İstanbul Sözleşmesi fesih kararının iptali talebiyle açılan yaklaşık 200 davadan 15’inin duruşması Danıştay 10. Dairesi’nde bugün görüldü. 200’e yakın davadan 10’unun duruşması 28 Nisan’da aynı dairede görülmüştü. Diğer 43 başvuruya dair duruşmalar ise 7, 14 ve 23 Haziran’a ertelenmişti. Bunlardan 7 Haziran’a ertelenen 15’ine ilişkin oturum bugün yapıldı. Bu oturumda 10 ilin barosunun yanısıra Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, HDP, Sol Parti, Yargıçlar Sendikası davacı olarak yer aldı.
Davacı avukatlarının ve davacıların görüş bildirdiği duruşmada, davalı makam olan Cumhurbaşkanlığı adına Avukat Emre Topal savunma yaptı. Topal’ın Sözleşme’nin iptalinin hukuka uygun olduğunu, kadın örgütleri ve avukatlarının bilinçli olarak olayı saptırdıklarını belirttiği savunmasının ardından Danıştay Savcısı Aytaç Kurt mütalaasını verdi. Savcı mütalaasında “fesih kararı iptal edilmeli” dedi. 28 Nisan’da görülen oturumda da aynı yönde mütalaa verilmişti. Sonraki oturumlar 14 ve 23 Haziran tarihlerinde görülecek.
“Bu kadınların katili devlettir”
Duruşmada ilk savunmayı başvuruculardan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Müjde Tozbey Erden yaptı. “Buraya çocukları öldürülen, istismara uğrayan ailelerle geldik” diyen Tozbey Erden, öldürülen kadınların isimlerini sayarken aileler de fotoğraflarını gösterdi. Tozbey Erden, “Bu kadınların katili devlettir, sorumlu devlettir” diye belirtti.
Aslında hukuken yapmaları gerekenin savunma olmadığını ancak gerçeğe dönüldüğünde savunma yapmak durumunda kaldıklarını söyleyen Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Avukatı Özge Yücel ise, Sözleşme’nin feshinden beri kadınların ve LGBTİ+’ların hayatının tehlikede olduğunu belirterek, korunma ve tedbir başvurularına “artık İstanbul Sözleşmesi yok ki!” yanıtı aldıklarını ifade etti.
Avukat Özge Yücel, şöyle devam etti: “İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili katillere, istismarcılara, şiddet faillerine yarayan, kadınlara, çocuklara, translara, eşcinsellere zarar veren bir karar alınmıştır. Bu idari işlemin ayrımcı bir karar olduğunu söylemek istiyoruz.
“Ev içi şiddet gerçeğinden bahsediyoruz, buradaki kadınların yüzüne bakarsanız güven içinde yaşayamadığımız, her an tetikte olduğumuz için burada olduğumuzu görmelisiniz. İptal edilmesine dair karar vermenizi istiyoruz, vereceğiniz karara güveniyoruz.”
‘İstanbul Sözleşmesi kadınların uzun soluklu mücadelesinin ürünüdür’
Başvuruculardan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan sadece HDP’li kadınlar adına değil, Türkiye’de yaşayan tüm kadınlar ve LGBTİ+’lar adına davacı olduğunu belirterek, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınların uzun soluklu mücadelesinin kazanımı olan erkek şiddetine karşı bir sözleşme olduğunu kaydetti. Bu topraklarda Cumhuriyet tarihinden daha eski olan kadın mücadelesinin başarısı olduğunu ifade eden Buldan, “Sözleşme erkek şiddetine son vermek için muazzam bir yol haritası sunmaktadır” diye vurguladı.
Sözleşmenin kadına yönelik şiddetin en yoğun olduğu zamanlarda imzalandığını hatırlatan Buldan, “Kadınların, çocukların, LGBTİ+ların yaşam, barınma, istihdam hakkını korumak amacı taşımaktaydı” diyerek sözleşmenin kapsamını özetledi.
İstanbul Sözleşmesi’nin din, dil, ırk farklılıklarından dolayı mağdur edilmemeyi esas aldığını hatırlatan Buldan, “Bunun önemini Fatma Altınmakas davasında gördük. Kocası tarafından katledilen Fatma, Türkçe bilmediği için jandarma karakolunda ifade veremedi.” diye alt çizmede bulundu.
Buldan İstanbul Sözleşmesi’nin etkin uygulanmamasının kadına, çocuğa, LGBTİ+’lara, Kürt kadınlara ve mülteci kadınlara yönelik işlenen suçlarda cezasızlık politikalarını daha da perçinlediğini vurguladı konuşmasında.
