Agrobay İşçileri Pes Etmiyor



Tarım İşçileri Sendikası’nda (Tarım-Sen) örgütlendikleri için hakları gasp edilerek işten çıkarılan otuz dokuz Agrobay işçisi İzmir Bergama’dan başlattıkları yürüyüşün son durağı olan Ankara’daydı


Agrobay  Seracılık’ta  çalışırken kötü çalışma koşullarına, baskıya, mobbinge karşı Tarım İşçileri Sendikası’nda (Tarım-Sen) örgütlendikleri için hakları gasp edilerek işten çıkarılan otuz dokuz işçi İzmir Bergama’dan başlattıkları yürüyüşün son durağı olan Ankara’daydı.

Ankara’da neler yaşandı…

İşçiler yürüyüşlerinin 8. gününde Ankara’ya ulaştı. Sabah saatlerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önünde Bakan Vedat Işıkhan ile görüşme talebinde bulundu. Işıkhan işçilerin görüşme taleplerine yanıt vermedi. Bakanlık önünde bekleyiş sürerken Çalışma Genel Müdürü Mehmet Baş’ın daveti üzerine Tarım-Sen Genel Başkanı Umut Kocagöz ve temsili olarak seçilen işçiler Çalışma Genel Müdürü Baş ile bir görüşme gerçekleştirdi.

Görüşme sonrası açıklama yapan Kocagöz, Çalışma Genel Müdürü Mehmet Baş’ın, Çalışma Bakanı Yardımcısı Faruk Özçelik ile saat 16:00’da görüşme yapılacağına dair teyitte bulunduğunu, Tarım-Sen’in de heyet olarak saat 16.00’da Bakanlıkla görüşme gerçekleştireceğini belirtti.

Görüşmeler sürerken Bakanlık önünde bekleyen Agrobay’ın direnen işçileri “Bizden Çaldıklarınızı Geri Alacağız” pankartı arkasında “Sendika haktır engellenemez!”, “Agrobay işçisi köle değildir!” ve “Agrobay hakkımızı ver!” sloganları atarak bekleyişini sürdürdü.

Bakanlık önünde bekleyiş sürerken işçilerden Naime Tekkahraman “7 aydır mücadele ediyoruz. Senelik iznimiz, aylıklarımız, tazminatımız var. Sendikalı olduk, arkadaşlarımıza destek olduk. Ertesi gün bizi kapının arkasına koydular. Sadece biz değildik, 300 kişiydik. Sadece bizi seçtiler. Bir haftadır yaya yürüyoruz. Hakkımız için geldik. Arzu hakkımızı versin” diyerek tepkisini dile getirdi.

İşçiler daha sonra İYİ Parti ve CHP ile görüşmeler gerçekleştirdi.

Madenci Anıtı önünde Agrobay işçilerine destek eylemi

İşçilerin Bakanlık’la görüşmeleri sürerken Madenci Anıtı önünde sendika, siyasi parti ve kurum temsilcilerinin de katıldığı bir destek eylemi gerçekleştirildi. Destek basın açıklamasında söz alan sendika, siyasi parti ve kurum temsilcileri Agrobay işçilerinin yanında olduklarını, bu mücadelenin özelde Agrobay işçilerinin genel anlamda ise bütün sosyalistlerin mücadelesi olduğunu ve Agrobay işçileri haklarını alıncaya kadar yanlarında olduklarını dile getirdiler. Yapılan destek açıklamaları sonrası oldukça kalabalık olan alandan “Agrobay işçisi yalnız değildir!”, “Agrobay işçisi direnişin simgesi!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!”, “Patron çalıyor devlet koruyor!” sloganları yükseldi.

Agrobay işçilerinden Özak Tekstil işçilerine destek

Bakanlıkla görüşmeler sürerken Agrobay işçileri BİR-TEK SEN’e kesilen 1,5 milyonluk ceza için Özak Tekstil işçilerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde gerçekleştirdiği protesto eylemine katıldı. BİR-TEK SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in “Bu düzene karşı BİR-TEK SEN’İN uğruna mücadele ettiği sınıf sendikacılığından, mücadeleci sendikacılıktan vazgeçmeyeceğiz… Bu hukuksuzluğa karşı Özak işçilerinin, Agrobay işçilerinin, mücadele eden işçilerin, sendikaların yanında durmazsanız sizin haktan, hukuktan, adaletten bahsetmenizin hiçbir anlamı yok” sözlerinden sonra  Tarım-Sen Genel Başkanı Umut Kocagöz söz alarak “Buradayız arkadaşlar, buradayız! Örgütlendiği için sendika seçme hakkını kullandığı için ceza verilen BİR-TEK SEN’in yanındayız. Agrobay işçileri için tazminatsız bir şekilde maaşları verilmeyip işten atılan Agrobay işçileri, tarım işçileri için buradayız” diye konuştu.

Protesto eylemi sonrası Agrobay İşçilerinden Şehriban Kapaklıkaya ile röportaj gerçekleştirdik…

Alınteri: Agrobay Seracılık’ta  çalışırken sendikalı olduğunuz için işten atıldınız. 200 günü aşkın süredir direniyorsunuz ve bu direnişi farklı bir mücadeleye evrilterek bir yürüyüş başlattınız. Bu yürüyüş boyunca yaşadıklarınız hakkında neler söyleyeceksiniz?

