Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, Yargıtay Başsavcılığı’nın, HDP’nin kapatılması istemiyle açtığı davayla ilgili ilk incelemesini tamamlayarak iddianamenin eksik olduğuna oy birliğiyle karar verdi ve iddianameyi Yargıtay Başsavcılığı’na iade etti. Genel Kurul’un bu kararı AYM Raportörü’nün iddianameyle ilgili “usul eksikliği var, giderilsin” tespitinin de ötesine geçen bir karar. Keza oybirliğiyle kabul verilen kararda, “partinin yetkili organlarına atfedilen eylemlerle”, Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası’nda yer alan, “partinin kapatılması için bölücü faaliyetlerin odağı haline gelmesi” kuralı arasındaki ilişkilendirmelerin yapılmadığına hükmedildi. Bu kararın ardından Yargıtay Başsavcılığı’nın, öne sürdüğü kanıtları tek tek “odak olma” iddiasıyla ilişkilendirerek, iddianameyi yeniden düzenlemesi gerekiyor.
AYM’nin bu kararı her konuda hüküm kesen, sınır belirleyen ve salyalar saçarak açıklamalar yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye “AYM’nin iade kararı milli vicdanda hükümsüzdür, Türkiye’nin var oluş haklarına sadece usul açısından değil, esastan da ileri düzeyde zarar vermiştir” cümlelerini kurdurttu. Bahçeli AYM’nin “terörü desteklediğini” söyleyecek kadar kendisini kaybederek, HDP gibi onun da kapatılması gerektiğini savundu. Açıklamalarının her satırında “demokrasi” adına kalan son kırıntıların-yasaların-kuralların kendisinde nasıl bir rahatsızlık yarattığını alenen gösterme çabası içinde olduğunu kanıtladı.
Dün, stratejik hedeflerini 5 maddede sıralayan Bahçeli, en başa “Türk tipi başkanlık modeline sahip çıkmak, ilke, kural ve kurumlarıyla yaşamasına daha doğrusu kökleşmesine hizmet etme”yi koymuş, Türk tipi faşist rejimin tahkimi için en ön karakolda kılıç sallayacağını (siz onu salyalı açıklamalar yapacağı ve paramiliter çetelerini diri tutacağı şeklinde okuyun!) bir kez daha ilan etmişti. AYM Genel Kurulu’nun kararını da sıraladığı o beş stratejik hedefe uygun olarak her zamanki ağdalı diliyle mahkum etti.
Rejimin tahkimatında yargı ayağının da tıpkı yasamada olduğu gibi kayıtsız bir biatla başkanlık rejimine bağlanması gerekiyor ne de olsa. Devletin bu gücü üzerinde rejimin atamalar, ayıklamalarla kurduğu tahakküm belli ki henüz yeterli görülmüyor. AYM’nin arada bir aldığı aykırı kararlarla bu “olmamışlığa” diş gösterilerek, had bildiriliyor.
Bir partinin genel başkanı devlet örgütlenmesi içinde sözümona ciddi bir ağırlığı olduğu iddia edilen yargı gücünün önemli bir mekanizmasını tehditlerle hedefe çakıyor, ipini çekin diyor! Tahayyül edilen rejimin, tahkimattan ne anlaşıldığının fazla söze gerek bırakmayacak özetidir bu. Bahçeli’nin AYM’yi doğrudan hedefleyerek, “kapansın” fermanı saldığı o açıklamaları şöyle:
“HDP’nin kapatılması kadar Anayasa Mahkemesi’nin de kapanması artık ertelenemez bir hedef olmalıdır”
“Anayasa Mahkemesi’nce görevlendirilen bir röportörün kısa süre içinde ekler hariç 608 sayfadan oluşan ve 687 faili bulunan dava dosyasının ana muhtevasını nasıl ve hangi ahlaki, fikri ve hukuki müktesebatla incelediği muhakkak tartışılarak üzerinde durulması gereken bir muammadır. Anlaşılan odur ki, Türkiye’nin terör ve bölücülükle mücadelesine Anayasa Mahkemesi duyarsız, ilgisiz ve açık ara mesafelidir. Bahsi ileri sürülen eksikler veya usulü etkileyen açmazlar şühedaya nasıl anlatılacak, milli beka ve milli güvenlik mülahazalarıyla nasıl bağdaşacaktır? Anayasa Mahkemesi hukukun üstünlüğünden mi yanadır, yoksa bölücülüğün mü şakşakçısıdır? Dağda elde edilen başarıların TBMM’de kaybına tahammülümüz asla olamayacaktır. HDP’nin kapatılması kadar Anayasa Mahkemesi’nin de kapanması artık ertelenemez bir hedef olmalıdır. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin iade kararı milli vicdanda hükümsüzdür, Türkiye’nin var oluş haklarına sadece usul açısından değil, esastan da ileri düzeyde zarar vermiştir”
“Beklentimiz, Yargıtay’ın iddianameyi yeni baştan düzenleyip HDP’yi kapatma davasını açmasıdır”
“Hiçbir usul kaidesi bu gerçeği değiştiremeyecektir. Anayasa Mahkemesi’nin, hazırlanan iddianameyi kabul ve tasdik etmesi için dosya içinde silahlı ve bombalı teröristleri görmesi mi lazımdır? Beklentimiz, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, iddianameyi yeni baştan düzenleyip tekraren HDP’yi kapatma davasını açmasıdır. Süreç kesinlikle uzamamalı, yeni bir hukuk cinayetine fırsat verilmemelidir. Milliyetçi Hareket Partisi gelişmeleri yakından takip edecek, hukuk kılıfı altına saklanmak isteyen, iç ve dış işgal cephesi marifetiyle korumaya alınan bölücülerle, teröristlerle, damgalı hainlerle sonuna kadar mücadele edecektir. Bu mücadele esasen bir hukuk, bir adalet, bir tarih, bir millet hakkının savunma onurudur”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!