Halk sanatçısı Berivan Aral, senelerdir Strasbourg’un devrimci- demokrat dernek ve kurumların çevresinde çeperinde elinden düşmeyen sazıyla, herkesin tanıdığı türkü sevdalısı bizim Berivan’ımızdır.
21 Mart 2020 tarihinde korona virüse yakalandı. Uzun süre karantinada kaldı. Doktorunun söylediğine göre, bu tarihte virüse yakalanıp bu illeti atlatan şanslılardan
Alınteri: Merhaba Berivan, çok geçmiş olsun! Yakalandığın covid-19 sürecini nasıl yaşadın, belirtileri nelerdi, anlatabilir misin?
Berivan Aral: Rahatsızlığım gece öksürüklerle başladı, sabah uyandığımda ise nefes darlığı çekiyordum. Hemen önce ambulansı sonra ise bir arkadaşımı aradım, beni biraz sakinleştirdi. Hemen olmasa da bir süre sonra bir uzman ekiple birlikte bir doktor geldi. Kimi tahliller yaptılar pozitif çıktı. Nefes darlığı yaşıyordum, dolayısıyla oksijen tüpü taktılar. Hastanede yer olmadığı için evde tedavi gördüm. Doktor durumumun çok kritik olduğunu söyledi: “Önümüzdeki beş gün çok önemli, ya atlatırsınız ya da ölürsünüz!”
Korktum ne yalan söyleyeyim. Korku, yalnızlık duygusu ve ağrılar… Göğsüm, sırtım, eklemlerim, kemiklerim, bacaklarım ve karın bölgemde bıçak saplanıyormuş gibi çok şiddetli ağrılarım oldu. Çok panik yaptım. Panik yaptıkça nefesim daralıyor, güçsüzleşiyordum. Ayağa kalkmaya çalışıyorum, takatim yok. Felç olduğunu düşündüm. Sonra öğrendim ki, panik yapmamak lazımmış. Çünkü panik bağışıklık sistemini zayıflatıyormuş.
Alınteri: Bu süreci duygusal olarak nasıl yaşadın?
Berivan Aral: Çok korktum; yalnız ölmekten, sevdiklerimden uzak olmaktan, dostlarımı bir daha görememekten… Ama sonra arkadaşlar aramaya başladı; menajerim, ailem, siz dostlarım beni hiç yalnız bırakmadınız. Çok teşekkür ediyorum tüm dostlarıma. Bu süreçte kendime, ‘iyi ki devrimci düşüncelerle tanışmışım, iyi ki böyle bir çevreye sahibim, iyi ki bu kültürü almışım’ dedim. Grup Yorum, direnen devrimciler hep yanımdaydılar, bana moral ve güç oldular.
Farklı farklı örgütlerden siz dostlar beni hiç yalnız bırakmadınız. Kiminiz yemeğimi, kiminiz alışverişimi kapımın önüne kadar getirdiniz. Telefonlarınız, mesajlarınız hiç durmadı, beni ayaklandırmak için yarış halindeydiniz. Dayanışmanız beni yaşattı, bana güç verdi.
Alınteri: Bu hastalığı tecrübe etmiş, atlatmış biri olarak neler söyleyeceksin?
Berivan Aral: Her şeyden önce kendimize iyi bakmalıyız. Günlük yaşamımızda hijyen kurallarına uymalıyız. Eldiven ve ağız burun bölgemizi kapatan maskeler takmalıyız. Ellerimizi her seferinde iyice yıkamalıyız.
Doktorum, bu hastalıkla birlikte yaşamaya alışmamız gerektiğini söylüyor. Panik yapmadan, hijyen kurallarına ve yiyip içtiklerimize dikkat etmeliyiz. Sigara ve alkol kullanıyorsak bırakmalı ya da azaltmalıyız. Bolca sarımsak (küçük küçük doğrayıp suyla içince koku yapmıyor), bal zencefil karışımı. Ben çok faydasını gördüm. Zencefili yemeklere, salatalarınıza, çorbalarınıza koyun. Kırmızı pancar, siyah turp tüketin. Siyah turp ciğerler için çok iyi. Doktorum akciğerlerimin tedavisinde keçi boynuzu kürü yapmamı önerdi. Kürün tarifi şu şekildedir;
”Orta büyüklükteki keçiboynuzundan 6-7 tanesini önce soğuk su altında yıkayınız. Daha sonra bunları küçük küçük (3-4 cm uzunluğunda) kırarak, kaynamakta olan yarım litreye yakın suyun içine atınız. Hafif ateşte 7-8 dakika kaynatınız. Soğuduktan sonra süzerek suyunu cam şişeye doldurunuz. Buzdolabında en fazla üç gün bekletebilirsiniz.
Her gün sabah kahvaltısı arasında ve akşam yemeğinden önce bir çay bardağı içilir. Yaklaşık yarım litre olarak hazırladığınız keçiboynuzu suyu üç gün buzdolabında bozulmadan korunabilir. Her üç günde bir taze olarak hazırlamanız gerekecektir. Hiç ara vermeden 20 gün uygulayınız. Yirmi gün tamamlandıktan sonra aynı şekilde hiç ara vermeden 15 gün devam ediniz. Onbeş günlük kürü uygularken bir çay bardağı içerisine bir küçük çay kaşığı bal ilave edip karıştırınız, sabah kahvaltınız arasında ve akşam yemeğinden önce birer çay bardağı içiniz. Keçiboynuzu kürünü uygularken sabah kahvaltınızda ayrıca bal tüketmeyiniz.’
Alınteri: Bu hastalıktan sonra yaşamında nasıl bir değişim olacak?
Berivan Aral: Ben dayanışmanın, yardımlaşmanın ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Bizi biz kurtarırız. Devletlerin kimse için yapacağı bir şey olmaz, bunu görüyoruz. “Evde kalın, evde kalın” deniyor; işi olmayanlar, ekmek parası olmayanlar nasıl evde kalabilir. Beni ayağa diken, iyileştiren dayanışma oldu. O yüzden dayanışmanın çok önemli olduğunu bir kez daha gördüm.
Bence bu dönemde her yerde dayanışma fonları oluşturulmalı. İhtiyacı olan insanlara hep beraber yardım edilmeli. Mesela lüks arabalar alınmasın, bu sene tatile gidilmesin, işsiz işçilere, işten atılmış insanlara yardım edelim. İnsanlar ölmesin. Cezaevlerinde, madenlerde, inşaatlarda insanlar ölmesin. İnsanlık, insanı değerler her şeyin üzerinde tutulmalı. Gerisi boş!
Kendimce dünya güzelleşsin diye mücadele verdim, bundan da hiç pişman olmadım, hiçbir şeyin boşa olmadığını biliyorum. Hastalandığımda ne çok dostumun olduğunu gördüm. Bundan sonra daha faydalı şeyler yapacağım.
Beğeniyle takip ettiğim Alınteri gazetesi emekçilerine bu süreçte gösterdikleri tüm ilgilerinden dolayı çok teşekkür ediyorum.
Desteklerini esirgemeyen Rudaw TV ve bugüne kadar her türlü destekleriyle yanımda olan tüm dostlarıma teşekkürlerimi sunarım. Can yoldaşlarımı tüm devrimci duygularımla selamlıyorum.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!