10 Ekim davasında IŞİD’ın eski ‘Türkiye emiri’ tanık olarak “dinlendi”!



10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın firari sanıklar yönünden devam eden davasının 17. celsesi Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Katliamın 7. yıldönümüne 4 gün kala görülen duruşmaya IŞİD’in sözde Türkiye emiri olduğu belirtilen Kasım Güler, tanık sıfatıyla Sincan Cezaevi’nden getirildi. Güler’in bir çevik ordusuyla korunarak getirilmesi dikkat çekerken, birçok soruyu yanıtlamaktan kaçınması tepkilere neden oldu. …


10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın firari sanıklar yönünden devam eden davasının 17. celsesi Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Katliamın 7. yıldönümüne 4 gün kala görülen duruşmaya IŞİD’in sözde Türkiye emiri olduğu belirtilen Kasım Güler, tanık sıfatıyla Sincan Cezaevi’nden getirildi. Güler’in bir çevik ordusuyla korunarak getirilmesi dikkat çekerken, birçok soruyu yanıtlamaktan kaçınması tepkilere neden oldu.

16 sanıklı bu davadaki tek tutuklu sanık Erman Ekinci. Dosyada firari olarak görülen sanıkların toplamı ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’, ‘kasten öldürme’, ‘nitelikli şekilde kasten öldürme’, ‘resmî belgede sahtecilik’, ‘silahlı terör örgütüne üye olma’, ‘tasarlayarak öldürme’ ve ‘tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme’ suçlarıyla yargılanıyor.

Gerilimli anların yaşandığı duruşma, 27 Aralık 2022 tarihine ertelenirken, müşteki avukatlarının pek çok talebi reddedildi. Mahkeme heyeti, hakkında arama kararı olan sanıkların yakalanmasına karar verdi. Yunus Durmaz hakkında Antep’teki dava dosyalarının istenmesi; Mehmet Fatih Alıcı ve Ömer Tatlıcı’nın yeniden dinlenmesi; kamu görevlileri ve Ankara Emniyeti hakkında katliama ilişkin ihmalleri nedeniyle suç duyurusunda bulunulması ve müfettiş raporunun getirilmesi; sanıklar hakkında katliamdan önceki istihbaratların dosyaya getirilmesi taleplerinin ise reddine hükmetti.

IŞİD’in ‘Türkiye emiri’ olarak bilinen Kasım Güler ve davaya tanık olarak eklenen Kasım Güler, silahlı eylemlere katılmadığını belirterek Halep’teki görevinin yiyecek ve giysi “yardımlarını” toplayıp dağıtmak olduğunu iddia etti. Eğitim ve hocalık yapmadığını iddia eden Kasım Güler, 16 firari sanıktan İlhami Balı’yı hudut kapılarında, Ahmet Güneş’i ve Nusret Yılmaz’ı da Antep’ten tanıdığını belirtti. Sanıklardan İlhami, Ahmet ve Nusret’in de öldüğünü duyduğunu söyledi.

MİT iddiaları

2021 Nisan ayında MİT’in operasyonuyla Suriye’de yakalandığını söyleyen Kasım Güler, 80 gün boyunca MİT elinde işkence gördüğünü beyan etti. 21 Haziran 2021 tarihli ifadesinin işkence altına alındığını iddia eden Kasım Güler, “İfadedeki sözler bana ait ama MİT’in tehditliyle imzaladım. Tek kelime değiştirirsen seni alırız dediler, pişmanlık yasasından yararlan dediler” diye konuştu.

Kasım Güler’in iddialarına ilişkin soru yönelten Avukat Mehtap Sakinci Coşkun, “Sizin deyiminizle MİT ile pazarlık yapacak ve bu kadar kurguyu onlara hazırlatan ‘anlaşma konusu’ neydi” dedi. Pazarlık yapılmadığını, işkence yapıldığı için imza attığını iddia eden Kasım’ın soruya net cevap vermemesi üzerine gerginlik yaşandı.

Heyet başkanı Kasım Güler’i savundu, salon tepki gösterdi

Kasım Güler avukatların bazı sorularına tepki gösterince, heyet başkanı da onun sanık değil, tanık olduğunu belirterek, tanığın sorgulanamayacağını buyurdu! Salondan mahkeme başkanına “tanığı savunuyorsunuz” tepkisi yükseldi. Heyet başkanı bu tepkilere de salonu boşaltmak ve Güler’i salondan göndermekle tehdit etti. Salondan tepkiler yükselince de 15 dakika ara verdi.

‘Yüksek güvenlikli bir adliyede adaleti sağlayamazsınız’

Verilen aranın ardından, Ebul Sâme kod adını kullandığını kabul eden Kasım Güler, dosyaya gelen “Ebul Sâme” kod adlı valinin kendisi olduğunu ise reddetti.

