Perşembe, 9 Temmuz 2026

Kürtlere Dört Koldan Saldırı



23 Nisan gece saat 01:30’da Belçika Denderleeuw’de yayın yapan Sterk TV ve Medya Haber TV televizyonlarına 200 polis tarafından baskın düzenlendi. Polisler içerde 4 saat kaldı ve ortalığı talan ettiler.


Erdoğan’ın Irak ziyaretinin ardından Belçika, Paris, Marsilya ve Türkiye’de özgür basın çalışanları ve Kürt kurumlarına girişilen saldırı bunun bir NATO operasyonu olduğunu gösteriyor.

Medyaya yönelik bu yeni saldırı dalgası Güney Kürdistan’a yönelik savaş hazırlıklarının açılış hamlesi niteliği taşıyor. Çünkü savaş suçlarının ortaya çıkmasını önlemenin bir yolu da basını susturmaktır. Bu yüzdendir ki, AB emperyalistleri Belçika devleti üzerinden Kürt halkının sesi olan Medya Haber ve Stêrk TV stüdyolarına baskın düzenledi.

Sterk TV ve Medya Haber TV’nin Belçika Denderleeuw’de bulunan haber merkezi dün (23 Nisan) saat 01:30’da polis baskınına sahne oldu. Haber merkezini ablukaya alan Belçika polisi kapıları kırarak içeri girdi, bilgisayarların hard disklerine, dosyalara, gazetecilik materyallerine vandalca saldırdı. Çalışanların içeri girmesine izin vermedi.

Gözü dönmüş vandallık

Daha sonra TV stüdyolarına giren basın çalışanları dehşet verici manzarayla karşılaştılar. Özgür basının sesi olan gazeteciler gördükleri manzara karşısında dehşete düştüler. Yayın sırasında kullanılan kabloların kesildiği, reji ve uplink’in zarar gördüğü, kısacası yayın için gereken tüm araçların adeta tahrip edildiği görüldü. Vandallığın boyutu karşısında tepki gösteren Medya TV çalışanı Heval Aslan: “Bütün kablolarımız sökülmüş, bütün teknik malzemeler devre dışı bırakılmış… Çiçeklerimizi bile tahrip etmişler” dedi.

Uplink odasının kapısını kırarak içeri giren Belçika polisi güvenlikteki görevlileri kelepçeleyerek yere yatırıp şiddet uyguladı. Dört saate yakın binada kalan polisler, el koydukları malzemelerle birlikte stüdyodan ayrıldı. Baskın esnasında stüdyoların bulunduğu tüm kent, polislerce abluka altına alındı. Baskına 200’den fazla polis katılırken, operasyonda kar maskeli ve sivil polisler de yer aldı.

Aynı saatlerde İstanbul ve Ankara’da da MA ve Yeni Yaşam Gazetesi çalışanı altı özgür basın çalışanı gözaltına alınmıştı; bu sayı daha sonra dokuza çıktı, üç kişi hakkında da arama kararı çıkarıldı. Gözaltıların 2022 yılına ait bir soruşturma kapsamında olduğu söylenerek avukat kısıtlaması getirildiği için gözaltılarla görüşme sağlanamadı.

Fransa istedi Belçika yaptı

Kimi AB milletvekilleri günün ileri saatlerinde haber merkezi önünde yaptıkları basın açıklamasında, bu barbarca polis baskınının 1996’da yapılan “Sputnik operasyonu”nu hatırlattığını söyleyerek Belçika Yüksek Mahkemesi’nin 10 yıl önce verdiği ve PKK’nin terörle ilişkilendirilemeyeceğine dair kararı olduğuna dikkat çektiler. Milletvekilleri, “Belçika devleti Fransa’nın bu talebine karşı çıkmalıydı” dediler.

Belçika basını, federal polisin Denderleeuw’daki Kürt TV stüdyolarına baskının Fransa’nın talebi üzerine yapıldığını ifade etti. De Standart gazetesi haberini savcılığa dayandırdı.

Kürt derneği Navbel’den Orhan Kılıç Belçika’nın Kürt TV kanallarını “kriminalize etmeye” çalıştığını söyledi: “Burada yaşananların Türkiye’deki polis eylemlerinden ayrı olduğunu düşünmüyoruz.”

Fransa’nın son aylarda Kürtlere yönelik keyfi ve illegal baskıları giderek tırmandı. Son haftalarda hiçbir sınırdışı kararı olmayan üç Kürt Türkiyeye teslim edilerek tutuklanmıştı.