir malikanede buluştuğunu belirtti. Özkök, proje detaylarına ilişkin olarak, “Silvio ile yarımadanın rezidans olarak yapılan bölümde tamamlanmış evlerden birinde konuştuk ve yemek yedik. Ev dediysem, gerçekten Hamptons’taki malikanelere taş çıkartacak bir bina. İç mekanı 2.000 metrekare. Benim evimin 400 metrekare olduğunu düşünürsem, beş katı. 20 tane 100 metrekarelik apartman dairesi yani” bilgilerini verdi.

Özkök’ün aktardığına göre; projede toplam 101 Bulgari Mansion ile otel kısmında 43 misafir odası ile 40 bağımsız villa yer alacak.

Bölgede inşaat çalışmaları devam ediyor. Bölge halkı, sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri, projeye karşı mücadelesini sürdürüyor.

Yerli sermayenin ne kadar gaddar olduğunun görüldüğü yer

Muğla Çevre Platformu Bodrum Meclisi Eşsözcüsü Mirbahattin Demir, iş makinalarının hem doğayı hem hukuku beton altında bıraktığı bir ekokırım suçunun işlendiğini belirterek, “Bodrum Cennet Koyu, yerli sermayenin ne kadar gaddar olduğunun görüldüğü yerdi. Hukukun etrafından dolanma ve oldu bitti siyasetiyle doğal ve arkeolojik sit alanlarının, floristik zenginliğin arkeolojik mirasın yerle bir olduğu koyda sadece karasal tahribat yaşanmadı. Aynı zamanda kıyılar da işgal edildi. Bu durum kamusal alanlarının nasıl gasp edildiğini de bize gösteriyor” dedi.

Demir, Bodrum yarımdasının ormanlık alanlarının yanı sıra, nesli tükenme ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan fokların yaşam alanı olduğunu dile getirdi.

Arkeolojik sit alanında çıkan kalıntılar uzaklara götürüldü

Cennet Koy’u ve Gökburun’da inşaat yapılabilmesi için yolun gerekli olduğunu ve o yolun arkeolojik sit alanı içerisinden geçtiğini belirten Demir, “Muğla Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Kurulu’ndan birinci derece sit alanının daraltılmasını sağladılar. Bilimsel inceleme ve araştırma yapılmadan peynir ekmek gibi ÇED raporlarını doğa karşıtı sermayeye sattılar. Gelen ihbarlarla çevre örgütleri olarak alana vardığımızda, kamyonlarla alandan uzaklaştırıldığı söylenen arkeolojik kalıntılarının akıbeti henüz belli değildi. Sadece açılan yol hafriyatı altında bulduğumuz kalıntıları görüntüledik. Eldeki belgeler ve görüntüler arkeolojik sit alanından çıkan kalıntıların uzaklara bir yere götürüldüğüne işaret ediyor. Ve katliama son hızla devam ediyor” dedi.

Parselasyon hileleri ile yarımdanın topoğrafyasını yerle bir ettiler

‘ÇED gerekli değildir’ kararının ardından açılan davalarda Danıştay’ın ret kararına rağmen parselasyon hileleri yapıldığını ifade eden Demir, şunları söyledi:

 ÇED’e tabi tutulmayarak kapasite beyanı ve binbir hile ile yarımdanın topoğrafyasını yerle bir ettiler. Bu hilelerle halkın katılım toplantıları ve derinlemesine ekolojik incelemeler daha ilk başta devre dışı bırakılmıştı.

Son süreçte ‘Anasının sütü gibi helal’ diyen Bodrum Belediyesi tarafından verilen ruhsat yaşam savunucularının büyük tepkisi ile karşılaştı. Tepkiler karşısında belediye tarafından verilen ruhsat meclis kararı ile geri alındı. Bu karar sonrası yine kazanılmış hak olarak hukuk kullanılarak sanki hakmış gibi hukuksuzluklarını hukuki çerçeveye oturtarak talanın devamını sağladılar. Şimdi ne karada ne denizde hayat bırakmamaya yemin etmiş gibi inşaat çalışmaları devam ediyor.

