Poyraz Soysal
Yunus Emre Göçer, gencecik bir emekçi. Fotoğrafları kaldı geriye. Bir de sevenlerinin özlemi. Gidemedi o akşam yolunu gözleyen çocuklarının yanına. Mesleği saltanat bekçiliği olanlar, utanmadan yalan söyledi hayat arkadaşına.
Çünkü Somali Cumhurbaşkanının oğlu olmaktan başka hiçbir özelliği olmayan bir oksijen israfıydı Yunus Emre’nin katili.
Çünkü özgürlükler, adalet ve demokrasi maskesinin altında derebeylik hatta kölelik koşullarının işlediği bir düzendi bu kapitalizm. Çivileri sadece çakma tahtları ayakta tutmaya yetiyordu. Bu bir orman kanunuydu artık. Hatta orman kanunu bile daha adildi. Bilmem kimin yakını olmak yetiyordu her türlü alçaklığın cezasız kalmasına. Dökülen kan değil sermayenin çıkar ilişkirri belirliyordu yargının hükmünü. Bu olayı Mogadişu limanının kimler tarafından işletildiği ve Türk şirketlerinin Somali’deki faaliyetleriyle birlikte okumak, katilin nasıl kaçması için serbest bırakılabildiği sorusunun yanıtını verecektir mesela.
Neoliberal çağın kendi nefesine bile yabancılaşmış insanları, garip bir uyuşma halinde izliyordu aralarından kurban seçilenin çekilip götürülmesini. Sopayla, katliamla, bilince açılan savaşla, korkuyla çözülen örgütlü toplum… köpeksiz köyde değneksiz gezmesine neden oluyordu barbarların. Führerci zorun gölgesinde kayboluyordu insanlar ve bulunmuyordu. Mesela üniversite öğrencisi Gülistan Doku’dan yıllardır haber alınamıyor. Fail belli, mevsimler geçti ama hâlâ haber yok!
Tıpkı Yunus Emre olayında olduğu gibi “yüksek” yerlerde tanıdığı olan bir caninin arabayla çarpıp katlettiği Rabia Naz Vatan’ın katillerine hiçbir yaptırım uygulanmadı. Yargı, hakkını arayan babanın başına çorap örmeye çalıştı.
Sözün özü, günü savuşturmak için yaptığımız adalet mırıldanmaları bir işe yaramıyor. Sınıflı toplumda gerçek anlamda olamayacak adaletin kırıntısı bile örgütlü mücadeleyle kazanılır. Sosyal medyada yakınmak hiçbir şeyi değiştirmez. Elbet önemli sosyal medya tepkileri. Mesela Yunus Emre’nin ardından gösterilen tepki, unutturmamak ve acıyı paylaşmak açısından çok önemli, yetmez ama!
Toplum refleksi güçlendirilmedikçe, örgütlü ve bilinçli bir tepki gelişmedikçe aklımıza gelmeyen başımıza gelebilir. Zonguldak’ta madende yakılan göçmen işçinin böbreklerinin çalındığına dair iddiaların olduğu haberler yayıldı. Hayatımız bu canilerin barbarca hislerini gerçekleştirme aracı olmaktan çok daha değerli. Korku insanidir ama fazlası bir kara deliktir ve biz bu kara delikte kaybolmayacağız. Yani kan sussun istiyorsak artık biz konuşacağız!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!