Yağma ve Talan Teklifi Görüşmeleri 2’inci Gününde



Zeytinlikleri, ormanları, meraları, SİT alanlarını maden ve enerji patronlarının peşkeşine sunan, bunun önündeki tüm yasal ve bürokratik engelleri kaldırmayı hedefleyen Maden Kanun Teklifi görüşmeleri sabaha kadar sürdü. Direnişleriyle toplantıya katılabilen Akbelenliler sabaha karşı yaptıkları mücadele çağrısıyla Milas’a döneceklerini, oradan devam edeceklerini belirttiler


Maden arama ve işletme ruhsatını Erdoğan’ın denetimindeki bir kurula veren, zeytinlikleri, mera ve ormanları, SİT alanlarını ÇED sürecine bile gerek bırakmadan hızla maden ve enerji patronlarına peşkeş çekmeyi içeren, ruhsat bedellerini ve devlet payını düşüren, köylünün toprağına istenildiği anda çökmeyi yasal bir çerçeveye kavuşturan Maden Kanun Teklifi dün Meclis Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’na getirildi. Büyük bir gerilimle başlayan görüşme gece boyunca da devam etti ve AA’daki habere göre ilk 7 madde kabul edildi.

Tasarının zeytinlik alanları yağmaya açan 11’inci maddesi ile Akbelen ve çevresindeki zeytinlikleri adını koymadan sınırsızca peşkeşe açmak için eklenen 45’inci maddesi Zeytin Kanunu’nun bağlayıcılığını by pass ederek bu alanları “istisna” kategorisine alıp Limak-İC Holdin’e peşkeş çekmenin önündeki engelleri kaldırıyor.

Akbelen ve çevre köylerden emekçiler bu saldırıya karşı yıllardır devam eden mücadelelerini dün de teklifin görüşüleceği Meclis’e taşıdılar. İçeri alınmadılar, darbedildiler, avukatları AKP’liler tarafından Meclis koridorlarına tekme-tokat dövüldü.

Muhalefet milletvekillerine saldıranlar arasında sözkonusu komisyonun başkanlığını yapan AKP’li Mustafa Varank da vardı. Küçücük salonda başlatılan toplantı ısrarlara rağmen bir süre böyle gerilim altında devam etti. Görüşmeler sürerken de Meclis koridorları arbedelere sahne oldu. İkizköylüler ve çevre-doğa savunucularından salonun kapısına kadar gidebilenler de içeri alınmadı. Köylülerden fenalık geçirenler oldu ve yoğun tepkilerden sonra toplantı daha büyük olan Plan ve Bütçe Komisyonu’nun salonuna alındı ve köylülerden bir heyet ve doğa-yaşam savunucusu örgütlerin temsilcileri de salona girebildi.

Gece boyunca devam eden toplantıda muhalefet partileri teklife ilişkin itirazlarını ısrarla dile getirdi.

‘Emeği ve doğayı karşı karşıya getiriyorsunuz’

Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, “Sömürge madenciliğine süper talan yasasına karşı halen komisyonda mücadele veriyoruz. Tıpkı hayvan katliamı yasasında halkı birbirine düşürmeye çalıştıkları gibi, bu komisyonda da santral işçileriyle köylüleri birbirine kırdırma peşindeler! Emeği ve doğayı karşı karşıya getirip, kazananı hep holdingler yapan bu düzen işçinin de köylünün de düşmanıdır” dedi.

‘Çokuluslu bir talan planı’

Karaca, “Bu memlekette hiçbir yurttaşın evi, bahçesi, zeytinliği, deresi, dağı; Cengiz’in, LİMAK’ın, Koç’un, Sabancı’nın kazancı için feda edilemez! Şirketler kazanıyor, halk hem doğasını kaybediyor hem de adalet arayışı tümüyle ortadan kaldırılıyor. İşte biz buna itiraz ediyoruz” diye konuştu. Karaca, “Bugün Anadolu’nun dört bir yanında doğaya, emeğe ve yaşam alanlarına karşı yürütülen saldırıların gerisinde, yalnızca yerli sermaye değil, emperyalist madenci şirketlerin yönlendirdiği çokuluslu bir talan planı var. Bu yasayla Emperyalist rekabetin tetiklediği maden savaşlarının taşeronu haline getirmek istiyorsunuz bu ülkeyi” dedi.

Akbelen ve çevresine özel düzenleme!

DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk teklifin ekinde yer alan kroki ve koordinat listelerinin doğrudan Muğla Yatağan, Kemerköy ve özellikle Akbelen gibi bölgelerdeki zeytinlik alanları hedef aldığını söyledi. Teklifin 11. maddesiyle zeytinlik alanlarda madencilik yapılabilmesinin önünün açıldığını, zeytinciliğin ıslahı hakkındaki kanunun fiilen yok sayıldığını belirten Çubuk, “Geçici 45. madde ile Akbelen ve çevresindeki zeytinlikler istisna düzenlemelerle doğrudan madenciliğe açılacak. Zeytinlerin taşınması veya eş değer alanlara bahçelere kurulması gibi önerilerle zeytincilik kanunu baypas ediliyor” dedi.

‘ÇED Anayasal çevre hakkının güvencesidir’

CHP Kocaeli Milletvekili Nail Çiler, “Bu düzenleme yalnızca bir cümle değişikliği gibi görünse de aslında çevresel etki değerlendirmesi sürecini fiilen işlevsiz hale getirmektedir. ÇED bir bürokratik prosedür değildir, ÇED bir geciktirme mekanizması hiç değildir; ÇED anayasal çevre hakkının güvencesidir, ÇED kamusal denetimin ve bilimsel değerlendirmenin aracıdır” şeklinde konuştu.

Zeytin ağaçlarının taşınabilir olduğunu savundu!

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mücahit Taha Özkaya, zeytin ağaçlarının taşınabilirliğine ilişkin, “Zeytin ağaçları taşınabilir özelliktedir. Toprak altındaki yumrusuyla birlikte taşınır yaşlı ağaçlar. Taşındığı yerde doğal saksı yöntemi kullanılırsa sağlıklı büyür. 3 bin yaşına kadar taşınabilir. Zeytin ağacında ağacın verimli zamanı denen bir şey yok. Gençleştirme budaması yapılıp eski haline dönmesi söz konusu olabilir. Tekniğine göre yaparsanız taşınan ağaçların yüzde 100’ü yaşar. Gördüğüm örnekler var, taşımalarda da bulunduk” diye konuştu.

TES-İŞ “işimiz” dedi

TES-İŞ Genel Başkanı İrfan Kabaloğlu da Muğla’daki termik santrallerde çalışan işçilerin ve ailelerinin santrallerin kapanmasıyla büyük mağduriyet yaşayacağını belirterek işçilerin ve ailelerinin haklarını savunmak zorunda olduklarını belirtti.

Baro sonuçlara işaret etti

Teklifle yapılan değişikliklerin doğa ve yaşam alanlarında yurttaşlar açısından geri dönüşü olmayacak zararlara sebebiyet vereceğine dikkat Türkiye Barolar Birliği Çevre Komisyonu üyesi Avukat Yakup Okumuşoğlu, “Bu madencilik kanun teklifi her yönüyle istisna düzenlemelerle her türlü alanda madencilik faaliyetine izin veriyor. Türkiye’nin çok prestijli noktaları ne yazık ki madencilerin elinde delik deşik olmuş vaziyette ve olmaya devam ediyor. Burada yaşayan insanlar var, buralarda devam eden hayvancılık var, tarım var, bu alanlarda insanların hayatları altüst ediliyor. Maden Kanunu’ndaki yapılan değişiklikler, getirilen istisnalar ne yazık ki maden sektörü lehine esaslı değişiklikler ve istisnalar yaratıp öbür tarafta çevre, doğa, yaşam, tarım, çiftçiler ve yurttaşlar açısından geri dönüşü olmayacak zararlara sebebiyet veriyor” dedi.

İkizköylüler mücadeleye çağırdı

Dün komisyon toplantısına alınmayan, darbedilen ve direnişleriyle toplantıya katılabilen İkizköylüler sabaha doğru bir açıklama yaparak tüm Türkiye’yi bu yağma ve talan yasasına karşı mücadeleye çağırdılar.

Köylüler dün komisyon toplantısına alınıncaya kadar bekleyeceklerini, ayrılmayacaklarını belirtmiş ve direnişleriyle toplantıya katılabilmişti. Bu taleplerini direnişle kazanan ve komisyon toplantısında yasaya karşı itirazlarını dile getiren köylüler, Milas’a döneceklerini, bu yasanın sonuçlarına karşı mücadeleyi sürdüreceklerini, yaşamlarının, topraklarının gasbedilmesine asla izin vermeyeceklerini belirttiler.