Duruşmada müşteki avukatlarından Sevinç Hacaloğlu, kamu görevlilerinin yargılanması talebini yineledi. Yıllardır kamu görevlilerinin miting alandaki müdahale ve sorumluluğunun göz ardı edildiğini ve tam tersine ailelere davalar açıldığını kaydederek, açılan davaları tek tek hatırlattı. Hacaloğlu, “Kamu görevlilerinin yargılanmasına dair taleplerimiz oldu. Kimyasal gaz ve plastik mermi kullanan, ambulansları engelleyen tek bir kamu görevlisinin sorumluluğu yok denildi.7’nci yılında bu eksik tabloyu tamamlamak istiyoruz. Sorumluluğu olan görevlilere tek bir dava açılmazken, yaralılara yardım eden, kan arayanlar yargılandı. Kimyasal gaz kullanan polisler değil, yaralıları taşıyan trafik polisleri yargılandı. Şimdi bir anma yapacağız, olayın yaşandığı Ankara’da insanların acılarını yaşamalarına bile izin verilmedi. Anmaya katılan insanlar gözaltına alındı, polis müdahalesine maruz kaldılar. Yargı ve kolluk katliam mağdurlarına müdahale ederken sorumluları cezasızlıkla karşılıyorlar. Bugün adliye sarayı bile yüksek güvenlikli önlemlerle korunuyor. Yüksek güvenlikli bir adliyede adalet sağlayabilir misiniz? Sağlayamazsınız. 10 Ekim günü o mitingde önlem almayanlar bu katliamın parçası ve sorumlusudur” ifadelerini kullandı.

Yargıtay kararına tepki

Avukat Eylem Sarıoğlu, Yargıtay kararını eleştirerek, “Hukuk fakültesini yeni bitirmiş stajyer arkadaşım bu dosyayı okuduğunda ‘Hiçbir polis, kamu görevlisi yargılanmadı mı’ diye sordu” dedi.

Sarıoğlu, İlhami Balı’nın sınırdan geçişleri sırasında konuştuğu askerler, canlı bombaların Ankara’ya gelişini engellemeyenler, mülkiye müfettişleri raporuna göre istihbaratlara rağmen önlem almayan ve yaralılara gaz sıkan polisler hakkında tek bir cümle bile olmadığını söyledi.

Suriye’dekilerin iadesi talebi

Avukat Senem Doğanoğlu, insanlığa karşı suçtan yargılamanın devam ettiğini ve Yargıtay’ın inkar ettiğini söyledi. Firari sanıkların çoğunun Suriye’de olduğunun mahkemeye bildirildiğini belirten Doğanoğlu, Adalet Bakanlığı ile bu sanıkların iadesi için yazışmanın başlatılmasını talep etti.

Sanık avukatından provokasyon

Sanık Erman Ekici ise suçlamaları reddederken, “Ebu Talha” diye bir kod adı olmadığını savundu.

Sanık Avukatı Heyyam Fidan’ın sözleri tansiyonu yükseltti. Fidan “Burada ‘Adalet istiyoruz’ diyenlerin buna hakkı yoktur. Bu ülkede ‘Atatürk’ü sevmiyorum, laikliği savunmuyorum’ diyenlere ‘Yallah Arabistan’a’ deniyor. Şeriatla yönetilen Suriye’ye gidince IŞİD’çi olduğu söyleniyor” dedi.

Mahkeme Başkanı ve ailelerin uyarmasının ardından avukat, ailelerden birine “Soytarı” diye hakaret etti. Tansiyon yükselince davaya 15 dakika ara verildi.

Mahkeme heyeti talepleri reddetti

Mahkeme heyeti; hakkında arama kararı olan sanıkların yakalanmasına, Yunus Durmaz hakkında Antep’teki dava dosyalarının istenmesi talebinin reddine, Mehmet Fatih Alıcı ve Ömer Tatlıcı’nın yeniden dinlenmesi talebinin reddine, kamu görevlileri ve Ankara Emniyeti hakkında katliama ilişkin ihmalleri nedeniyle suç duyurusunda bulunulması ve müfettiş raporunun getirilmesi talebinin reddine, sanıklar hakkında katliamdan önceki istihbaratların dosyaya getirilmesi talebinin reddine hükmetti.

Heyet, bir sonraki duruşmanın 27 Aralık 2022 tarihinde yapılmasına karar verdi.

“Biz bitti demeden mücadele bitmeyecek”

Dava öncesinde basın açıklamasında bulunan 10 Ekim Barış Derneği Başkanı Mehtap Coşgun, “Adliye önündeyiz yine. Yıllardır adalet mücadelesi vermeye, adalet demeye devam ettik. Katliamın 7. yılının gölgesinde adalet talebimiz tesis edilmemişken yine duruşma salonlarını metanet ve inançla doldurmaya geldik. 7. yılında da emek, barış ve demokrasi bileşenlerini, kamu vicdanını bu davayı, bu mücadeleyi takip etmeye çağırıyoruz. 10 Ekim Katliamını unutma, unutturma diyoruz. Sözün bittiği yerdeyiz demiştik 10 Ekim’den sonra. Söz bitmedi. 7 yıldır bir cümle kuruyoruz. İçeri girerek sözün bitmediği yerden devam edeceğiz. Biz bitti demeden bu mücadele bitmeyecek” dedi.

Kaynak: Jinnews ve Evrensel