Bu Parayla 100 Yataklı 78 Devlet Hastanesi Açılabilirdi!



18 şehir hastanesinin sahibi 7 şirkete, sadece bu yılın ilk yedi ayında kira ve hizmet bedeli olarak 71 milyar lira ödendi. Ankara Tabip Odası’nın araştırmasına göre, bununla en az 100 yataklı 78 devlet hastanesi açılabilirdi.


Ankara Tabip Odası’nın geçen hafta yayınladığı “Şehir Hastaneleri: Dev Yatırım mı, Dev Yük mü? 2025’in İlk Yedi Ayında 70.7 Milyar TL Yuttu!” başlıklı açıklaması, işçi ve emekçilere bir kuruşluk zam için kırk takla atan, yoksullaştırmayı temel strateji haline getiren iktidarın patronlaraysa yine emekçilerin cebinden çekilen paralarla milyarlar aktardığını, sağlık sistemini tamamen piyasalaştırdığını bir kez daha ortaya koydu.

100 yataklı 78 devlet hastanesi, 4 birimlik 7 bin 70 ASM açılabilirdi!

Sağlık Bakanlığı’nın kamu-özel iş birliği projeleri için 2025 yılının ilk yedi ayında ayrılan kaynakla 100 yataklı 78 devlet hastanesi, 4 birimlik 7 bin 70 ASM açılabilirdi!” denilen açıklamada Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın halk düşmanı yüzü teşhir edildi.

Koruyucu sağlık hizmetleri geri planda

Bu programla sağlık hizmeti organizasyonunda ve finansman yapısında koruyucu sağlık hizmetlerinin geri plana itildiği ve kamu yararından önce özel sektörün çıkarlarının gözetildiği kaydedilen açıklamada “Popülist sağlık politikaları nedeniyle kaynakların büyük bölümü tedavi edici sağlık hizmetlerine ve Şehir Hastanelerine aktarılırken, kamu bütçesinden şirketlere yapılan kaynak transferi her yıl artmaktadır” diye kaydedildi.

Koca itiraf etmişti, ama…

Kamu kaynaklarını yutmaya ve genel bütçe üzerinde yük oluşturmaya devam eden şehir hastanelerinin bütçedeki kara deliğin genişlemesine neden olduğu vurgulanan açıklamada eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın, şehir hastanelerinin iktisadi yükünü itiraf ederken “kira bedelinin 322 milyar avroya ulaştığını”, bu nedenle “bütçeye yükünü 27,5 milyar avroyla sınırladıklarını” söylediği hatırlatıldı.

Sağlık Bakanı değişse de sağlığı piyasalaştıran anlayış değişmediği için Şehir Hastaneleri sorunlarının sürmekte olduğunun altı çizilen açıklamada şu bilgilere yer verildi:

“2025 yılı bütçe ödeneklerinde Şehir Hastaneleri için ayrılan kira ödemeleri tutarları yine artırıldı. 37 milyar 420 milyon 717 bin TL’si hizmet alımı, 67 milyar 181 milyon 365 bin TL’si kullanım bedeli olmak üzere 104 milyar 602 milyon 82 bin TL’lik ödenek Şehir Hastaneleri için ayrıldı. Bu miktar Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 10’una denk geliyor.”
Kaynak aktarmaya devam

ATO’nun açıklamasında Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan “Bütçe Giderlerinin Faaliyet Sınıflandırması Tablosu”na yer verilerek bu tabloda harcamaların ayrıntılarına yer verilmese de şu rakamlar aktarıldı:

“Kamu Özel İşBirliği Modeli ile Yapılan Sağlık Tesisleri için Ocak ayında 15 milyar 129 milyon 245 bin 397 TL’lik harcama kalemi ayrılırken, bu rakam 2025 yılının ilk yedi ayında (Ocak-Temmuz) 70 milyar 770 milyon 837 bin 838 TL’yi buldu.

Memişoğlu 2025’te 1000 yeni ASM demişti, ama…

Sözkonusu kaynağın birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için seferber edilebileceği, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun 2024 yılının sonunda yaptığı bir açıklamada “2025 yılında 1000 yeni Aile Sağlığı Merkezi (ASM) açacağız” demesine karşılık, Türkiye genelinde ASM sorununun devam ettiği belirtildi.

Açıklamada şehir hastanelerine ayrılan kaynakla ASM hekimlerine mülkiyeti kamuya ait olmak üzere kira ödemek zorunda kalmadıkları ASM’ler tahsis edilebileceği vurgulandı. Yanı sıra birinci basamak sağlık hizmetinde ASM’lerde belirli bir standardın yakalanması suretiyle eşit ve erişilebilir hizmet sunmanın mümkün olduğunun altı çizildi.

Buradan yola çıkılarak şu çarpıcı bilgiye yer verildi:

“2025 yılının ilk yedi ayında Kamu Özel İşBirliği modeli için ayrılan kaynakla ortalama maliyeti 10 milyon TL’yi bulan 4 birimlik en az 7 bin 70 ASM yapılabilirdi.

Eşit, ulaşılabilir, kamucu sağlık sistemi

Sağlık politikalarının nasıl belirleneceği ve sağlığa ayrılan kaynağın nasıl ve ne için kullanılacağı, kaynakların nitelikli ve erişilebilir sağlık sistemi için mi yoksa şirketler için mi kullanıldığının politik bir tercih olduğu belirtilen raporda şu yaklaşım bir kez daha yinelendi:

Sağlık hizmetleri, şirketlerin ve özel çıkar gruplarının ekonomik çıkarlara teslim edilmeksizin, kamu yararı, kamu hukuku ve kamu maliyesi araçlarıyla üretilmesi gereken faaliyetlerdir. Sağlık hizmetleri, kamucu planlamayla birlikte, eşit, ücretsiz ve erişilebilir olmalıdır.

Kamu-Özel İşbirliği modeliyle yapılan Şehir Hastaneleri sözleşmeleri tazminatsız olarak feshedilmeli, kamu zararı belirlenerek sorumlulardan geri alınmalıdır. Şehir Hastaneleri için kapatılan köklü devlet hastaneleri yeniden açılmalıdır. Şehir Hastaneleri kamulaştırılmalıdır.