Şehriban Kapaklıkaya: Halktan çok destek gördük. Ancak devletten, nereye gittiysek olumsuz cevap aldık. Siyasi partilerden hiçbir olumlu cevap alamadık. Demek ki halk halkın yanında olsun, halk halkın desteği olsun sadece onlar bize umut oldu. Ama devletten bir şey görmedik ümitsiz şekilde gideceğiz herhalde. 9 gündür yürüdük, 8 ay boyunca mücadele ettik, Ankara’ya geldik. Çalışma Bakanı olsun, AKP olsun, CHP olsun, İYİ Parti olsun hiçbirinden olumlu bir yanıt yok.

Alınteri: Agrobay İşçisi, tarım işçisi kadınlar olarak çok büyük bir mücadele, direniş deneyimi sergilediniz ve bu güçlü direnişi sürdürüyorsunuz. Sizi bir işçi, bir kadın olarak mücadeleye iten neydi?

Şehriban Kapaklıkaya: İten neydi? Haksızlık, emeğimizi alamamak. 2 aylık ödenmeyen maaşım ve de 14 yıllık tazminatım için, hakkım için buradayım. Bütün arkadaşlarım da aynı şekilde.

Alınteri: 8 aydır sürdürdüğünüz bu direniş sırasında gerek patronlar gerek devletin kolluk güçleri gerekse ailelerinizden baskı gördüğünüzü dile getirdiniz bunlardan biraz bahseder misiniz?

Şehriban Kapaklıkaya: Yürüyüşümüz esnasında çevik kuvvetten darp gördük, itelendik, kakalandık, çok zorluklar yaşadık. Yaşadığımız zorluklara karşı yılmadık, mücadelemizi verdik. Hatta polisler, çevik kuvvetler tarafından düşürüldüm, beyin travması geçirdim. Arkadaşımın parmağı kırıldı. Birçok arkadaşımız tekme tokat gözaltına alındı. Bizi daha çok böyle zorluklar güçlendirdi.

Alınteri: Bir kadın işçi olarak Agrobay Seracılık’ta yaşadığınız sorunlar nelerdi?

Şehriban Kapaklıkaya: Ne yoktu ki… mesela en ufağından “Susun konuşmadan çalışın!” O seraya patronlar gelir kimse yokmuş gibi davranır. Sanki biz robot gibi çalışmak zorundaydık. Hiç kimse birbiriyle konuşmayacak, lâf taşımayacak, taşıdığınız sürece işten çıkarılırsınız. Sürekli böyle baskılar gördük. Bunu bırak lavaboya gitmek bile sıralıydı. Yani bunun sırası mı var? Lavaboya bile istediğimiz zaman gidemedik.  Tüm bu zorlukları yaşadık. 52 derece sıcakta çalıştık. Hiçbir zaman kimsenin hakkına göz dikmedik hiçbir zaman ihanetlikle çoluk çocuğumuza ekmek götürmedik. Ama bu patron alışmış işçinin emekçinin hakkından para kazanmaya, o bizi KOD 46’yla suçladı ama o bizim hakkımızı çaldı. Biz onun hiçbir şeyini çalmadık.

Alınteri: Bu süre içerisinde sizi Kod 46 ile suçlayıp haklarınızı gasbederek işten atan Arzu Şentürk ile görüşmeleriniz oldu mu ya da size karşı tavrı nasıldı?

Şehriban Kapaklıkaya: Hayır hayır hiç görüşmemiz olmadı. Hiç hiç hiç umursamıyor bile, bizi bir sinek bir böcek gibi görüyor, hiç umursamıyor. Burnu havada bir patron. 

Alınteri: En son Çalışma Bakanlığı ile görüşmeler yaptınız bu süreç nasıl gidiyor?

Şehriban Kapaklıkaya: Ben Çalışma Genel Müdürlüğü ile yapılan görüşmeye katılmıştım.

Alınteri: Nasıl karşılandınız, neler söylendi?

Şehriban Kapaklıkaya: Çalışma Bakanlığı Genel Müdürlüğü’ne gittiğimizde bir-iki dakika konuştu, “Bizlik bir şey yok, bizlik bir şey değil” dedi. Sonra işim var diyerek gitti. Sonra yardımcısı bizimle görüştü. Ziya bey diye orada artık müdür müydü, sekreteri miydi bilemeyeceğim… “Cebimden mi vereyim” dedi. Ziya Bey dedi bunu, ben de “Biz cebinden para almaya gelmedik, hakkımızı almaya geldik” dedim. Biz dilenci değiliz. Bizim kimsenin beş kuruşunda, fazlasında, eksiğinde gözümüz yok. Bizim gözümüz hakkımızda, bizim mücadelemiz hak mücadelesi, bunun için geldik.

Alınteri: Bu gelişen süreçte hakkımızı alana kadar Ankara’dayız diyor musunuz?

Şehriban Kapaklıkaya: Öyle diyoruz ama bu süreçte ne olacak bilmiyoruz. Gelişmeleri bekliyoruz.

Alınteri / Ankara