Bir çökme hikayesi

Eski TMMOB Mimarlar Odası Bodrum Temsilciliği Yönetim Kurulu Başkanı Gamze Türk, Cennet Koy-Gökburun yaşanan durumun ilginç olduğunu ama Türkiye’de hiç rastlanılmayan bir durum olmadığını belirterek, “Türkiye’de çok benzerlerini farklı coğrafyalarda iyice artık yaşamaya başladık. Aslında bir çökme hikayesi ve aynı zamanda daha sonra burada çok ayrıcalıklı imarlarla bir sürü koruma statüsünün düşürülerek,  buranın inşaata ve ranta açılmasıyla ilgili bir hikaye ve çok uzun soluklu bir hikaye. İlk önce burayla ilgili olarak; Osmanlı tapuları olan, birçok hissedarı olan Bodrum’un yerlisi insanlar olduğunu biliyoruz. Ve onların yıllardır süregelen davaları var ve bunlar tapu kütüğüne şerh konulmuş bir dava. Ona rağmen bu alan hazineye intikal ettiriliyor. Hazineden de sonra belli bir isme ondan sonra tahsis ediliyor. Özelleştirme İdaresi burayı özelleştirme kapsamına alıyor ve burası için özel imar planları yapıyor” dedi.

İlk defa böyle bir içtihat görülüyor

Türk, “Aynı zamanda Ziraat Bankası’ndan kredi kullanılıyor. O krediyi ödemediklerini yönelik hikayeler de var. O kısım ayrı bir boyutu. Bu dava süregeliyor. Dava defalarca malikler tarafından tarafından kazanılıyor. Ama ona rağmen Cumhurbaşkanı tekrar başka kararlar alıyor. Bu kararın uygulanmayacağına dair başka kararlar alıyor. Böyle iki üç tane karar var.  Bu da hukuki açıdan bir milat olarak söyleniyor hukukçular tarafından. Bu da enteresan bir şey çünkü ilk defa bir içtihat görüyorlar bu şekilde” diye konuştu.

Alan parçalanarak ÇED süreçlerine tabi tutuluyor

Cennet Koyu’na yönelik ÇED davalarına değinen Türk, şunları söyledi:

Burası parçalanarak ÇED süreçlerine tabi tutuluyor. Kıyı alanı ayrı ÇED’e tabi tutuluyor. Yukarıda bir sürü parsel var kıyının üstünde. O  parseller ayrı ayrı muameleye tabi tutuluyor. Dolayısıyla parçala-yönet şeklinde bir uygulamayla bunlar kümülatif ÇED’ten muaf tutuluyorlar. Halbuki kümülatif ÇED’e tabi tutsalar bütün bu alanın dört mevsimlik bilimsel araştırmaları çok daha uzun soluklu ve uzun zamana yayılacağı için bu süreçler çok uzun sürecekti. Dolayısıyla bu müthiş bir zaman kaybı olurdu. Bu çok önemli bir boyut. Çünkü süreçler çok kısalıyor. Davalar kazanılsa bile, inşaatlar başladığı için hatta iskanlar alınıyor bazı yerlerde yapı kullanım izin belgeleri, geri dönüşü imkansız hale geliyor. Diğer konu da burası hem doğal sit hem de birinci derece arkeolojik sit alanıydı büyük bir kısmı. Bu alan çok kısıtlandı. Birinci derece arkeolojik sit alanı küçültüldü ve üçüncü derece arkeolojik sit alanına evriltildi. O kararlar da bütün bu çalışmaların arifesinde yapıldı. Yani bir ajanda vardı. O ajandadaki takvim, yapılacak işler sırayla böyle hedefe doğru yavaş yavaş gerçekleştirildi. Konuyla ilgili TMMOB’un açtığı dava da sürüyor.

“ÇED süreçleri ‘güçlü bir el’ vardı”

Cennet Koyu’nda yaşanan sürece yönelik ÇED davalarına ve bilirkişi raporlarına değinen Avukat Betül Sümer Cinmen, “Bu süreçlerde keşfe gittik. Hiç tahmin etmediğimiz raporlarla karşılaştık. Sanki orası kıraç bir bölgeymiş gibi raporlar düzenlendi. Bölge fok balıklarının beslenme alanı. Ama raporlarda, ‘Burada fok mağarası yok, o yüzden foklar da yoktur’ minvalinde görüşler bildirildi. Raporlar karşı tarafın istediği şekilde çıktı. İmar planlarına yönelik iptal davaları açtık. Hepsini kaybettik. Orada ‘güçlü bir el’ var” dedi.

T24