Taksim İstiklal Caddesi’ndeki patlamada altı kişi hayatını kaybederken, seksen bir kişi yaralandı. Patlama sonrasında olup bitenlerse “ne oluyoruz?” dedirtecek sayısız soruya neden oldu: Ardı ardına yasaklamalar, sınırlandırmalar, soruşturmalar. Bu kararlara rağmen servis edilen “şüpheli kadın” fotoğrafı. Zafer Partisi gibi kontra güçlerin manipülatif kışkırtmaları… vs.
İstiklal Caddesi girişinde saat 16:20’de meydana gelen patlamada şu ana kadar yapılan resmi açıklamalara göre altı kişi hayatını kaybetti, seksen bir kişi de yaralandı. Endonezya’nın başkenti Bali’de düzenlenecek G20 zirvesine katılmak üzere hareket etmeden önce olağan bir şey yaşanmış havalarında son derece ruhsuz bir açıklama yapan AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kesin olarak bu terördür dersek belki yanlış olur ama ilk gelişmeler, valimin bize aktardığı ilk bilgi burada bir terör kokusu var. Şu an itibarıyla ilk tespitler oradaki kaçışmalar vesaire falan, bir kadının bu işte rol oynadığı noktasında” dedi.
Erdoğan böyle alelade bir açıklama yaparken savcılar, BTK, RTÜK, polis dört bir koldan kararlar aldı. Sanki bu patlama ya da katliam başka şeylere hazırlığın tatbikatı olarak kullanıyormuşçasına… Her felaketten “lütuf” çıkaran burjuva devletin siyasi temsilcileri bunu da yapar mı, yapar!
Bu arada özel olarak ayarlanmışçasına paniği arttırıcı bir polis yaklaşımı sergilendi. Başka yerlerde de çantaların patlatıldığı, Şişhane’de 60 el ateş açıldığı haberlerine, bir kişinin “dur ihtarına” uymadığı için vurulduğu haberi eklendi. Daha olayın tozu dumanı tütüyorken gözaltına alınanlar olduğuna dair haberler de cabası.
Alınan yasak, soruşturma, yavaşlatma kararları şöyle:
- RTÜK, “İstanbul’daki patlamaya ilişkin yayın yasağı getirilmiştir. Tüm medya kuruluşlarımızın dikkatine önemle sunulur” dedi. RTÜK’ün sitesinde paylaşılan yayın yasağı metninde, yasağın Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından istendiği dikkat çekti
- Küresel internet erişimini takip eden Netblocks, patlamanın ardından Türkiye’den sosyal medya platformlarına erişimin yavaşlatıldığını bildirdi.
- Adalet Bakanı Bozdağ, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İstiklal Caddesi’ndeki patlamayla ilgili sekiz savcı ve iki başsavcı vekili görevlendirildiğini bildirdi.
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı İstiklal Caddesi’nde gerçekleşen saldırı ile ilgili soruşturma başlattı. Öte yandan İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’nin patlamayla ilgili yayın yasağı getirdiği belirtildi.
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Bürosu, İstanbul 10 Sulh Ceza Hakimliği’ne yaptığı başvuruda patlamaya ilişkin şüphelilerin ve şüpheli avukatlarının yetkilerinin kısıtlanmasını istedi.
- Mahkeme soruşturma taraflarının soruşturma dosyasını incelemelerinin ve örnek almalarının soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceğini belirterek şüpheli, şüpheli müdafileri ve diğer soruşturma sujelerinin yetkilerinin kısıtlanmasına karar verdi.
Devlet mekanizmaları ardı ardına yasak kararları getirirken, nedense bir anda böyle yasaklar yokmuşçasına tek merkezden olduğu anlaşılan “şüpheli kadın” fotoğrafları paylaşılmaya başlandı. Rivayetler, birbirini izledi, izlemeye devam ediyor.
Bu rivayetlerin en dikkat çekeniyse ırkçı kafatasçı söylemleriyle gündem yaratan Zafer Partili Adem Taşkaya, o bildik kontra yaklaşımlarıyla ortamı zehirlemeye girişti. Daha sonra geri çektiği tweetle servis edilen fotoğraftaki kadının insan hakları savunucu Avukat Jiyan Tosun olduğunu iddia ederek, hedef gösterdi,
Sayısız görüntünün, bilgi kirliliğinin yaşandığı Twitter’da silinse de akıllara kazınan bu paylaşım Zafer Partisi denilen odağın uğursuz rolünün de başka bir deşifrasyonu oldu. Bu rol, kontrgerillanın rolüdür. Bu rol, istendiği anda ve fırsat yarattığı düşünülen zeminde tarihsel gericilik birikimini en hassas noktalarından kaşıyarak tasmalarından çözme rolüdür.
Öte yandan olay hala birçok yönüyle karanlıktır. Kimyasal silah dahil her türlü kirli savaş yönteminin kullanıldığı Güney Kürdistan’dan Suriye ve Libya’da oynanan uğursuz rolden ötürü işin altından hiç umulmadık faillerin çıkma olasılığı güçlüdür. Eğer amaç zaten Taksim’in ortasında sivilleri hedef alan bir terör eylemi ise son dönemde Suriye’de bazılarına yeniden ayar verilmek istenen cihatçı çetelerden birilerinin çıkması olasılığı daha güçlüdür. Dolayısıyla, ortalık henüz toz dumanken toplumun korku ve önyargılarına seslenerek puan toplamaya kalkmak çok ucuz bir politikadır.
Olayın altından fail olarak kim çıkarsa çıksın, asli failin Türkiye’yi savaş, işgal, yayılmacı politikalar temelinde karanlık ilişkilerin batağı ve kara para trafiğinin merkezi haline getiren politikalar ve bu politikalara alkış tutanlar olduğu gerçeği bir an bile unutulmamalıdır!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!