21 yaşındaki Gülistan Doku tam bir yıldır kayıp. Doku, kadrolaşmanın, fuhuş şebekelerinin, tarikatların varlığıyla gündeme gelen Munzur Üniversitesi’nde eğitim görüyordu.
Yetkililer Gülistan’dan haber alınamamasının ardından başlatılan soruşturmada intihar seçeneğini öne çıkararak, bu kaybın üzerini kapatmaya çalıştı. Savcılığın intihar olasılığını öne çıkararak açtığı soruşturma başından sonuna aynı minvalde ve sonuçsuz bir soruşturma oldu. Bu seçeneğin öne çıkarılması için ilk olarak Dinar Köprüsü yönünden ilerleyen ve MOBESE kayıtlarına da yansıyan kadının Gülistan olduğu öne sürülerek, köprüden Uzunçayır Baraj Gölü’ne atladığı algısı yaratıldı.
7 Ocak’ta baraj gölünde başlatılan ilk arama 6 Temmuz’da durduruldu. Doku ailesinin talebi üzerine 7 Ağustos’ta suyun seviyesi düşürülerek tekrar başlatılan arama çalışması 18 Ağustos’ta sonlandırıldı. 15 Ekim’de 3’üncü kez başlatılan arama çalışmalarından da bir sonuç alınmadı. Doku’ya ait herhangi bir ize rastlanmaması üzerine 23 Kasım’da arama çalışmaları tamamen sonlandırıldı. Bu sonuçsuzluk ve Ulusal Kriminal Bürosu’nun Dinar Köprüsü’nde herhangi bir nesnenin suya atlamadığını rapor etmesi Gülistan’ın o baraja atlayarak intihar ettiği mizansenini çökertti.

Soruşturmanın bu yönde sürmesi ve olayın üstünün kapatılması için sadece MOBESE kayıtlarındaki kadının Gülistan olduğu algısının yaratılmasıyla sınırlı kalınmadı. 14 Ocak’ta Gülistan’ın yurt odasında bulunan ve daha sonra arkadaşlarıyla şakalaşırken yazılmış eski bir not olduğu açığa çıkan bir “mektup” kamuoyuna yansıtıldı. O “mektubu” yansıtansa Gülistan’ın ayrıldığı ve kaybolmasından birinci dereceden sorumlu olduğu birçok veriyle açık olan erkek arkadaşı Zaynal Abarakov’un üvey babası polis Engin Yücel’di. Yücel bu bilgiyi paylaşarak soruşturmaya yön vermeye çalıştığını açıkça ortaya koymasına rağmen görevine devam etti, açığa alınması ancak 9 ay sonra gerçekleşebildi.
Yücel hiçbir engelle karşılaşmadan Dersim’den taşınır (Mart) ve soruşturmanın gizliliğine alenen zarar verdiği halde tam 9 ay sonra açığa alınırken Gülistan’ın ailesinin avukatı Ali Çimen hakkında gerçekleri açığa çıkaracak beyanları nedeniyle soruşturma açılmasında (Eylül) oldukça hızlı davranıldı!
Başından beri işin içinde devlet yetkililerinin de olduğu bir mizansenle gerçeğin üstü kapatılmaya çalışılsa da her şey ortadaydı aslında. Gülistan kaybolmasının hemen öncesinde ayrıldığı Zaynal Abarakov tarafından 2 gün alıkonulmuş, darbedilerek araca zorla bindirilmeye çalışılmış, çalıştığı kafenin önünde Abarakov’la gergin bir konuşma yaptığı MOBESE kayıtlarına da yansımıştı. Bu görüntülerde olaya dahli olan başka kadınların da olabileceği anlaşılmıştı.
Fakat bu gerçeklere rağmen Abarakov soruşturma boyunca sadece bir kere gözaltına alınmış ve serbest bırakılmıştı. Daha sonra açığa çıkan başka verilerle “zorla getirilmesine” karar verilse de bu yapılmadı!
Gerek telefonlardaki mesajlar gerek Gülistan’ın Abakarov tarafından alıkonduğuna, onunla gerilimli tartışmalar yaşadığına ilişkin görüntüler olmasına rağmen işin içinde devlet kodamanlarının da olduğu anlaşılan bu soruşturma defalarca kapatılmaya çalışıldı. Gülistan’ın annesi günlerce barajın başında bekledi, ailesi Ankara’ya giderek İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yla görüştü, fakat soruşturmanın en temel gereklerinin yerine getirilmediği defalarca açığa çıktı: Abakarov’un telefonunun HTS kayıtlarına, mesajlarına bile bakılmamış, kamera görüntüleri incelenmemiş, sayısız delil olmasına rağmen Abakarov korunmuştu!
Kentteki kodamanların hangi sırlarına hakimdi, neden korundu, neden özellikle Vali tarafından soruşturma yönlendirilmeye çalışılırken aile de bir sınırda tutulmaya çalışıldı… henüz yanıtı verilmemiş sorular olarak durmakta. Fakat Gülistan’ın katillerinin devlet nezdinde korundukları ve Gülistan’ın, koruyanların da içinde yer aldığı bir “sırrı” tesadüfen öğrenmesi nedeniyle öldürülmüş olabileceği kafalarda giderek netleşti. Özellikle Abarakov’un 5 Ocak günü attığı “Az kalsın senin yüzünden annemin bütün planları bozuluyordu, evde çok kötü bir şey çıktı” mesajı bu kanıyı güçlendirecek önemli bir veri oldu.
Tunceli Valisi tarafından bir sınırda tutulmaya çalışıldıkları (İŞKUR müdürü üzerinden) anlaşılan Gülistan’ın ailesi bu sınırı anlayarak reddettiği noktada devletin hedefi oldu. Gülistan’ın bulunması talebiyle yapılacak eylemlerin yasaklandığı Dersim’de, Seyit Rıza Meydanı’nda oturma eylemi başlatan abla Aygül Doku ve anne Bedriye Doku, darp edilerek gözaltına alındı (7 Eylül). Anne ve kızı, ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.
Sonuç itibariyle Gülistan’ın birileri tarafından kaybedildiği pekçok veriyle sabit olmasına rağmen kendi kendisini yalanlayan soruşturma halen aynı minvalde dönme ısrarını sürdürüyor. Gülistan’ın kaybedilmesini kabul ettirip gerçek bir soruşturma yürüttürmek ve bu kayıpta rolleri olduğu apaçık ortada duran Abarakov ve üvey babası başta olmak üzere soruşturmayı sürekli yönlendiren tüm resmi görevlilerin yargılanmasını, hakkettikleri cezaları almasını sağlamak halen mümkün.
Ve bunun ancak yükselen kadın hareketinin kolektif gücüyle başarılacağı da bir o kadar açık. Kadınlar da bu bilinçle bugün pek çok ilde alanlara çıkıyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!