Devlet şiddeti de arttı
HDP adına söz alan Avukat Sipan Cizreli, İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasıyla kadınlara yönelik devlet şiddetinin de arttığını vurgulayan Cizreli, polisin Kürt kadınlarına yönelik tutumunu da buna örnek gösterdi. Sözleşmeden çıkılmasıyla faillere uygulanan cezasızlık politikasının da daha açık hale geldiğini vurgulayan Cizreli, trans kadın Hande Kader’in yakılarak öldürüldüğünü ancak katili ya da katillerinin cezalandırılamadığını hatırlattı.
Sözleşme’den çıkıldığından beri kadınlara, çocuklara, LGBTİ+’lara saldırıların arttığını belirten Avukat Cizreli, 300’den fazla kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, 250’den fazla kadının şüpheli öldüğünü, kadın kurumlarına ve derneklerinin hedef alındığını söyledi.
“Asıl sahne Danıştay’ın önünde”
28 Nisan’da yapılan 10 duruşmayı hatırlatan Avukat Şenal Sarıhan, yasaların sokakta yazıldığını, bu Sözleşme’nin de kadınlar tarafından sokakta yazıldığını , bu açıdan da asıl sahnenin Danıştay’ın önünde kurulduğunu vurguladı.
Danıştay kürsüsünde sadece bir kadın üyenin bulunduğuna işaret ederek kadınların toplumsal yaşamda, siyaset ve devlet organlarındaki eşitsiz konumuna işaret eden Saruhanlı, “Kadınlar hep direndi, seslerini yükseltmeye çalıştılar. Ancak biz bu 20 yılı sevmiyoruz. Kadınların haklarını savunmadığı, hatta giderek elimizden aldığı için son 20 yılı sevmiyoruz. Ben vicdanınıza sorarken; çok sevdiğiniz kızınızı, eşinizi, annenizi anımsayarak karar vermenizi talep ediyorum” dedi.
‘Mesele sadece bir kadın meselesi değil, Türkiye için kritik bir mesele’
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise “Bu mesele sadece bir kadın meselesi değil, Türkiye açısından kritik bir mesele. Anayasal yargı bağımsızlığı ayaklar altına alınmış durumda. Size anayasal sorumluluğunuzu hatırlatmak üzere buradayım. Tek adamın ‘ben bu kanunu yürürlükten kaldırdım’ demesi, bizim yemin metinlerimizle çelişmektedir. Egemenliğin millete ait olduğunu hatırlatmak istedim. Kadın cinayetlerini sıfırlayamamış ama azaltmış olan bir sözleşmenin kaldırılması sürecindeyiz” diye konuştu
“Asıl kıyamet sözleşmeden çıkılırsa kopacak”
İçişleri Bakanı Soylu’nun sözleşmeden sonra cinayetlerin azaldığını söylediğini hatırlatan Özel, “İstanbul Sözleşmesinin feshinden 11 ay önce 413, 1 Temmuz’dan itibaren 11 ay sonra 495 kadın katledilmiş. 80’den fazla kadın öldürülmüş. Sadece İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldı bilgisinin kolluk kuvvetlerinde yargıda beyninde yarattığı etkidir bu artan 80 cinayet. İstanbul Sözleşmesinden çıkıldı mı çıkılmadı mı danışmaya geldik buraya. Gün gelir cumhurbaşkanları değişir, yürütme yetkisini eline almış kişilere yetki veremeyiz. Uluslararası anlaşmaların bazılarının tartışmaya açılması beka sorunudur. Yüce mahkemenin burada vereceği karar sadece İstanbul Sözleşmesi’ne dair değildir. Eğer bu Sözleşme’den çıkılırsa arkasından başka düzenlemeler gelecek. İşte o zaman asıl kıyamet kopacak. Sizin sırtındaki yükümlülük belki de kendilerini ifade etmeyen kadınların, belki de gerçekten dilsiz kadınların, belki hiçbir böyle hakkı olduğunu bilmeyen kadınları savunmanın önemini sırtınızda olduğunu biliyorum. Bir kız babası olarak, yaşanan her şiddet vakasından utanç duyan bir erkek şiddet Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, elinizdeki yetkiyi, kamu adına, kadınlar adına karara bağlayacağınızı ümit ediyorum” dedi.
“Sözleşmenin iptali Pirus zaferidir”
Sol Parti adına söz alan Avukat Selin Nakıpoğlu, Cumhurbaşkanlığı avukatlarının 28 Nisan’da yaptığı savunmaya atıfta bulunarak, “Bu sözleşmenin iptali bir zafer midir? Değil, ama bir Pirus zaferidir. Kaybedeni biziz, sadece biz. Bu karar tarihin kara sayfalarında şu an beklemede, ta ki sizin vereceğiniz karara kadar. Karanlığa ışık yakın. Bizim bu ışığa çok ihtiyacımız var” dedi.
‘Hukukun bittiği yerde miyiz?’
Malatya Barosu adına konuşan Avukat Sibel Suiçmez, “Sözün bittiği yerdeyiz. Ya hukuk? Hukukun da bittiği yerde miyiz? Cüppe giyen hukukçular olarak hepimiz biliyoruz. Açılan bu davaların iptali kararıyla sona edebileceğini çok iyi biliyoruz. Hukuk bitti diyenlere karşı siz değerli yargıçlarımız gösterecektir. Sizden çok şey mi bekliyoruz? Korku çok insani bir duygudur, ancak bilinçli ve sistematik olarak korkutmak amacıyla cesareti kırar, yıldırır susturur ve biat ettirir. Korkuyu ise ancak umut ortadan kaldırabilir. Gücün, siyasi iktidarın karşısında her zaman her yerde korkmuyoruz susmuyoruz biat etmiyoruz. Umut olmak için buradayız. Danıştay savcılığı korkmadı. Sizin umut olmanızı bekliyoruz. Bu ülkede hukukun üstünlüğü ve demokrasi yok diye ülkeden ayrılan tüm gençlere umut olmanızı bekliyoruz. Hiçbir şey değişmeyecek diyen vatandaşların umudu olmanızı bekliyoruz. Devlet yanımızda yok diyen kadınlara umut olmanızı bekliyoruz. Sizden çok şey mi bekliyoruz? Oradan bize bakınca bizi nasıl görüyorsunuz bilmiyorum ama biz siyasi temsili olarak değil, millet adına karar veren güçlü bağımsız bir yüksek mahkeme olarak görüyoruz. Israrla sizden cesareti ve umudu yükseltecek, hukuk üstünlüğünü gösterecek ve bize Ankara’da Danıştay var diyecek iptal kararını bekliyoruz. Sizden çok şey mi bekliyoruz” diye konuştu.
Davacı avukatların beyanlarının ardından davalı tarafın avukatları konuştu. Avukatlar, davanın reddini talep etti. Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Sözleşmeler Başkanlığından Avukat Emre Topal, Sözleşme’den çekilmenin kadın hakları açısından bir sorun oluşturmayacağını iddia ederek şiddetle mücadelede bir aksaklık yaşanmadığını söyledi.
Topal Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği Başkanı Müjde Tozbeyli Erden’in “bu kadınların katili devlettir” sözlerine atıfta bulunarak “Kabul etmiyoruz, kayda geçirilsin” dedi.
Topal’ın Sözleşme’nin feshinin hukuksal olarak meşru olduğunu kanıtlama çabasıyla uzayan ve kadın örgütlerine çatarak ilerleyen savunmasının ardından söz alan Avukat Hülya Gülbahar, “Hiçbirimiz hukukun ‘h’sini bilmiyormuşuz gibi konuşuyor. Dönüp bir kere bile onlara bakarak konuşmadık, ama konuşması başından beri bize saygısızlıkla sürdü” dedi.
Gülbahar, sözleşmenin her bir maddesinin kanun hükmünde olduğunu, soyadı örneğinde olduğu gibi bu maddelerin kendisiyle çelişen maddeleri çöpe attığını, bertaraf ettiğini hatırlattı.
Avukat Gülbahar: “Türkiye hukuk devletidir. Cumhurbaşkanları, devlet yetkilileri kaynağını anayasadan almayan hiçbir kararı veremez. Anayasa gasp edilmektedir, meclisin görevi gasp edilmektedir. Meclise bilgi verildi mi, onay kanunu yürürlükten kaldırıldı mı? Hayır.” diye devam eden Gülbahar, Cumhurbaşkanı Avukatı Topal’ın “hukuk bilmiyorlar” sözlerine atıfla konuşmasına devam etti. Gülbahar konuşmasını, “Anayasa 104/17 diyor ki, cumhurbaşkanı temel haklar ve kişi haklarıyla ilgili kararname çıkaramaz diyor. Kararname çıkarılamayan yerde karar nasıl çıkarılır?” sorusuyla bitirdi.
Avukat hülya Gülbahar’ın ardından davacı taraf avukatları beyanda bulunarak Cumhurbaşkanı avukatı Topal’ın tezlerine yanıt verdi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!